Ana Sayfa
02 Aralık 2017 ( 2068 görüntülenme )

BAŞBAKAN OLDU... ABD VURDU... BAKIN NE YAPTI?..

ZARRAB İÇİN ABD'YE VERİLEN NOTA NEDEN MEHMETÇİK İÇİN VERİLMEMİŞTİ

1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgaliyle başlayan 1’nci Körfez krizi, 1991’de ABD’nin Irak’a müdahalesiyle bir savaşa dönüşmüş, BM Güvenlik Konseyi’nin 687 Sayılı Kararı ile de savaş son bulmuştu.

Irak ateşkes koşullarını kabul etti. 

Güvenlik Konseyi’nin kararı, ateşkesle birlikte ‘balistik füzeler de dahil toplu tahrip silahlarının denetimini ve imhasını’ da öngörüyordu. 

“TÜRKİYE BİR KOYUP ÜÇ ALMADI”

Özal siyasetinin “bir koyup üç alacağız” sloganıyla desteklediği ABD ve 91 Körfez savaşı sonunda Türkiye zararlı çıktı.

Ekonomik kayıp: 100 Milyar dolar ekonomik kayıptan bahsedildi ve bu kayıp hiç telafi edilmedi.

Peşmerge Barzani: O zamanlar postal öpücü denilen Barzani, savaş sonrasında Özerk Kürdistan Yönetimi Başkanı yapıldı, Özal bunu tanıdı.

Üç Beş Çapulcu PKK: Yine o zamanlar üç beş çapulcu denilen PKK’lı teröristler sayısı 20 bini aşan silahlı bir güce dönüştürüldü ve eylemlerine başladı.

İşte Özal siyasetinin ve 1991 Körfez savaşının Türkiye açısından zararlı bunlar oldu ki Türkiye hala pkk ve Barzani ile uğraşıyor.

“ERDOĞAN BAŞBAKAN”

Yıllar geçti, devran döndü, Erdoğan Başbakan oldu.

Ve 2003 2’nci Körfez Savaşı birincisinin bir devamı olarak çıkarıldı, bu kez konu Kuveyt değil, ‘kitle imha silahları meselesi’ oldu.

Bu sırada Türkiye’de neler oluyordu?
Türkiye’de Bülent Ecevit’in başbakanlığındaki koalisyon hükümeti Irak krizini endişeyle karşılamıştı. 

Kriz bir yana, Başbakan Ecevit’in karşısında tam dört sorun vardı: 

“ECEVİT'İN KARŞISINDA DÖRT BÜYÜK SORUN”

“Bizzat Ecevit’in sağlığı, Kemal Derviş’in yarattığı parti içi çekişmeler, Devlet Bahçeli’nin tavrı ve Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu’nun görev süresinin uzatılması meselesi. Yani bu ABD kitle imha silahları bahanesiyle Saddam’ı devirmek için Türkiye’nin kapısını çaldığında Ecevit’in işi epey zordu.”

Doktorlar sağlığı konusunda gerekli tedbirleri alıyordu ama Derviş ve Bahçeli hiç durmuyordu. Biri partiyi karıştırıyor, diğeri de erken seçim isteyerek en azından iktidar ortağı olduğu hükümeti nedense riske atıyordu, bu konuda epey de heyecanlıydı.

“ÇANDAR’IN KEHANETİ”

O süreçte bir de şu gazeteci Cengiz Çandar meselesi vardı.
Bu Çandar o yıllarda Ecevit varken ABD’nin Irak’a harekat yapmasının mümkün olmadığını söylüyordu. Yani ABD Saddam’ı devirmek istiyorsa önce Ecevit’i devirmeli demeye getiriyordu işi.

Neden Ecevit?
Çünkü Ecevit, ABD’nin Irak’a olası bir müdahalesine karşıydı. Ecevit, küresel bir Kürt devleti projesine de karşıydı.

ABD’ye giderken Fikret Bila’ya verdiği şu beyanatla zaten kararını açıklamıştı:

“TÜRKİYE’NİN TAVRI AÇIK VE NET”

‘Başkan Bush’a söyleyeceğim şu olacak; Irak işini çözersek büyük başarı olur. Ayrıca Kuzey Irak’ta Kürt devletini kabul edemeyeceğimizi, Türkmenlerin haklarını gözeteceğimizi, Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini ve müdahale halinde ulusal güvenlik ve çıkarlarımız doğrultusunda askeri açıdan da seyirci kalamayacağımızı ileteceğim.’

Ecevit, ABD Dışişleri Bakanı Grossman’a da kararını açık açık şöyle bildirmişti:

“IRAK’IN PARÇALANMASINA İZİN VERMEYİZ”

‘Irak parçalanmamalı. Bu Türkiye için çok olumsuz sonuçlar doğurur. Irak’taki çözülme bölgede büyük istikrarsızlığa sebep olur. Bu bakımdan Irak’ın toprak bütünlüğü çok önemli. Türkmenler ezilebilir. Güneyde Şiiler İran’ın etkisine girebilir.’.
Yani Başbakan Ecevit, olası bir ABD harekatına destek vermeyecekti.

Genelkurmay da Ecevit gibi düşünüyordu…

Ecevit, ABD’nin Irak’a müdahalesi ve doğabilecek sonuçlarının ne olduğunu sorduğunda Kıvrıkoğlu’nun verdiği yanıt aynen şöyleydi ;

“GENELKURMAY ABD’NİN IRAK’A MÜDAHALESİNE KARŞI”

‘ABD’nin müdahalesi halinde Kuzey Irak’ta bir Kürt Devleti gündeme gelebilir. Böyle bir şeyi hazmedemeyiz. Türkiye buna kayıtsız kalamaz. Irak zaten fiilen üçe ayrılmış durumda. Irak’ın resmen üçe ayrılmasını Türkiye, Rusya, İran, Suriye, kısaca tüm Araplar kabullenemez. Arap topraklarında etnik başka bir ülkenin kurulmasını kimse hazmedemez’.

Bu görüşme konuları, Temmuz 2002’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu’na getirildi. Dışişleri Bakanlığı’nın konuya ilişkin raporu görüşüldü. 

Temmuz 2002’de, Dışişleri Bakanlığı’nda yapılan yüksek seviyeli üç ayrı toplantı sonucu Türkiye’nin Kırmızı Çizgileri belirlendi, 14 Ağustos’ta resmi bir rapora dönüştürüldü. 

Kırmızı çizgiler şuydu: PKK terör örgütü güç kazanırsa, Barzani ayrı bir devlet yapısına giderse, Kerkük’e müdahale edilirse Türkiye Irak’a müdahale edecekti.

İşte tam böylesi bir süreçte gazeteci Cengiz Çandar çıktı ortaya.

“ÇANDAR’A GÖRE ECEVİT VARKEN ABD IRAK’A MÜDAHALE EDEMEZDİ”

Eski yazıları bugün yazılmış gibi gündeme oturtuldu. Oysaki Çandar bunu bu olaylardan tam bir yıl önce söylemiş, Yeni Şafak Gazetesinde de bu inanılmaz öngörüsü yayınlanmıştı.

Yani Çandar’a göre ABD Ecevit’i istemiyordu. Çandar, ‘ABD Ecevit’in başta olduğu bir Türk Hükümeti ile Irak’a savaş açamaz’, diyordu.

Öyle de oldu. Ecevit hükümeti devrildi ve bu ABD de Irak’a aynı gün savaş açtı.

“ECEVİT HÜKÜMETİNİNİ DEVRİLMEYE GÖTÜREN ERKEN SEÇİM TALEBİ BAHÇELİ’DEN GELDİ

31 Temmuz’da erken seçim kararı alındı.
3 Ağustos 2002’de Meclis’te AB uyum paketi görüşüldü ve Bahçeli’nin sözüm ona karşı çıktığı ve bu nedenle erken seçime gerekçe gösterdiği kanun teklifi kabul edildi. 
 
Ne ilginçtir mesajı veren Çandar’dı ama Ecevit’i devirmeye götüren süreci başlatan ise Bahçeli oldu yani Milliyetçi Hareket Partisinin hala koltuğunda oturan kişi.3 Kasım; erken genel seçimi yapıldı.

AKP %34’le birinci parti oldu, iktidara yerleşti. 

“ERDOĞAN BAŞBAKAN OLDU, ABD AYNI GÜN IRAK’A SAVAŞ AÇTI”

17 Mart; Başkan Bush Saddam Hüseyin ve oğullarına ülkeyi terk etmek için 48 saatlik süre tanıyan bir ültimatom verdi.

20 Mart; ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri “Irak’ı kitle imha silahlarından arındırmak, Saddam Hüseyin’in teröre verdiği desteği kesmek ve Irak halkını özgürleştirmek” gerekçeleriyle saldırıya geçti… 

20 Mart; Başbakan Erdoğan Hükümeti güvenoyu aldı.
Ve aynı gün Erdoğan Hükümeti TBMM’ne ikinci bir tezkere sundu, Türk Hava Sahasının ABD uçaklarına açılmasını ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak’a gönderilmesi için izin istedi. 

Aynı gün yapılan oylama ile tezkere 332 oyla kabul edildi. 
 
9 Nisan; Bağdat düştü.
15 Nisan; KYB ve KDP militanları Kerkük ve Musul’a girdi.

“ASKERİMİZİN BAŞINA ÇUVAL GEÇİRİLDİ”

4 Temmuz; Süleymaniye’deki Türk Özel Kuvvetleri mensubu 11 asker ABD askeri tarafından tutuklandı ve başlarına çuval geçirildi. 

18 Temmuz; ABD Türkiye’den Irak’a asker göndermesini talep etti.

7 Ekim; Erdoğan Hükümeti ABD’nin talebine uygun olarak Meclis’e tezkere sundu; 358 kabul, 183 red ve 2 çekimser oyla Irak’a asker gönderilmesi kabul edildi.

7 Ekim; KDP lideri Barzani, Türk askeri Irak’a gelirse, merkezi yönetimden çekileceğini açıkladı.

7 Ekim; Dışişleri Bakanlığı, hükümetin Meclis’ten aldığı Irak’a asker gönderme yetkisini kullanmayacağını açıkladı.

6 Kasım; Cumhurbaşkanı Gül, ABD Dışişleri Bakanı Powell ile görüştü.

“BARZANİ MUSUL VE KERKÜK’Ü YAĞMALADI”

Bu arada Barzani ve Talabani boş durmamış, Musul ve Kerkük’ü yağmalamıştı; 

‘ABD, Irak kuzeyindeki operasyonu Kürt guruplar KDP ve KYB ‘ye bağlı peşmergelerle işbirliği içinde yürüttü. Kürt guruplar ABD’nin en yakın müttefiki haline geldiler. Türkiye Kırmızı Çizgi ilan ettiği halde, Kerkük ve Musul’a girdiler... Peşmergeler bu iki kenti nerdeyse yağmaladılar, nüfus kayıtlarının bazılarını imha edip, bazılarını götürdüler... Nitekim Kerkük fiilen Kürt gurupların yönetimine verildi ve kente Kürt Vali seçildi.’ 

“KIRMIZI ÇİZGİLER ÇİĞNENDİ”

Böylece Ecevit döneminde çizilmiş olan Kırmızı Çizgiler Barzani ve Talabani tarafından çiğnendi ama Erdoğan siyasetinin buna karşı sesi çıkmadı.

4 Temmuz 2003.

“ASKERİN BAŞINA ÇUVAL GEÇİRİLDİ”

Süleymaniye’de görevli 1 Yüzbaşı, 2 Üsteğmen ve 8 astsubay, ABD’li askerler tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alınan Türk askerinin başına çuval geçirildi, üstelik Barzani ve Talabani peşmergelerinin gözetimi altında. Başına çuval geçirilmiş Türk Askeri’nin resimleri çekilerek tüm dünyaya servis edildi.
Bu 4 Temmuz, ABD’nin kuruluşu olan 1776’nın yıldönümüydü…

Daha ne demeli, konu açık…

“ZARRAB İÇİN ABD’YE VERİLEN NOTA MEHMETÇİK İÇİN VERİLMEDİ”

Burada üzüldüğüm en başta şu çuval meselesi. Bunu yaşamak yerine ölmek yeğdi.
Bir kerede de öldürmediler: Her gün bu çuvalı ekran ekran gösterip her gün bizi canlı canlı toprağa gömdüler. 

Gerçi bu yürek öyle kolay kolay ölmez, kimsenin de bu yapmaya gücü yetmez ama yürek yara aldı hala kendini tedaviyi etmeye çabalıyor.

Türk Milletinin Türk Ordusuna duyduğu gurur, onur, bağlılık… Çok yara aldık çok!..
Bu hançerleme hiç hız kesmedi, peş peşe devam etti.

“DAĞLICA’DA İKİNCİ ÇUVAL VAKASI YAŞANDI”

Yıl 2007.
Dağlıca’da koca bir taburumuza saldırdılar… 

12 Mehmetçik çatışmada şehit düştü, sekiz Mehmetçik kaçırıldı ama bu siyaset Türk’ün gücünü kullanıp da dara düşmüş askerlerimizin peşinden gitmedi. Oysaki sadece ben, sadece biz, Mehmetçik, Şemdinli’de Fatih, Kerem, Sıddık… üç beş korucu, üç beş Mehmetçik… birer birer… Bu ihanete karşı harekatı başlatmış olsaydık, inanın bana bu hainleri bilerek ve kasten doğuranlar çoktan pişman olacaktı bu tezgahı kurmuş oldukları için ama… 

Ama olmadı, kimse gitmedi, hükümet harekata izin vermedi ve benim Mehmetçiğim yalnız kaldı. Bu Mehmetçik Türk Milletinin öz be öz evladı idi ama bu siyaset bize yabancı oldu.

Ne diyeyim…

“ERDOĞAN MÜZİK NOTASI DEĞİL DEDİ”

Erdoğan siyaseti bu ağır vaka karşısında ABD’ye nota verilip verilmeyeceğini soran gazetecilere; ‘bu müzik notası değil’ dedi.

Savaşa yol açan Irak’ın kitle imha silahlarına gelince, bu iddia hiç bir zaman kanıtlanamadı…

“TÜRKİYE YİNE ZARARLI ÇIKTI”

1991’de Özal siyasetiyle Birinci Körfez Savaşını destekleyen Türkiye zararlı çıkmıştı.
2003’te, İkinci Körfez savaşını da destekleyen Türkiye yine zararlı çıktı.

Ekonomik kayıp:
Çok ağır bir ekonomik kayıptan bahsedildi ve bu kayıp hiç telafi edilmedi.

Özerk Barzani: O zamanlar özerk olan Barzani, savaş sonrasında Federe Kürdistan Yönetimi Başkanı yapıldı, Erdoğan bunu tanıdı.

Silahlı PKK: Yine o zamanlar silahlı güce kavuşan PKK’lı teröristler savaş sonrasında siyasi güce dönüştüldü ve sandıktan çıkmaya başladı.

İşte birbirini takip eden Özal-Erdoğan siyasetinin desteklediği 1991 ve 2003 Körfez savaşlarının Türkiye açısından zararlı bunlar oldu, ki Türkiye hala pkk ve Barzani ile uğraşıyor, Suriye’deki PYD ise bonus...

Nereden nereye…

Erdal Sarızeybek

MENORA/ Işığın Gölgesindeki Darbe.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ