Ana Sayfa
15 Mayıs 2017 ( 29440 izlenme )

KAMUOYUNDA EN ÇOK TARTIŞILAN KONU: İKİZ YASALAR NEDİR?..

ABD Cumhuriyetin Eğitimin Kurumlarına Bakınız Nasıl Elkoydu…


27 Aralık 1949 tarihinde, Türkiye ve ABD Hükümetleri arasında ikili bir anlaşma imzalandı. Konu: İki ülke arasında yapılacak eğitim ve öğretim işbirliğiydi.

Anlaşma şuydu:


‘TC Hükümeti ve ABD Hükümeti, eğitim sahasında yapılacak temaslarda bilginin ve mesleki istidat sahiplerinin daha geniş ölçüde mübadelesi suretiyle Türkiye Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri milletleri arasında karşılıklı anlaşmayı daha ziyade geliştirmek arzusunda bulunduklarından;

Aşağıdaki hususlarda mutabık kalmışlardır:

Madde 1. Türkiye’de Birleşik Devletler Eğitim Komisyonu namı altında bir komisyon teşkil olunacak ve bu komisyon iş bu anlaşmanın hükümleri dairesinde TC Hükümeti tarafından temin edilen paralarla finanse edilecek olan eğitim programının idaresini kolaylaştırmak için ihdas ve tesis edilmiş bir teşekkül olarak Türkiye Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri hükümetleri, tarafından tanınacaktır…

Madde5. Komisyon, dördü TC vatandaşı ve dördü ABD vatandaşı olmak üzere sekiz azadan müteşekkil bulunacaktır. Bunlara ilaveten ABD Türkiye’deki diplomatik heyetinin başı(ki aşağıda misyon şefi ismiyle anılacaktır) komisyonun fahri başkanı olacaktır.

Misyon şefi komisyonda reylerin tesavisi halinde kati rey verecek ve komisyon başkanını tayin edecektir. Başkan komisyonun fiili azası sıfatıyla rey hakkına haiz bulunacaktır.

Misyon şefi en az ikisi ABD’nin Türkiye’deki hariciye teşkilatının muvazzaf memurlarından olmak üzere, komisyondaki Birleşik Devletler vatandaşlarını tayin ve tedbil etmek selahiyetine haiz olacaktır.

İşte ünlü İKİLİ ANLAŞMA dedikleri bu!

Peki, bu ABD bu İkili Anlaşmalar yoluyla Türkiye’de ne yaptı?

Türkiye’nin nüfusunun yaklaşık %80’inin köylerde yaşadığı ve köylerin %90’ında okul olmadığı düşünüldüğünde, Cumhuriyet Köyleri Projesi bir kurtuluş reçetesiydi ama…

Aydınlanmış halk özgür iradesiyle feodal ağalığın pençesinden kurtulacaktı; Millet Mektepleri, Halk Dershaneleri, Köy Öğretmen Okulları, Köy Eğitmen Kursları, Köy enstitüleri ve Halkevleri ile insanımız yetiştirilecekti ama…

17 Nisan 1948’de Köy Eğitmen Kursları kapatıldı.

19 Ocak 1932’de faaliyetlerine başlamıştı. Amaç; eğitim-kültür ve aydınlanma seferberliğiyle aydın, bilgili ve bilinçli bireyler yetiştirmekti ama kapatıldı.

2 Mayıs 1951’de Halkevleri kapatıldı.

Köy Eğitmenleri… Projeden amaç; köy öğretmeni ve meslek erbabı yetiştirmekti, demiştik… 

Tarım, büyük ve küçükbaş hayvancılığı, inşaat, müzik, el sanatları gibi köylünün günlük yaşamının ayrılmaz parçası olan bu alanlarda yetiştirilen kız öğrencilere köy hayatının geliştirilmesinde önemli bir vazife verilmişti ve onlar da bu vazifeyi büyük bir coşkuyla yapıyordu ama…

27 Ocak 1954’te, Köy Enstitüleri kapatıldı.

Toprak reformu…

1945 yılında, ‘Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’ TBMM’ne sunulmuştu; Köylüye toprak dağıtımına başlanmıştı ama…

1950’de, Demokrat Parti’nin tek başına olduğu TOPRAK REFORMU uygulanmaktan vazgeçildi .

Toprak reformu, yıl 2016, hala yapılamamış olup Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde toprak ağaların elindedir. AKP Hükümeti üretime değil, toprağın tapusuna teşvik verdiği için, tapu da ağaların elinde olduğu için köylü çalıştığı ve ürettiği topraktan teşvik alamamaktadır.

Toprak reformu yapılamadığından da, feodal toprak ağalığı yıkılamamıştır.

Yıkılamadığı için de
masum ve çaresiz halk hala Tarikat şeyhleri, toprak ve aşiret ağalarının, son otuz yıldır da PKK terör örgütü ağalarının elinde körü körüne hala sürüklenmektedir.

Öte yanda…

Kutsal dinimizin siyasi ve şahsi çıkarlara alet edilmesini ve de halkımızın bu tarikat şeyhlerin peşinden körü körüne sürüklenmesi önlemek isteyen Cumhuriyet Yönetimi, 1925’te tekkeleri kapatmıştı ama…

1942’de, Nakşibendi Şeyhi Küçük Hüseyin Efendi’den halifelik icazeti alan Ömer Fevzi Mardin eliyle Kadıköy’de İlahiyat Kültür Telifleri Derneği kuruldu.

1949 yılında, hükümet kararnamesi ile Kur’an kursları açıldı, bunu 1951 yılında İmam Hatip Okulları izledi.

Ardından…

21 Ocak 1950’de
önce Gümüşhanevi sonra İskenderpaşa ve derken İsmailağa Cemaati olarak yeniden açıldı.

Prof. Dr. Emre Kongar şöyle diyor;

‘Başlangıçta örtülü gericilik akımlarının dinsel alanda ortaya çıkmasına izin verilmemekle birlikte, dine karşı tutum, bir önceki döneme oranla çok yumuşaktı. Sonradan bu yumuşaklık, başbakan olarak Menderes’in Nur Cemaati Lideri Said-i Nursi’nin elini öpmesine kadar uzanan bir din sömürücülüğüne kadar gidecektir’…

Ve…

Çok partili siyasi hayata geçilmesiyle birlikte Tarikat şeyhleri seçimlerde etkili olmaya başladılar. 

Siyasi partiler de oy toplamak için şeyhlerin çocukları ve torunlarını listelerinden aday gösterdiler:

Kasım Kufralı, Şeyh Selahaddin’in oğulları Kamran İnan, Abidin İnan, Şeyh Muhammed Ma‘sum’un oğlu Muhittin Mutlu, Şeyh Said’in torunu Abdülmelik Fırat, Şeyh Fethullah’ın torunu Gıyasettin Emre, Şeyh Ali es-Sebti’nin torunu Ali Rıza Septioğlu çeşitli dönemlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görev yaptılar.

Günümüzde bu tekkeler özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da ‘divan’ adıyla faaliyetlerini hala sürdürmektedir.

İşte ABD, bu İkili Anlaşmalar eliyle Türkiye’de eğitim ve öğretim sistemini eline geçirmiş ve Üst Akla hizmet edecek siyasi, ticari, akademik ve Tarikat kadrolarını işte böyle günümüze hazırlamaya başlamıştı…

Ve bugün Türkiye’yi yöneten siyaset, işte bu İkili Anlaşmalar eliyle ABD’nin hazırladığı bu zeminde yetişen kadrolar tarafından hala işletilmektedir…

Erdal Sarızeybek

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haberwww.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırmawww.bilgeturksam.com
Video Haberwww.sarizeybek.tv
Özel Haberwww.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAPwww.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ