Ana Sayfa
05 Aralık 2017 ( 140 görüntülenme )

BU SEVR BAKINIZ NEREDEN ÇIKMIŞ...

İngilizlerin Ermeni-Kürt Planı


Yıl 1919…

Paris Barış Barış Konferansında Bedirhan, Baban ve Seyit Abdulkadir’in temsilcisi olarak bulunan Şerif Paşa hala Ermenilerin toprak taleplerine karşı çıkıyor ve söze konu edilen toprakların Kürtlere verilmesi gerektiğini söylüyordu. Ermeni iddialarını çürütebilmek için tarihten de örnekler veriyordu…

İşte o ünlü ama niyeti bozuk konuşma:

“ERMENİ DEĞİL KÜRT DEVLETİ KURULSUN”

“Ermeni sorunuyla ilgili olarak, 3 Kasım 1896 günü Fransa Millet Meclisi’nde yapılan bir görüşmede, Fransa Dışişleri Bakanı şu beyanda bulunmuştu; ‘Bizim elimizdeki istatistiklere göre, şu sırada söz konusu olan Türk vilayetlerinde, Ermeni nüfusunun genel nüfusa oranı yüzde 13’tür. Türkiye’nin Asya vilayetlerinde Ermeni nüfusun dağılımı bazı yerlerde yoğun, bazı yerlerde ise seyrektir. Tek kelimeyle, bu vilayetlerde bu bahtsız halkın gerçekten çoğunlukta olduğu ve bir çeşit özerklik isteyebileceği bir tek yer yoktu’.

Hakkımız olan bağımsızlığı talep ediyoruz… Milliyetler ilkesine göre, Kürt nüfusun çoğunluğunun bulunduğu bütün toprakları kapsayacak şekilde Kürdistan’ın sınırlarını çizmek üzere uluslararası bir komisyon görevlendirilmesini rica ediyoruz…

Paris, 22 Mart 1919
Şerif Paşa, Paris Konferansı’nda Kürt Heyeti Başkanı’” 

“ATEŞKES DEDİLER, ANADOLU’YU İŞGAL ETTİLER”

Paris’te olaylar böyle süredursun, Anadolu işgal edilmektedir; İzmir, Adana, Musul, Batum, Antep, Maraş, Konya, Bilecik, Samsun, Merzifon, Dörtyol, Mersin, Osmaniye, Afyon, Urfa, Antalya, Söke, Kuşadası, Bodrum ve Marmaris…

Mustafa Kemal Paşa bu işgale karşı direniş ve kurtuluş için Samsun’dan yola çıkmış, Havza üzerinden Amasya’ya ulaşmıştır. Sonraki durağı Erzurum, Sivas ve derken Ankara…

“ATATÜRK’E ÖLÜM FERMANI”

Aynı süreçte Osmanlı Bakanlar Kurulu toplanmış, Mustafa Kemal Paşa’yı azletmiştir.

Bu karar aynı gün Dahiliye Nazırı Ali Kemal Bey tarafından şifreli bir telgrafla vilayetlere bildirilmiş, bu azli fiiliyata geçirmek üzere Harput Valisi Ali Galip, İngiliz istihbarat subayı Binbaşı Noel, Celadet ve Emin Bedirhan Sivas’ta karargah kurmuştur.

Bu binbaşı Noel dönemin İngiliz casusu Lavrens’in Türk topraklarındaki versiyonudur.
Tek amaçları, Mustafa Kemal’i tutuklayıp kurtuluş savaşını sekteye uğratmaktır... 

Bu noktada Paris’e geri dönelim çünkü orada ilginç olaylar yaşanmaktadır…

Tarih: 20 Kasım 1919...

“BOGOS-ŞERİF İTTİFAKI”

Şerif Baban Paşa aniden yön değiştirip -tıpkı Sion projesinde öngörüldüğü gibi- Ermenilerle ittifaktan bahsetmeye başlamıştır.
Muhatabı artık Ermeni delegesi Bogos Nubar’dır.

“HEM ERMENİ HEM DE KÜRT DEVLETİ BİRLİKTE KURULSUN”

Ve bir araya geldiler, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bir Ermenistan ve bir Kürdistan devletinin kurulmasını talep ettiler ve bu devletlerin yaşayabilmesi için başta İngilizler olmak üzere büyük devletlerden küresel destek istediler, neticede birleşip Türkleri ortak düşman ilan ettiler. 

Bakınız resim ne kadar açık…

“ŞERİF BABAN KÜRTLERİN TEMSİLCİSİ DEĞİLDİ”

Belki şu akla gelebilir; madem proje belli idi öyleyse neden -en başta- Şerif Paşa Ermenilerle kurduğu ittifakı açıklayarak bu toprak talebini yapmamıştı?

Eğer Şerif Paşa ilk çıkışta açık açık Ermenilerle ittifak kurduklarını ilan etmiş olsaydı, Anadolu’daki Kürt kardeşlerimiz bu sinsi ittifakın iç yüzünü daha o zaman göreceklerdi ve buna da ta baştan engel olmak için harekete geçecekti, nitekim bu vaka duyulduğunda Kürt aşiretleri büyük tepki göstereceklerdir. 

“BÜTÜN MESELE FİLİSTİN’DE KURULACAK İSRAİL’E MÜTTEFİK DEVLETÇİK KURABİLMEK”

Özünde bu sinsi ve yanlış ittifak çağrısı 1897’deki Sion projesinin hayata geçirebilmesi için öngörülen temel stratejisiyle bire bir aynıdır. 

Bu ittifak, 1898’de Miktad Mithat Bedirhan’ın başlattığı algı operasyonun hayata geçiriliş biçimiyle de bire bir aynıdır.

Geçelim tarihteki olayları bugüne gelelim, bugünkü İsrail’in beka stratejisiyle bu olası ittifak projesi A’dan Z’ye bire bir aynıdır. 

Ve bu henüz hayata geçirilememiş olan ittifakı ta baştan beri işleten –dışarıdaki oyuncular hariç- içerideki Bedirhan, Baban ve Seyit Abdulkadirler’dir. 

“BABAN-BEDİRHAN-ABDULKADİR İTTİFAKI HALA SÜRÜYOR”

Bu gözle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya bugün için bakıldığında hala hüküm düren feodal ağalığın temsilcisi olarak bu Bedirhan ve Babanlar, tarikatın önde gelen ismi olarak da Seyit Abdulkadirler hala halkımız üzerinde inanılmaz bir otoriteye sahiptir.

 Değişen sadece isimlerdir, feodal ağalık ve tarikat şeyhliğinden gelen gücün hükmü halen aynı coğrafyada geçerlidir. Bu da bize tehlikenin ne kadar yakın ve ağır olduğunu gösterir.

Şimdi bakınız Baban Şerif ile Ermeni Bogos Türk’e karşı bir ittifak kurmak için nasıl bir muhtıraya imza attılar:

“BOGOS-ŞERİF TÜRK’E KARŞI İTTİFAK KURDU”

‘Ermeni ve Kürt uluslarının yetkili delegeleri olan bizler, yüksek ırka mensup, çıkarları ortak ve resmi-gayri resmi hükümetleri kendilerine bunca zulüm etmiş bulunan Türklerin boyunduruğundan tamamen kurtularak ve bağımsızlıklarından başka bir gaye ve maksat talep etmeyen iki milletin emellerini Barış Antlaşması’na sunmakla onur duyarız.’

“BOGOS VE ŞERİF MANDACI”

‘Ulusların kendi kaderini kendilerinin tayin etmeleri konusundaki ilkeye dayanarak, büyük devletlerden birisinin koruması altında bağımsız bir Ermenistan ve bir Kürt Devleti’nin kurulmasını ve bütün büyük devletlerin uluslarımızın emel ve arzlarını kabul ederek, aydınlanma ve gelişmede bize teknik yardım yapmalarını Barış Konferansı’ndan istemek konusunda fikir birliğine vardık.’

“TÜRK TOPRAKLARINA GÖZDİKTİLER”

‘Toprakların paylaşılması sorununa gelince, daha önce sunduğumuz muhtıralarla belirttiğimiz sınırların çizilmesi sorununu da Barış Konferansı’nın iyi niyet ve adalet duygularına bırakırız. Çünkü verilecek kararın adaletli olacağına inanıyoruz.”

Durum işte böyle.
1920 Sevr işgal planı işte böyle bu kişiliklerle çizildi.

Sevr Haçlı’nın da işine geldi, İsrail’in de, bugün de öyle…
Size gösterdiğim bu resimdeki boyalar renkleri net gösteriyor, resmi çizen fırça darbeleri de dünden bugüne Üst Aklın stratejisini ve kullandığı yardımcı araçları çok açık gösteriyor, öyle ki düşünmemek artık insan aklının da elinde olmuyor…

“ŞERİF’E HAK ETTİĞİ SIFATI VERDİLER: BOŞ HERİF”

İlginçtir, bu sinsi ittifakın ajanı olarak resmedilen bu Şerif Baban’ın nasıl bir adam olduğunu İstanbul’un daha o zaman görmüştü, işte o yıllarda Şerif Paşa hakkında yazılanlar:

“ Şerif Paşa ‘ Herif-i, Naşerif’ yani şerefsiz herif; ‘Beau Şerif’ yani boş herif..” 

“ŞERİF UYGUNSUZ KİŞİLİK”

Başta Şerif Paşa’nın yeni küresel yapılanmada kendine bir yer aradığını söylemiştim. Bu Şerif, Mayıs 1919’da, hem tarikat hem de feodaliteden aldığı destekle Paris’teki İngiliz Büyükelçisi’ne başvurdu. Kendisinin ‘bağımsız bir Kürdistan’ın Emiri olma yükünü taşımaya gönüllü olduğunu’ bildirerek görev istedi.

İngiliz Büyükelçisi ise Şerif Paşa’yı ciddiye almadı, onun hakkındaki kanaatini şu sözlerle kayda geçti: ‘Göz diktiği mevki için uygunsuz bir kişilik.” 

“TÜRK TARİHİNDE EN SİNSİ İTTİFAK”

Türk tarihinde böyle bir ittifak ilktir; tarihte Kürtlerin Ermenilerle bir olup Türk’e karşı ittifak kurduğu hiç görülmemiştir.

Bu kirli ittifak sahibi olan Şerif Baban, Baban hanedanından olup Bedirhanilerle Abdulkadirlerle baştan beri bir olup, Osmanlı’nın dağılan topraklarından pay kapma çabasına girişmiş ve ne yazık ki Kürt kimliğini alçakça kullanmıştır.

Öte yandan bunlar Filistin’de kurulması planlanan İsrail devletinin Siyon planına da destek olmuşlardır tıpkı bugünkü Barzani gibi.

“AMAÇLARI: KARDEŞİ KARDEŞE KARŞI HAREKETE GEÇİRMEK”

Buradaki can alıcı nokta şudur; Haçlı-Siyon ittifakı ve bu ittifakın yerli işbirlikçileri Kürt kökenli kardeşlerimizi tezgaha getirip Türk’e karşı kullanmak gayreti içindedirler. Oysaki tarih boyunca Türk’ün Kürt’le Kürt’ün Türk’le bir savaşı olmamıştır.

“SORUNUN NE OLDUĞU BİLİNİRSE, ÇÖZÜM KOLAYDIR”

Bugün Kürt sorunu olarak ısrarla karşımıza çıkarılmak istenen oyun, yanlış yönetim sonucudur.

Atatürk zamanında başlatılan toprak reformu hala yapılamamış olup toprak köylüde değil, ağaların hala elindedir.

Atatürk zamanında başlatılan Cumhuriyet köyleri projesi rafa kaldırılmış, köylüye hizmet için planmış Köy Enstitüleri ve Köy Eğitmen kursları kapatılmıştır.

Ortak dilimiz Türkçe olmasına karşın hala okuma yazma bilmeyen insanlarımız vardır.

İşte tüm bunlar bilinçli olarak yanlış yönetim sonucu yaratılmış ve şimdi adına Kürt sorunu denilerek kardeşin kardeşe karşı harekete geçirilmesi tezgâhlanmıştır.

Bu sorunların hepsi çözülür yeter ki kardeşliğimize zeval gelmesin.

Erdal Sarızeybek

Kaynak: MENORA

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ