Ana Sayfa
07 Aralık 2016 ( 96 görüntülenme )

Çiller'le Erdoğan'ın Yolu Bakınız Nerede Kesişti...

Kırk yıl düşünse insan, aklına gelmez...
  ÇİLLER İLE ERDOĞAN’IN BULUŞMA NOKTASI
 
1990’lı yıllarda, Türkiye’de terörle mücadele sürdürülür ve bu nedenle ülke şiddetli çatışmalara sahne olurken gizliden gizliye bir iç göç yaşanıyordu ama kimsenin dikkati bu yöne çekilmemişti; sessizdi.
 
ANAP Milletvekili Diyarbakır Milletvekili Sebgetullah Seydaoğlu yıllar sonra, 1998’de Meclis Kürsüsü’nden şöyle açığa vuracaktır;
 
Bugüne kadar yapılan istatistiklere göre, boşaltılan köy sayısı 742, mezra sayısı 2 379’dur; yani, 3 100 küsur köyümüz, insanların iradeleri dışında, maalesef, boşaltılmıştır veya boşaltılmaya zorlanmıştır.
 
Bunun aile bazındaki sayısı 45 binin üzerinde veya 50 bine yakın bir aile demektir. Bugün yaşanan göç hadisesi , ülkenin öncelikli meselelerinden biri haline gelmiştir ve acilen çözümlenmediği takdirde, büyük sosyal patlamaların temelini oluşturacağı hepimiz tarafından bilinmelidir’[1].
 
1992 ile başlayan, 1993’te büyük bir ivme kazanan göç olayı yavaş yavaş olumsuz etkilerini günlük yaşamda dışa vurmaya başlayınca, 1998 yılı içerisinde TBMM’de ‘Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da boşaltılan yerleşim birimleri nedeniyle göç eden yurttaşlarımızın sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesi’ amacıyla bir komisyon kurulmuştur...
 
Komisyon raporunu hazırladı ve bu rapor, 2 Haziran 1998 günü Meclis’in 96’ncı birleşiminde görüşüldü.
 
Başkan Vekili Tunceli Milletvekili Kamer Genç; ilk konuşmacı ise ANAP grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sebgetullah Seydaoğlu idi.
 
Seydaoğlu, göç nedenleri olarak öncelikle artan terör olaylarını şöyle işaret ediyordu;
 
‘Jeopolitik konumu ve sosyal, kültürel zenginlikleri itibariyle, daima, çeşitli unsurların hedefi olan ülkemizde, uzun yıllar devam eden terörist eylemler, özellikle, doğu ve güneydoğuda yaşayan vatandaşlarımızın üzerinde yoğun baskı ve şiddet uygulamalarına neden olmuştur.
 
Bir taraftan teröristlerin yoğun baskısı, diğer taraftan güvenlik güçlerinin terörizme karşı giriştikleri operasyonlar, yöre halkını çaresizlik içerisinde bunaltmış, yurt ve yuvalarını terk etmek zorunda bırakmıştır ... ‘[2]
 
1998 yılı itibariyle 500 bin insanımızın göç ettiğini açıklayan Seydaoğlu, acil önlemlerin alınmasını, alınmaz ise toplumsal patlamaların ortaya çıkacağını ileri sürüyor ve bugüne
kadar çözümün bulunamadığını söylüyordu;
 
‘Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; göçe maruz bırakılan 373 491 insanımızın -yaklaşık yarım milyona yakın insanımızın yüzde 85’i geri dönmek istemektedir; yani, toprağından, köyünden, bağından, bahçesinden koparılan insanlar, hür iradeleriyle köylerine geri dönmek istemektedirler.
 
Bugün yaşanan göç hadisesi, ülkenin öncelikli meselelerinden biri haline gelmiştir ve acilen çözümlenmediği takdirde , büyük sosyal patlamaların temelini oluşturacağı hepimiz tarafından bilinmelidir... ‘
 
Bir dönem İçişleri Bakanlığı yapmış olan Murat Başesgioğlu da konuyla yakından
ilgiliydi. Bu trajik göçleri, 1993 ateşkesiyle toparlanan PKK terör örgütünün eylemlerine bağlıyordu;
 
 ‘ Bölücü örgüt, çeşitli tarihlerde yaptığı saldırılarda, 182 okul, 47 cami, 17 sağlık ocağı ve 6.651 evi yakıp yıkmıştır. Artan örgüt baskısı sonucu, henüz saldırıya uğramayan; ancak, etrafında gerçekleşen vahşetin kendi başlarına da gelebileceğini düşünen vatandaşlarımız, daha güvenli yerleşim yerlerine göç etmiştir.
 
Bu nedenle bugüne kadar, 1.035 köy, 2.316 mezra, 11 kom olmak üzere, toplam 3.362 yerleşim birimi boşalmış ve toplam 400 bin vatandaşımız göç etmiştir’.
 
Özal’ın devrettiği yasadışı silahlı unsurlara karşı büyük bir mücadele verilirken, çıkan çatışmaların şiddeti halkı yerinden etmiş ancak bu göç olgusuna karşı zamanında gerekli tedbirlerin alınmamıştı; halk devlet eliyle yürütülen bu mücadeleden zarar görmüş, göç etmiş, sefalete düşmüştü.
 
Bu siyasetin mimarı Çiller’di…
 
Yoğun olarak 1992-93 döneminde yaşanan ve 93’ten itibaren olumsuz sonuçlarını ortaya koyan bu göç hadisesi, zamanında gerekli tedbirler alınmadığı için bir yanda dağa çıkışlara, öte yanda Devlet’i düşman gören bir neslin yetişmesine yol açmıştır.
 
Bugün İstanbul, Mersin, İzmir gibi büyük metropollerde ‘örgüt yandaşı’ sıfatıyla sokağa dökülenler, işte bu göçle gelenlerin çocuklarıdır.
 
İşte Çiller ile Erdoğan siyasetinin buluşma noktası burasıdır; Bu göçler bugünkü PKK siyasetine halk desteğinin de ortaya çıkmasına neden olmuştur.
 
Erdoğan siyaseti, 2009’da yılında Habur’da, teröristleri ülke içine getirerek halkla buluşturmuş ve PKK’nın otuz yılda elde edemediği halk desteğini işte bu Habur’la vermiştir.
 
Yani Çiller’in başlattığı işi Erdoğan siyaseti tamamlamıştır; sefalete düşürülen halkı PKK ile buluşturmak!
 
Oysaki halkımız tarihin hiçbir döneminde bu örgüte destek vermemiş ancak yöneticiler eliyle sürüklenmiştir.
 
Bugün de bu böyledir; PKK’ya halk desteği yoktur ancak bir yanda göçlerin sefaleti öte yanda PKK’ya verilen siyasi destek halkımızı sürüklemektedir…
 
Durum işte budur…
 
[1] 2 Haziran 1998 günü Meclis’in 96’ncı birleşiminde Milletvekili Seydaoğlu’nun yaptığı konuşmadan bir bölüm.
[2] TBMM, Meclis Araştırması Komisyonu, yıl: 1998, Komisyonu Raporu Esas No: 10/25), Konu; Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da boşaltılan yerleşim birimleri nedeniyle göç eden yurttaşların sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesi(Bu rapor 2 Haziran 1998 günü Meclis’in 96’ncı birleşiminde görüşülmüştür).

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ