Ana Sayfa
07 Aralık 2016 ( 70335 görüntülenme )

30 AĞUSTOS'TA NE OLDU Kİ KUTLAMALAR İPTAL EDİLDİ

Bakınız 30 Ağustos'da ne oldu...
Türk Kurtuluş Savaşı Batı Cephesi
 
15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgal eden Yunanlılar, kısa süre içinde Ege Bölgesinde birçok yeri ele geçirdiler.
 
8 Temmuz 1920 de Bursa'yı ve 29 Ağustos'ta da Uşak'ı işgal ettiler.
 
Bursa ve Uşak'tan başlatılan ilk genel Yunan saldırısı, İnönü savaşlarında geri püskürtüldü.
 
Temmuz 1921 deki genel Yunan saldırısı ise Afyon, Kütahya ve Eskişehir'in düşmesiyle sonuçlandı ve ancak Sakarya Savaşıyla durdurulabildi.
 
Ama Afyon, Kütahya ve Eskişehir, Türk ordusunun Büyük Taarruzla kazandığı zafere kadar işgal altında kaldı.
 
20 Eylül 1919 Cumartesi günü gecesi saat üçte Binbaşı İsmail Hakkı, Yüzbaşı İsmet ve Yüzbaşı Süleyman ve Mülazım Tahsin Beyler Kuvayi Milliye teşkilatı yapmak üzere Kütahya'ya gelerek teşkilat yapıp, yardım olarak ahaliden yüz elli bin lira iane alınmasına karar verdiler. Kuvayi Milliye Heyeti Reisliğine eski Kütahya ahızasker şubesi reisi binbaşı Nüzhet Bey seçildi.
 
Mütarekeyi müteakip Çanakkale Boğazı'nın düşman tarafından tazyiki üzerine pek çok cephanelik mühimmat Kütahya'ya nakledilip büyük bir handa muhafaza edildi. İngilizlerin bu cephanelere el koymak istemesi haberi üzerine Bedrettin oğlu Şeyh Seyfi Efendi, yazı işleri müdürü Hasan Sami ve polis başkomiseri Fevzi Beyler'in himmetleriyle bu cephanelerin bir kısmı geceleyin şehre ve civar köylere, köylüler vasıtasıyla naklettirildi.
 
Milli mücadelenin bilhassa ilk zamanlarında silaha çok ihtiyaç vardı. Düşmanın yavaş yavaş ilerlemesi ve muhacirlerin gelişi henüz halkı heyecanlandırmamıştı.
 
Daha İsmail Hakkı Bey gelmeden Alaşehir'in düşman eline geçtiği duyulmuş ve elinde silahı olanların bir hizmet olmak üzere silahlarını hükûmete vermeleri ilan olunarak camilerde hocalar vasıtasıyla halka telkin yapılmıştı.
 
Bazı kişilerin karşı propagandasıyla halk tereddüt etmiş ve vaziyeti iyice kavrayamamıştı. Bunun için Kuvayi Tedibiye kumandanının şiddetli bir beyanname yazması gerekliydi.
 
Nitekim böyle bir ilan yayımlanmış ve bu ilan üzerine üç gün zarfında Kütahya'da iki yüz işe yarar silah ve yüzlerce cephane toplandı ve bundan başka köylere de silahlar gelmeye başladı.
 
Asıl olarak Yunanlar işgaline karşı Batı Anadolu’da verilen savaşları kapsayan Batı Cephesi ya da Garp Cephesi, 22 Haziran 1920’de Milne Hattı’ndan başlayan Yunanistan Ordusu'nun gelen taarruzunun hemen ardından, 25 Haziran 1920’de oluşturuldu ve komutanlığına Ali Fuat Paşa getirildi.
 
Bu arada Yunan kuvvetleri 24 Mart 1920’de Dumlupınar’ı, 28 Mart’ta da Afyon’u ele geçirmişlerdi. Yunanlara karşı verilen asıl savaşlar da bu tarihten sonra oldu. Kütahya Milli Alay Kumandanlığı da Ali Fuat Paşa tarafından İsmail Hakkı Bey'e verilmiş ve bu olay Çerkez Ethem ile İsmail Hakkı Bey'in arasını açmıştır.
 
Kütahya'dan kalkarak Gediz'e ulaşan Ethem Bey, İsmail Hakkı Bey'e şu telgrafı çekerek hazır bulunmasını bildiriyor:
 
"Teşkilâtınızı bir gün evvel ikmal ederek benden alacağınız talimata göre harekete amada bulununuz kardeşim. 27 Temmuz 336. Kuvaı Tedibiye K. Ethem"
 
İsmail Hakkı Bey telgrafta şu cevabı vermiştir:
 
"Efrada kaput ve başlık yaptırılmak üzere bin beş yüz kişilik kumaş almak için Uşak'a memur gönderilmiştir. Techizat nevakısı mülhakattan peyderpey vürut etmekte olan esliha ile ikmal ve iki taburun buna müteferri ihtiyacı müstaceliyetle temin edilmekte ve teşrifi kerimanelerinden sonra nezareti acizanem tahtında efradın az çok terbiyei iptidaiye ve sairesiyle iştigal olunmaktadır.
 
Millî Kütahya alayının teşkili lüzumu Ali Fuat Paşa Hazretleri tarafından acizlerine akşam telgrafla emir buyrulmuştur. Arzu ve eseri teveccühü âlileri dairesinde tertip ve tensik edilecek olan bu alayın pek yakın bir zamanda emri âlilerine amade bulundurulacağı maruzdur ferman. 27 Temmuz 336"
 
Ancak Ali Fuat Paşa, Yunanistan'ın genel taarruzu ve Çerkez Ethem Bey'in faaliyetleri karşısında başarısız bulundu ve Batı Cephesi komutanlığından alındı.
 
TBMM Hükümeti, 9 Kasım 1920’de Batı Cephesi'nin iki kısma ayrılmasına karar vermiştir.
 
Bu karara göre Kuzey Cephesi, İzmit, Ertuğrul, Eskişehir, Kütahya sancaklarını kapsayacak ve Genelkurmay Başkanı Albay İsmet Bey (İnönü) komutasında olacaktır.
 
Güney Cephesi ise Afyonkarahisar, Isparta, Burdur, Denizli, Aydın, Menteşe, Antalya, Konya, Silifke, Niğde ve Adana merkez sancağını kapsayacak ve İçişleri Bakanı Albay Refet Bey (Bele) komutasında kurulacaktır.
 
Yeni kurulan (Ekim 1920) düzenli ordunun Batı Cephesi Komutanlığı'nda bulunan kuvvetler, 1.728 subay ve 27.571 er idi.
 
Bu arada Yunanlar 8 Temmuz 1920’de Bursa’yı, 12 Temmuz 1920’de İznik’i işgal etmişlerdi. Simav Cephesinde de vaziyet iyi değildi. Yunanlar Demirci'yi zapt etmiş, Simav'a ilerliyorlardı.
 
20 Ağustos'ta Gediz'de bulunan üçüncü taburun Simav'a hareket etmesi emrolunmuştu.
 
Bu sırada Uşak sükût ediyor ve alayın başında bulunmak üzere Kütahya Milli Alay Kumandanı İsmail Hakkı Bey; Çerkes Ethem tarafından cepheye davet ediliyordu. İsmail Hakkı Bey 28 Ağustos 1920'de otomobille Gediz'e hareket ederek yerine vekil olarak Müdafaa-i Hukuk Reisi Binbaşı Nüzhet Bey'i bıraktıysa da Gediz'in de tehlikeye düşmesinden dolayı abluka tehlikesine maruz kalmamak için Kütahya'ya geri döndü ve istirahat için Eskişehir'e gitti (4 Eylül 1920).
 
5 Eylül'de düşman Gediz'i alarak Efendiköprüsü civarına kadar geldi. Son taarruzda muvaffak olunamaması işleri büsbütün bozmuştu. Efendiköprüsü Kütahya'ya 6 saat mesafede olduğundan Kütahya'da telaş baş gösterdi ve pek çok memur aileleri Eskişehir ve Ankara'ya gitmeye başladı.
 
Uşak'ın sükûtunu müteakip Afyonkarahisar'da vaziyet ciddileşmiş ve Simav da Yunan kuvvetleri tarafından işgal edilmiştir.
 
24 Eylül Cuma günü Garp Cephesi Kumandanı Ali Fuat Paşa cepheyi teftiş için Kütahya'ya geldi.
 
6 Ocak 1921’de Bursa yöresinden saldırıya geçen Yunan birlikleri, 11 Ocak 1921’de Birinci İnönü Muharebesi’nden sonra geri çekildiler. Bir süre sonra Yunanlar, Londra Konferansı sürerken, Bursa’nın doğusundaki Dimboz’dan Eskişehir yönünde yeni bir taarruz başlattılar.
 
Bu taarruz, 23 Mart-1 Nisan 1921 tarihleri arasında yapılan İkinci İnönü Muharebesi sonucu durduruldu. Bu muharebenin ardından, 3 Mayıs 1921’de Batı Cephesi İsmet Paşa (İnönü)’nın komutanlığı altında yeniden birleştirildi.
 
U şak'ta Yunan kralını karşılama töreni için hazırlıklar yapılıyor. (21 Haziran 1921)

Bursa, Yunan kuvvetlerinin üslendiği en önemli merkezlerden biri durumuna gelmişti. Sevr Antlaşması’nı imzalaması için Ankara Hükümeti’ni sıkıştırmaya ve Batı Cephesi birliklerinin direncini kırmaya yönelik yeni bir Yunan saldırısı da Temmuz 1921’de Bursa ve güneyinden geldi.
 
Türk birlikleri, bu saldırıya karşılık verecek gerekli hazırlıkları tamamlamış değildi ve bundan dolayı düzenli olarak geri çekilmeye karar verildi. Bu çekilme Sakarya Irmağı’nın doğusuna kadar sürdü. Bu arada Yunan kuvvetleri 13 Temmuz 1921’de ikinci kez Afyon’u, 17 Temmuz 1921’de Kütahya’yı ve 20 Temmuz 1921’de Eskişehir’i işgal etti.
 
İkinci İnönü Muharebesi
 
Londra Barış Konferansı’nın önerilerinin TBMM Hükümeti’nce reddedilmesi üzerine, İtilaf Devletleri’nin isteklerini zorla Türklere kabul ettirmekle görevlendirilen Yunanlar, Bursa üzerinden Eskişehir’e, Uşak üzerinden Afyon’a doğru 23 Mart 1921'de saldırıya geçtiler.
 
Yunanlar, Bilecik’i, İnönü’de Metris Tepe'yi ve Uşak’ı ele geçirmeleri üzerine, TBMM Muhafız Taburu cepheye gönderildi. Böylece güçlenen Türk kuvvetleri karşı saldırıya geçerek Yunan saldırısını püskürttü. Batı Cephesi Komutanı İsmet Bey’in savaş süresince verdiği “mevzilerin kesin olarak savunulması” emri başarının elde edilmesinde etken oldu. 1 Nisan 1921’de Yunan ordusu Bursa’ya çekilmeye başladı. Böylece Yunanlar İnönü’de ikinci kez yenildiler.
 
Yenilgi sonucunda TBMM Hükümeti varlığını bütün Avrupa devletlerine, resmen olmasa da kabul ettirdi; içte ve dışta nüfuz ve saygınlığı yükseldi. Avrupa ülkelerinde, İngiliz ve Yunan politikasına karşı güvensizlik ve muhalefet başladı. Ordu mensuplarında, her bakımdan kendilerine güven arttı.
 
Bu durum karşısında, Fransızlar Zonguldak’tan, İtalyanlar Güney Anadolu’dan çekilmeyi tercih ettiler. TBMM Hükûmeti ordusunun kazandığı zaferler, İtilaf Devletleri’ni Türkler hakkında yararlı kararlar almaya zorladı. II. İnönü Muharebesi’nin kazanılmasından, Sovyet Rusya ve Afganistan gibi dost devletlerde büyük bir memnunluk duyulmuş ve bu resmen Ankara hükûmetine bildirilmiştir.
 
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri

10 Temmuz’da Yunan saldırısı İnönü-Eskişehir, Afyon ve Kütahya hattında geniş bir cephede başladı. Bu durumda Mustafa Kemal Paşa fazla kayıplar verilmeden ordunun Sakarya Irmağı'nın doğusuna çekilmesine karar verdi.
 
Ordu, Sakarya’nın doğusunda toparlanmaya başladı. Yunanlar da Sakarya Irmağı kıyılarına kadar ilerlediler. Yunanlar Sakarya Irmağı'nın batı tarafında durmuşlar, yeni bir saldırı için hazırlıklara başlamışlardı. Sonuçta Yunanlar kazanmıştı. Ordumuz, yok olmamak için Sakarya Irmağı'nın doğu kıyısına çekilmişti.
 
Sonuç olarak Eskişehir, Afyon ve Kütahya Ankara Hükümeti'nin elinden çıkmıştır. Yunanları oyalamak için Ankara'ya giden tüm demiryolları havaya uçuruldu. Çünkü Yunanlara Ankara yolu gözükmüştü. Meclis tarafından Mustafa Kemal 5 Ağustos 1921’de başkomutan seçilmiştir.
 
M ustafa Kemal ayrıca üç ay süreyle meclisin orduya ilişkin yetkilerine de sahip olacaktı. Mustafa Kemal ilk iş olarak ordunun gereksinimlerinin sağlanması için 7-8 Ağustos 1921'de Tekalif-i Milliye Emirleri (Ulusal Yükümlülükler) yayımladı. Tekalif-i Milliye emirlerinin uygulanmasında çıkacak aksaklıkları ortadan kaldırmak için çeşitli yerlerde İstiklal Mahkemeleri açıldı.
 
Sakarya Meydan Muharebesi

23 Ağustos – 13 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan ve Türk milleti için bir ölüm kalım savaşı olan Sakarya Meydan Muharebesi; Kurtuluş Savaşı içinde kader tayin edici olmuştur.
 
Bu savaştan önce Yunanların başlıca hedefi; Ankara yönünde ilerleyerek, Türk Ordusunu yok etmek ve Kurtuluş Savaşı’nın sembolü ve direniş merkezi haline gelen Ankara’yı ele geçirmekti. Böylece Türk azim ve direnme gücü yok edilmiş olacaktı.
 
Mustafa Kemal Paşa’nın emir ve komutasında, Türk ulusunun kanıyla yapılan en uzun meydan muharebesi; Türk Kurtuluş Savaşı tarihine de subay muharebesi diye geçen Sakarya Destanı 21 gün 21 gece devam etmiş ve 13 Eylül günü Yunanların Sakarya Nehri’nin doğusunu tamamen terk etmesiyle son bulmuştur.
 
23 Ağustos 1921’de Yunan ordusunun saldırısıyla başladı ve 22 gün-22 gece sürdü.
 
Başkomutan Mustafa Kemal’in yönettiği Sakarya Savaşı, Yunan ordusunun 13 Eylül 1921’de Sakarya Irmağı’nın batısına çekilmek zorunda bırakılmasıyla son buldu. Sakarya zaferinin ardından ilan edilen seferberlik Büyük Taarruzun ilk işareti oldu.
 
Başkomutan Mustafa Kemal, Sakarya Meydan Muharebesi sırasında ülke savunmasını şu şekilde ifade etmiştir:
 
"Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O sathı bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanı ile ıslanmadıkça bırakılamaz. Onun için küçük, büyük her birlik bulunduğu mevziden atılabilir fakat, küçük büyük her birlik durabildiği noktadan yeniden Yunan birliklerine karşı cephe teşkil edip muharebeye devam eder. Yanındaki birliğin çekilmek zorunda kaldığını gören birlikler, ona uymaz; bulunduğu mevzide sonuna kadar durmaya ve direnmeye mecburdur."
 
Sakarya Savaşı sonunda; Türk Ordusu’nun 1683 yılındaki 2. Viyana Kuşatmasındaki yenilgisinden beri süregelen çekilmesi sona ermiştir. Bu savaş, Türk Ordusu’nun son savunma savaşıdır. Muharebe Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanmıştır.
 
Uzun bir hazırlık döneminden sonra, 26 Ağustos 1922’de Mustafa Kemal’in başkomutanlığında Büyük Taarruz başladı. Batı Cephesi birlikleri, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde Yunanlara karşı büyük bir zafer kazandı.
 
İzmir’e doğru çekilen Yunanları izleyen Türk birlikleri, 9 Eylül 1922’de İzmir’e girdi.
 
Sakarya savaşı ve ondan önceki muharebelerde Türklerin taarruza geçememesinin sebebi TBMM'nin yeterli güce ulaşamamasıdır. Fakat Mustafa Kemal Paşa'nın Tekalif-i Milliye emirlerinden sonra halkın desteğiyle ordu taarruz gücüne ulaştı.
 
Mustafa Kemal Haziran 1922’de taarruz kararı aldı. 6 Ağustos 1922’de orduya gizlice taarruz için hazırlanması emri verildi. Mustafa Kemal Akşehir’e gelerek komutanlarla toplantı yaptı. Toplantıda 26 Ağustos taarruz günü olarak belirlendi. Taarruz Afyon’un güneyinden Dumlupınar yönüne doğru baskın şeklinde başlayacak ve sonra da meydan savaşına dönüştürülerek Yunan kuvvetleri tümüyle yok edilecekti.
 
26 Ağustos 1922 sabahı saat 05.30 da topçularımızın ateşiyle Kocatepe’den taarruz başladı. Başkomutan Mustafa Kemal de bu esnada taarruzu Kocatepe’den sevk ve idare ediyordu. Siklet merkezi 1 inci Ordu da olmak üzere, 1 inci Ordu güneyden, 2 inci Ordu kuzeyden taarruzla, harekat kısa sürede başarılı bir şekilde gelişti. Yunan savunma hattı parçalandı. 26/27 Ağustos gecesi Yunan mevzileri ele geçirildi.
 
27 Ağustos’ta Türk Ordusu Afyon’u Yunan işgalinden kurtardı. Dumlupınar mevzilerine çekilen Yunan birliklerine karşı 29 Ağustos’ta taarruz eden ordumuz, 30 Ağustos’ta Yunan ordusunu tamamen kuşatarak büyük bir kısmını imha etmiştir.
 
Yunanistan Ordusu Başkomutanı General Trikopis esir alındı. Kütahya’daki Yunan Ordusu temizlenmiştir. Bu savaşı Başkomutan Mustafa Kemal doğrudan kendisi yönettiği için bu zafere Başkomutanlık Meydan Muharebesi denir.
 
Başkomutan Mustafa Kemal’in 1 Eylül 1922’de, Türk ordusuna verdiği emrinin son paragrafı
"Ordular! İlk Hedefiniz Akdeniz'dir. İleri." şeklinde 2 Eylül 1922 tarihli Hâkimiyeti Milliye gazetesinde yayımlanmıştır.
 
Yunan işgalindeki tüm yerler tek tek kurtaran Türk ordusu 9 Eylül 1922’de İzmir’e girdi.

Büyük Taarruzun ardından Mudanya’da başlayan ateşkes görüşmelerine İsmet Paşa, Batı Cephesi komutanı olarak katıldı. Mudanya Mütarekesi’nin ardından İsmet Paşa Batı Cephesi komutanlığından ayrılarak hariciye vekili oldu. Batı Cephesi komutanlığını Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa üstlendi.
 
Lozan Antlaşması’nın imzalanmasından sonra, savaş ortamı tamamen ortadan kalktı ve 1 Eylül 1923’te Batı Cephesi karargâhı kaldırıldı.
 
 
 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tv
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ