Ana Sayfa
15 Aralık 2017 ( 285 görüntülenme )

BEDİRHANİLERİN GÖZDESİ RUS YAZAR CELİLE CELİL...

SEYİT ABDULKADİR-BABAN-BEDİRHAN VE TARİKAT

Türk tarihine Kürt adıyla yazılmış olan bu isyanları ‘siyasal Kürtçülük’ ekseninde gören yabancı yazarlar içerisinde öyle biri var ki, hem üslubu hem de olaylara bakışı açısından dikkatle incelenmeyi gerektiriyor. 

Bu kişi Rus yazar Dr. Celile Celil’dir. 

Türkçe’de ilk basımı Şubat 1992’de yapılmış olan ‘XIX. Yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nda Kürtler’ adlı çalışmanın sahibi Celile Celil, araştırmasının tamamını Botan, Soran ve Bedirhan beylerine ayırmış ve kitabını, Batı kaynakları bir kenara, asıl olarak Rus, Ermeni ve Gürcü kaynaklarına dayandırmıştır.

“TÜRK DÜŞMANI RUS YAZAR”

Rus Yazar, ‘Kürtler’ deyince bu üç derebeyliği anlamış ve ısrarla olayları bir Türk-Kürt savaşı olarak görmeye ve anlatmaya çalışmıştır, şöyle ki;

‘…Türk yönetiminden sadece Kürtler değil, aynı zamanda Araplar, Ermeniler, Asurlular gibi komşu halklar da memnun değildir... Kürtlerin doğal mücadelesi, merkezi Bohtan(Botan/Cizre) olan ciddi bir özgürlük hareketini yeniden canlandırdı. Bu hareketi Cizire’deki emir evinin reisi Bedirhan Bey yönetmiştir.’ 

“RUS YAZARIN HEDEFİNDE TÜRKLER”

Rus yazarın kalemiyle olaylar öylesine çarpıtılmıştır ki, olan biten her şey Ermeni-Kürt-Asur-Yezidi ittifak ekseninde anlatılmış ve bu ittifakın asıl hedefi Türkler gösterilmiştir.

 Bölgede sıkça görülen aşiret çekişmeleri ve aşiret ittifakları, bu doğasından öteye taşınarak Türk’e karşı bir hareket olarak yansıtılmıştır; 

“…Kürt önderleri Türkiye’ye karşı ortak bir isyan çıkarmak, Kürdistan’ı kurtarmak ve farklı bir bağımsız devlet kurmak için ‘kutsal bir birlik’ oluşturdular.” 
 
Rus yazarın ‘kutsal birlik’ dediği, şahsi çıkarlarını koruyabilmek için Osmanlı’ya isyan eden Bedirhan’ın Hakkari emiri Nurullah ile yaptığı işbirliğinden başka bir şey değildir.

“RUS TEZGAHI: KÜRTLERİ ERMENİLEŞTİRMEK”

Ermeni kaynaklarını kitabına temel alan Rus yazar Celile Celil’in şu sözleri de, günümüzde oynanan siyasi oyunlara açıklık getirmesi açısından önem taşır;

“Hatta Bedirhan Bey’in Ermeniler ve Kürtler arasındaki nikahları ödüllendirdiğini de anlatırlar. Yazar Şahbazyan ‘Politik yönetimi temel görev olarak düşünen Bedirhan Bey gerek Ermenilere gerekse Kürtlere aynı gözle bakmıştır, inandırıcı olsun veya olmasın, onlar köken olarak kabile ve dinlere bölünmüş aynı kandandır’,diye yazar. 

Pek çok Ermeni’nin Bedirhan Beye katıldığı, onun güvenini kazanarak danışmanı olduğu bir gerçektir. Bu kişilerin adlarını Şahbazyan ve Alpoyacyan verir. Onlar arasında Türk ve diğer fatihlerin yok ettiği daha önceki soylardan halkların temsilcileri vardır. Örneğin Van şehrinden Stephan Manoglyan ve Oganes Çalktryan adlı Ermeniler Bedirhan Beyin danışmanlarıdır. Başkaleli Mir Marto, Bedirhan beyin müfrezelerinden birinin önderidir” .

“CELİLE CELİL’İN YARDAKÇISI MİKDAT MİTHAT BEDİRHAN”

Celile Celil’in bu küresel siyaset yörüngesindeki tezlerine paralel olarak, aradan yıllar geçecek, Bedirhan Bey’in oğlu Mikdat Mithad Bedirhan, 1898’te, Mısır’da Kürdistan isimli bir gazete çıkaracak ve aynı yıl Ermeniler yayınladıkları bir bildiri ile Kürt aydınlarını Türklere karşı mücadelede yanlarına çekmeye çalışacaktır . 

Bu noktada Bedirhanların Kürtçülüğü mü Celile Celil’i etkilemiştir yoksa Celile Celil’in Rus siyasi çıkarları ekseninde kaleme aldığı ‘Kürt tarihi’ mi Bedirhanları etkilemiştir, de denilebilir ve bu eksende incelenebilir.

“SİYASİ KÜRTÇÜLERİN GÖZDESİ CELİLE CELİL”

Günümüzde siyasi Kürtçülüğün sözcüleri işte bu Rus yazar Celile Celil’i kaynak gösteriyor. Celile Celil de çalışmasına Rus, Ermeni ve Gürcü kaynaklarını dipnot olarak düşüyor.

Gerçeğin peşinde olanlar için sadece şu örnekleme yeterli olabilir: 

“BEDİRHAN DEMEK KÜRT DEMEK DEĞİLDİR”

‘Kürtler demek, Baban-Soran-Bedirhan ağaları demek değildir; Anadolu demek, bu ağaların beylik sürdüğü Irak kuzeyi demek değildir; Bu ağaların isyanı demek, bir Oğuz boyu olsun ya da olmasın, bin yıldan çok öte bir arada ve ittifak halinde yaşamış olan Kürtlerin Türk’e karşı isyanı demek değildir.’ 

“TARİHTE BİR TÜRK-KÜRT SAVAŞI YOKTUR”

İsyanlara siyasal Kürtçülük açısından bakıldığında, bu süreçte meydana gelen altı isyanın hiçbirinde ‘Kürt, Kürtçe, Kürdistan’ gibi siyasi taleplerin bulunmadığı açıktır.

 Bu nedenle Kürt beyliklerinin kurulduğu dönemden isyanlar dönemine kadar geçen sürede, bugün ifade edilen ayrılıkçı anlayışla bir Türk-Kürt savaşının yaşanmış olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. 

“BİZ KARDEŞİZ”

Zaten öncesinde de böylesi bir savaşın yaşanmış olduğunu gösterir elimizde bir veri yoktur. Dolayısıyla sadece bu cepheden bakılsa dahi, ‘bin yıllık kardeşlik’ söylemlerinin ne ölçüde kendisine haklı bir dayanak bulmuş olduğu görülebilir. 

“KÜRT İSYANI DEMEK BİR ALDATMACADIR”

Hal ve gerçek bu iken, günümüzdeki küresel Kürdistan siyasetinin peşinden gidenler Osmanlı tarihinde yaşanmış bu olayları neden ısrarla Kürt kimliğine bağlamak istemektedir? 

Bu ayrılıkçı siyaseti geçmişte takip edenler neden ısrarla Kürtlerin Ermenilerle aynı soydan ve kandan olduğuna dair dayanaksız tezlere bel bağlamaktadır?

Öte yanda, bugün kendini Kürt olarak tanımlayan insanları tarihsel gerçekleri çarpıtarak siyasal Kürtçülüğün peşinden sürüklemek isteyenler gerçekte Kürt müdür?

Bir araştırın bakalım, neler çıkacak ortaya…

Erdal Sarızeybek

Kaynak: Büyük Suikast- Menora

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ