Ana Sayfa
05 Eylül 2017 ( 1505 görüntülenme )

BARZANİ ile KAHRAMAN'ın YOLLARI BAKINIZ NEREDE KESİŞTİ!..

BEDİRHANLAR'DAN ABDULKADİR'E... BARZANİ'DEN KAHRAMAN'A...

Bugün Türkiye'de ayrılıkçı siyasi Kürtçülüğün ilk adımını atan; Cizreli Bedirhan Bey’in oğlu Mikdat Mithat’dır.

Mısır’da ‘Kürdistan’ isimli Kürtçe bir gazeteyi ilk o çıkardı(1898).

"BEDİRHANLARIN KİRLİ İTTİFAKI"  

Mikdat Mithat devrinde, Türk tarihinde ilk kez ‘Ermeni-Kürt ittifakı ile Türk düşmanlığına’da kapı aralandı ve ne gariptir ki çıkış noktaları Ermeni yayın organı Droşak’da yayınlanan şu bildiri oldu:

 ‘Ey Kürtler! Sabahtan akşama dek, 60 para kazanıyor, onun da yarısını hükümete vermeye mecbur tutuluyorsunuz. Sizin emeğinizin meyvelerini toplayan hükümet, size, paralarınızı alan, karılarınızın ve kızlarınızın ırzına geçen zaptiye ve memurlar gönderiyor. Niye ses çıkartmıyorsunuz?.. 
Komşunuz Ermenilere hedeflerinin ne olduğunu bir defa olsun sordunuz mu? Niye ayaklanıyorlar, diye sorunuz. Onlar size, istiklal uğruna kan döktük, diye cevap vereceklerdir... Ermenilerin bu hareketi ne kadar övgüye değerse, sizin devlete karşı düşünce ve tutumunuz o kadar yanlıştır. Şimdi milletlerimizi ve dinlerimizi bölmenin zamanı değildir…’ 
 
Malmisanıj isimli bir araştırmacıu yazar da TÜRKLERE KARŞI Ermeni-Kürt ittifakını işaret ediyordu;
 ‘Bedirhan Bey’e göre, Ermeni ve Kürtler kan kardeşiydi.Onun Ermenilerle Kürtler arasındaki evlilikleri ödüllendirdiği de belirtilir. Ordusunda Ermeniler önemli bir güç oluşturuyor, danışmanları ve ordu komutanları arasında Stephan Manoglyan, Pganes Çalktryan ve Mir Marto gibi Ermeniler de bulunuyordu.’
 
"RUS YAZARLAR DA İŞİN İÇİNDE"

 Rus yazar Celile Celil de ısrarla Kürtleri Ermenilere bağlamak isteyen yazarların başında geliyordu; BAKIN ŞU LAFLARA;
1848 yılına dek Kürtler ve Ermeniler arasındaki ilişkiler oldukça dostaneydi. Ermeni ve Kürtler arasında çok evlenme olmuştur. Bu durumlarda nikah Ermeni kilisesinde Ermeni rahibi tarafından yapılmıştır. Kürtler Ermeni keşişlerine ve ruhban sınıfına saygı ile davranmışlar, Ermeni kiliselerinde dua etmişlerdir.’
 
Bugüne göre kıyasladığımızda ilginçtir Mikdat Mithat Bedirhan’ın Kürdistan Gazetesi, Türkiye’ye girişi kolay olsun diye her konusu Kuran’dan alınan ayetler ve Peygamber’in hadisleriyle’ süsleniyordu. 

"EMELLERİ: SÜNNİ ALEVİ DEYİP TÜRK MİLLETİNİ KIRDIRMAK"

Bu şekilde insanların kutsal inançlarıyla oynayarak bunu siyasi ve silahlı güce dönüştürme gayretleri Türk tarihinde bir ilk değildi; 1514’de, Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail birbirlerine karşı mezhep farklılıklarını bir silah olarak kullanmıştı.
 
  Bu teo-stratejik propaganda yöntemi son da olmayacaktır; 1916’da Şerif Hüseyin Mekke ve Medine’de, 1925’te ise Şeyh Said Diyarbakır’da aynı propaganda taktiğine başvuracaktır. 2010’da, AKP siyasetini destekleyen medya da bu kervandaki yerini, ‘Fatih Camii’ni Türk Ordusu bombalayacaktı’ manşetleriyle alacaktır.
 
2014’te, dönemin başbakanı Erdoğan da cumhurbaşkanı seçimleri arifesinde, CHP lideri Kılıçdaroğlu için ‘sen Alevisin, ben Sünni’yim’ diyerek tıpkı Yavuz Sultan Selim misali mezhep ayrılığı üzerinden kışkırtıcılık yapacak ve bu farklılıkları siyasi çıkarlarına alet edecektir.
 
"YÜZ YILLIK SİNSİ PROJE"

Mikdat Bedirhan'ın Kürdistan Gazetesi bir yana, ilk siyasi Kürt örgütü II. Meşrutiyet’in ilanıyla kendini gösterdi.
2 Ekim 1908’de Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti kuruldu. 

Prof. Çay, bu ilk siyasi örgütün kuruluş sürecini şöyle anlatıyor;
 ‘II. Meşrutiyet’in ilan edilmesinden sonra çeşitli ırk ve mezhepten zümrelerin faaliyetlerine hız verdikleri görülmektedir. Bunlar arasında Ermeni ve Rum faaliyetleri oldukça mesafe katetmişti… XIX. Yy.da görülen ve günümüzde bölgeci-ayrımcı Marksist kalemler tarafından ‘ Kürt Direnişi’ olarak nitelendirilen mahalli hareketler, bir teşkilat altında toparlanmaya çalışıldı. Böylece İngiltere’nin desteği ile kurulan ilk teşekkül olarak Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti ortaya çıktı.’
 
Altan Tan bu Cemiyet’i, ‘ilk siyasi Kürt örgütü’ olarak ifade edenler arasında yer alıyor. İfadesi aynen şöyle; ‘Bütün imparatorluğa yayılan özgürlük rüzgarları diğer halklar gibi Kürtleri de etkilemişti. İlk Kürt örgütleri II. Meşrutiyet’ten hemen sonra kurulmaya başlandı. Zinar Silopi(Kadri Cemilpaşa), 1900 yılında Diyarbekirli Fikri Efendi’nin öncülüğünde kurulmuş ‘Kürdistan Azm-i Kavi Cemiyeti’ adında bir örgütten söz ediyor, ancak fazla bilgi vermiyor. Genelde Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti ilk örgüt olarak kabul edilir.’ 
 
"HOYBUN, HALİDİ NAKŞİ ŞEYHLERİN DESTEK VERDİĞİ BİR ERMENİ ÖRGÜTÜ"

Cemiyet’in ilk ve ömür başkanlığına Şeyh Ubeydullah’ın oğlu Seyit Abdulkadir seçildi. Seyit Abdulkadir Halid-i Nakişi Tarikatının en öndeki ismiydi.
Cemiyet’in kurucuları arasında Bedirhan Bey’in oğlu Mehmet Emin Ali ile Baban hanedanından Ahmet Naim Bey göze çarpan isimlerdi.
 
Cemiyet’in tüzüğünde ‘Kürt, Kürtçe, ana dilde eğitim, Kürtçe okul’ gibi emeller yer alıyor ve bu emeller - aradan bir yüzyıldan fazla zaman geçtikten sonra bugünkü ayrılıkçı siyasi taleplere dönüştürülecektir- bu cemiyetin tarihte nasıl bir misyon üstlenmiş olduğunu da açıkça gösteriyor.
 
Nasıl bir tesadüfse bu, Ermeni-Kürt ittifak meselesi bu kez Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti’nin tüzüğünün 15’nci maddesinde kendini şöyle gösteriyordu;
Cemiyet, Kürtlerle Ermeniler arasındaki ve Kürt aşiretlerinin kendi aralarındaki anlaşmazlıkları gidermek ve anlaşma yollarını araştırıp gerçekleştirmek amacıyla Kürdistan’a uygun kişiler gönderecektir. Bu alanda yerel makamlardan, ulema ve şeyhlerden, nüfuzlu reislerden yararlanmaya çalışacaktır. Cemiyet; Ermeni derneklerinden de yararlanmak üzere, İstanbul’da, Kürtler ile Ermenilerden bir karma kurul oluşturmaya çalışacaktır.’
 
Prof. Çay’ın araştırmaları bu Cemiyet’in özellikle Ermeni cemiyetleriyle işbirliği yaptığı, II. Meşrutiyet’in ilanını takiben ‘birlik ve beraberlik’ sloganı altında Ermenilerle ortak mitingler tertiplediğini işaret ediyor.

 Ayrıca, İstanbul Kürt Kulübü’nde Kürt ve Ermeni liderlerin, yazar ve tanınmış kişilerin katılımıyla Kürt-Ermeni Dostluk Geceleri düzenlendiği, Türk Devleti’ne karşı ortaklaşa eylem içinde hareket ettikleri de kayda geçirilmiş. Cemiyet’in tüzüğünde yer alan 15’nci madde ile Ermeni-Kürt ilişkilerine hukuki bir zemin hazırlanmış olduğu anlaşılıyor.  

Daha sonra... Başında Abdurrahman Bedirhan’ın bulunduğu ‘Anayasa’ adı ile Kürtçe eğitim yapan bir okul da açıldı. Anadolu’da yaşayan Kürtlerin böylesi siyasi bir eğilimi olmaksızın Kürtler adına Bedirhanoğulları tarafından başlatılan Ermeni-Kürt ittifak arayışları nasıl bir İlk’se, Kürtçe eğitim yapan bu okulun açılması da bir ‘İlk’ oldu.
Ve her ikisinin de öncüsü Bedirhanlardı…  

"OSMANLI'NIN ASTIKLARI, OSMANLI'NIN KAPATTIKLARI ŞİMDİ CUMHURİYET'E DÜŞMAN OLDU"

Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti, 31 Mart Vakası’ndan sonra Sultan Abdulhamid’in tahttan indirilmesiyle çıkan karışıklık ortamında, devlete karşı zararlı faaliyetlerinden ötürü 1909 yılı sonunda kapatıldı.
 
Siyasal Kürt hareketi ekseninde kurulan ikinci önemli örgüt Hevi/Hiva(Umut) adını taşıyor. 1912 yılında Dr. Şükrü Sekban’ın gayretleriyle Ömer Cemil Paşa tarafından İstanbul’da kuruldu. Abdulaziz Baban cemiyetin üyesi idi. 
1913’ten itibaren Roja Kurd( Kürt Güneşi) adlı bir dergi yayınlamaya başladılar. Derginin Türkçe bölümü sorumlusu İsmail Hakkı Baban oldu.
 
Yurt dışında Lozan’da bir şube açan bu cemiyet Birinci Dünya Savaşı yıllarında faaliyetine ara vermiş, cemiyetin mal varlığı ile arşivi Abdulaziz Baban’a bırakılmıştı. Savaş sonrasında yeniden faaliyete geçse de, 1922’de kesin olarak kapatıldı. 
Hevi örgütü, 1939’da Bağdat’ta yeniden kuruldu ve PKK-PYD-YPG-BARZANİ adlarıyla günümüze kadar geldi.
 
Bir diğer siyasal Kürtçü teşkilat, 1913 yılı başlarında Hoy’da faaliyet gösteren ‘Gehandani’ cemiyetidir. Bu cemiyet daha sonra ‘İrşad’ adını aldı. 
Cemiyet Başkanı olan Abdurrezzak, Bedirhan Bey’in torunu; Mehmet Necip Paşa’nın oğludur. En önemli destekçisi, Hoy’daki Rus konsolos yardımcısı Çirkov’du.  
Petersburg Bilimler Akademisi’nde bir Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün açılmasına önayak olan Abdurrezzak Bedirhan , Hoy’da ilk Kürt Okulu’nun açılmasını da sağladı.

"SİYASETİN ODAĞINDA HALİDİ NAKŞİ TARİKAT ŞEYHLERİ"

İrşad Cemiyeti’nin kuruluşundan bir yıl sonra  HALİD-İ NAKŞİ MOLLASI SELİM 1914'TE ERMENİ VE RUSLARLA İTTİFAK KURARAK oSMANLI'YA İSYAN ETTİ, İSYAN BASTIRILDI.

 Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında -Baban, Bedirhan, Seyit Abdulkadir- hepsi birden siyasi, örgütlü ve silahlı Kürt hareketinde yer aldılar. Bu isimlere şimdi PKK-PYD-YPG ve Barzaniler de katıldı.

Barzani'nin dedesinin BÜYÜK HALİFESİ olduğu Halid-i Nakşi Tarikatının büyük şeyhi  Seyit Abdulkadir ile birlikte Halid-i Nakşi şeyhleri Anadolu’daki ayaklanmalara hep bir şekilde katıldılar.
 
Baban hanedanından Ord. Prof. Şükrü Baban, 1950’de Türkiye’de ilk kez açılan ‘Gazetecilik Enstitüsü’nün ilk başkanı; 1951’de, ‘Avrupa ve Dünya İlim Yayma Cemiyeti’nin de kurucu üyesi oldu.

Bu İlim Yayma Cemiyeti'nin asil üyelerinden biri de İsmail Kahraman.
 
Türkiye bugün ABD-Rus emelleri ile, Cumhuriyet tarihimizde devlete karşı isyan çıkartan şeyhlerin emelleri ile, bu şeyhlerin desteklediği Barzani ile, Barzani'nin desteklediği PKK-PYD-YPG ile ve hepsine destek veren ABD-AB-İsrail ve Rusya ile karşı karşıyadır.

BU BİR TÜRK- BİZANS SAVAŞIDIR, 1071'İN RÖVANŞIDIR!

Ve tüm bunlara karşı artık bir olma zamanı gelmedi mi!

Erdal Sarızeybek

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ