Ana Sayfa
02 Aralık 2017 ( 1491 görüntülenme )

ERDOĞAN-BÜYÜKANIT... DOLMABAHÇE'DE NE OLDU?

“DOLMABAHÇE GÖRÜŞMESİNE GİDEN YOL”


Ülkemiz bir 15 Temmuz yaşadı, sonuçlarını da hâlâ yaşıyor.
Türk milleti yaralı; varlığını ve bekasını emanet ettiği ordusuna sızmış işbirlikçiler eliyle sırtından hançerlendiğini düşünüyor.

Türk ordusu da yaralı; kalbinden öyle bir vuruldu ki tedavisi hâlâ sürüyor.

Öte yandan... Komşularımız olan Irak ve Suriye’de büyük bir yangın çıkmış büyüyor ama bırakın söndürülmeyi üzerine körükle gidiliyor.
Ve Türkiye bir savaşın eşiğine sürükleniyor.

“DOLMABAHÇE'YE GİDEN YOL BARZANİ İLE BAŞLADI”

Bugün Türkiye’de Barzani konuşuluyor, yaptığı kanun dışı referandum konuşuluyor ve mevut siyaset Barzani’ye veryansın ediyor…

Peki, bu Barzani’yi Barzani yapan başta Özal değil miydi?
Peşmergeydi o zamanlar, 91’de Özerk yapılıp tanınmadı mı?
Bu Özerk Barzani, Erdoğan siyasetiyle Federe yapılmadı mı? Yapılıp da tanınmadı mı?

“BARZANİ NASIL BUGÜNE GELDİ”

Megri Megri türkülerini söyleyen Diyarbakır’da ben miydim?
Üç PKK’lı ölüsü için Diyarbakır’da masum halı sürükleyip meydanlara toplatan ben miydim?

Habur’a teröristleri getirip özel mahkeme kuran katillerin ifadesini değiştirtip serbest bırakan hatta otobüse bindirip Doğu ve Güneydoğu’da şehir şehir ilçe ilçe köy köy sanki katil değil kahramanmış gibi dolaştıran ben miydim?

“12 NİSAN’DA GENELKURMAY BARZANİ’YE TAVRI KOYDU”

Ve sonunda Genelkurmay Başkanlığı yetki istedi; Irak’ta tehdit var, harekat yapmamız lazım dedi. Ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğü tehlikede dedi. İzin istedi izin, Irak’taki Barzani bölgesindeki teröristlerin inlerine harekat yapmak için izin istedi.

 Ama hükümet vermedi!

İşte Genelkurmay işte o izin talebi:

‘Peki, Kuzey Irak’a bir operasyon yapılmalı mı? Evet, yapılmalı. Olayın iki boyutu var. Birincisi sadece asker olarak baktığım zaman, evet yapılmalı. Fayda sağlar mı? Evet, sağlar. Olayın ikinci boyutu, siyasi olaydır. Bir hudut ötesi operasyon yapılması için bir siyasi kararın ortaya çıkması lazım. TSK, yasal zeminde görev verildiğinde bu operasyonları yapma gücüne fazlasıyla sahiptir.”

12 NİSAN TAM BİR MUHTIRA İDİ”

İlk bakışta 12 Nisan açıklamasının askerin olağan terör analizi diyebilirsiniz ama bu doğru olmaz. Çünkü burada 91 ve 2003’te izlenmiş olan iki ayrı siyasetin, Özal ve Erdoğan, Türkiye’ye zarar vermiş olduğu bildirilmektedir. 

Aynı zamanda ABD müttefikliğinin Türkiye’nin zararına olduğu açıklanmıştır. 
Ve nihayetinde Irak’a harekat yapılmaması halinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığı ve bekasının tehlikeye düşürülmüş olacağı ilan edilmiştir.

Bizim anladığımız 12 Nisan’dan işte budur ve bu bir muhtıradır.

“BU ÜLKEDE KİMSE 12 NİSAN'DAKİ BU MUHTIRAYI GÖRMEDİ”

Ama… Medya bu gerçeği hatta MHP ve CHP siyaseti bu gerçeği ya görmedi ya da görmezden geldi. 

Ve aynı medya Büyükanıt’ın bu konuşmasında geçen “sözde ve özde Cumhurbaşkanı” deyişini manşete taşıyarak burada söylemeye çalıştığım gerçeğin üzerini magazinleştirerek örtülmesine yol açtı. 

Başbakan ne yaptı? 

Önce “içeriye bakın sonra dışarıya bakarsınız” diyerek olası bir Irak harekatının gerekçesini ciddi olmadığı işaret edilerek bu ağır mesele kamuoyunun dikkatinden kaçırıldı. 

Ve hepimiz bunları tartışırken 27 Nisan sözüm ona muhtırası gündeme düşürüldü. 

“12 NİSAN BAŞKA 27 NİSAN BAŞKA”

Şimdi…
Belki diyeceksiniz ki bu Yaşar Büyükanıt da az değil. Hatta Dolmabahçe vakasını açacaksınız ama... Elbette o konuya geleceğiz ancak buradaki durum bildiğiniz gibi değil.

Ortada belge var, ortada tehdit var ve ortada hükümete yapılmış olan bir çağrı var.
Belki dersiniz, ‘ne olmuş canım, hükümet bu, kabul etmemiş işte’ diyebilirsiniz ama iş öyle değil!. Biz bu harekatı yapmadığımız için o günden bugüne binlerce şehit verdik. En sade mantık der ki, zamanında bu harekata izin vermeyenler bu şehitlerimizin sorumlusudur.

Doğrudur sorumlusudur ama bu hesap hiç sorulmadı ki!

“12 NİSAN’DA BÜYÜKANIT HAKLIYDI”

O tarihte yani 12 Nisan’da Yaşar Büyükanıt haklıydı.

İşe bakın ki bu aynı Büyükanıt, bu açıklamasından tam 15 gün sonra Genelkurmay resmi web sayfasında hem de bir gece yarısı aynı hükümete karşı bir muhtıra yayınladı.
Arada geçen gün sayısı sadece onbeş!

Peki, 27 Nisan neydi?

“12 NİSAN İLE 27 NİSAN BİRBİRİNE TABAN TABANA ZIT”

12 ile 27 Nisan birbirinden çok farklıdır; birinde terör dikkate çekilirken diğerinde irtica öne çıkarılmıştır. İrtica öne çıkarılırken de Türk toplumunun en hassas olduğu konular özensizce dile getirilmiştir. 

Örneğin 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı ile Kur’an okuma günü mukayese edilerek sanki Kur’an okumanın cumhuriyete yönelik bir tehdit olabileceği hissi uyandırılmıştır ki bu yanlıştır.

“27 NİSAN MUHTIRASI BİR TEZGAH”

Benzer şekilde Şanlıurfa’da başlarında beyaz tülbentle ilahi okuyan küçük yaştaki kız çocuklarımız ile Atatürk ve Türk Bayrağı değerlerimiz karşı karşıya getirilmiştir. 

Böylece saflığın ve masumiyetin sembolü olarak Türk milletinin yüreğinde yer etmiş olan beyaz tülbent ile küçücük çocuklarımızın bu kez Atatürk’e ve kutsal bayrağımıza tehdit olabileceği algısı yaratılmıştır. Ki bu da çok ağır bir yanlıştır. 

“27 NİSAN BİR PROVOKASYON”

Ve nihayetinde kutlu doğum şöleni, Kur’an okuma, ilahi söyleme gibi Türk milletinin en hassas olduğu konular öne çıkarılarak, bu inançlarımızın sanki devlete ve cumhuriyete bir tehdit olduğu ileri sürülmüş ve Türk Ordusu ile bu değerlerin karşı karşıya getirilmesi sağlanmıştır ki bu affedilemez bir hatadır. 

“TARİHİMİZDE BÖYLE BİR MUHTIRA HİÇ OLMADI”

27 Nisan muhtırası olarak Türk tarihine geçen bu bildirinin son cümlesine baktığınızda, “ Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.” şeklinde bir ifade görülüyor…

‘Ne Mutlu Türk’üm’
demeyenler bu ifadeye göre düşman ilan ediliyor ki Türk Ordusunun tarihinde böylesi yanlış bir yargı asla olmamıştır. 

Üstelik…

Bu düşmanlık yargısıyla başta eleştiri konusu yapılan Kur’an, ilahi, tülbent, başörtüsü gibi yüksek değerler de karşı karşıya getirildiği için kamuoyunda çok ağır ve yanlış bir algının doğmasına yol açılıyor.

“BÜYÜKANIT NEDEN YAPTI BUNU”

12 Nisan’da AKP hükümetini, içine Özal’ı da katarak neredeyse vatan haini ilan eden bir düşünce sistematiği, nasıl oldu da 27 Nisan’da tam bir “U” dönüşü yaparak bu kez toplumu kışkırtıcı özellikler taşıyan hatta bu kışkırtmayla toplumu daha çok mevcut siyasi iktidara yönlendirebilecek böylesi bir bildiriyi yayımlayabildi? 

Bu bir siyasi komplodur; halkın kutsal din duygularının yanlış algılarla kışkırtılmasıdır.

Bakınız şimdi olayların akışına…

12 Nisan: Mevcut siyasi iktidarın haklı gerekçelerle dikkatinin Irak kuzeyi, Barzani ve PKK terör örgütüne çekilmesi ve harekat yapılması gerektiğinin açık açık kamuoyu huzurunda bildirilmesi.

27 Nisan: Halkın siyasiler tarafından suistimal edilmiş olsa dahi- kutlu doğum şöleni, Kur’an okuma, ilahi söyleme, başörtüsü gibi yüksek değerlerinin sözde muhtıraya konu edilmesi, hatta bazı zihniyetlerin açıktan düşman edilmesi… 

28 Nisan: On beş gün önceki bir anlamda gerçek ve haklı nedenlere dayanan ithamların görmezden gelinerek, mevcut siyasi iktidarın tüm gücüyle orduya yüklenmesi…

01 Mayıs: Erken seçim kararının alınması…

04 Mayıs: Erdoğan-Yaşar Büyükanıt Dolmabahçe görüşmesi. 

12 Haziran: 12 Haziran’da Ümraniye’de el bombaların bulunmasıyla Türk Ordusuna karşı başlatılan Kod Ergenekon kumpası…

22 Temmuz: Erken genel seçim ve AKP’nin yeniden iktidara gelmesi…

Tarihler, olaylar ve kişilerle aralarındaki bağlar işte böyle.

12 Nisan’da Barzani konusunda hükümete net ve açık bir tavır koyan Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, 15 günde inanılmaz bir çark yapmış, “tek başıma kendim yadım” dediği sözde 27 Nisan muhtırasıyla hem de mevcut siyasetin güçlenmesine yolaçmış hem de kod Ergenekon tezgahını tetiklemiştir.

“15 TEMMUZ NEDİR”

15 Temmuz ihaneti, kod Ergenekon’da yarım kalmış kumpasın devamıdır.
Bu ihaneti yapanlar, kod Ergenekon’da kumpas kuranların uzantılarıdır.

Bu coğrafyada hiçbir şey gizli kalmaz…

Erdal Sarızeybek

 MENORA/ Işığın Gölgesindeki Darbe

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ