Ana Sayfa
29 Kasım 2017 ( 2793 görüntülenme )

İLK SİYASİ KÜRTÇÜLER BAKINIZ KİMLERMİŞ...

İlk Siyasi Kürtçü Örgüt


Siyasi Kürtçülük anlamında olduğu söylenebilirse eğer, ilk eylem Bedirhan Bey’in oğlu Mikdat Mithat Bedirhan’dan gelmiş, Mısır’da, ‘Kürdistan’ isimli Kürtçe bir gazete yayınlamıştır(1898). 

Gazete yönetimi önce Cenevre’de, son yıllarında ise Londra ve Folkston’da ve nihayetinde Kahire’de yerleşmiş ve Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar yayımını sürdürmüştür. 

Gazetenin Kahire ayağında Mikdat Bedirhan, Cenevre-Londra(1898-1908) ayağında Abdurrahman Bedirhan ve İstanbul(1908) ayağında Süreyya Bedirhan görevlidir. İsmi sayılan ilk iki Bedirhan, Bedirhan Bey’in oğulları, Süreyya ise torunudur(Emin Ali’nin oğlu)…

“TÜRK DÜŞMANLIĞI BÖYLE BAŞLADI”

Kürdistan Gazetesi Cenevre’de iken yönetimi Abdurrahman Bedirhan’ın kontrolündeydi. Türk tarihinde ilk kez ‘Türk düşmanlığı ile Ermeni-Kürt ittifak’ konularının işlenmeye başlaması bu sürece rastlar. 

Çıkış noktaları, Ermeni yayın organı Droşak’da yayınlanan şu bildiri;

“IRZINIZA GEÇİYORLAR”

‘Ey Kürtler! Sabahtan akşama dek, 60 para kazanıyor, onun da yarısını hükümete vermeye mecbur tutuluyorsunuz. Sizin emeğinizin meyvelerini toplayan hükümet, size, paralarınızı alan, karılarınızın ve kızlarınızın ırzına geçen zaptiye ve memurlar gönderiyor. Niye ses çıkartmıyorsunuz?.. “

“ERMENİ AYAKLANMASINA KATILIN”

"Komşunuz Ermenilere hedeflerinin ne olduğunu bir defa olsun sordunuz mu? Niye ayaklanıyorlar, diye sorunuz. Onlar size, istiklal uğruna kan döktük, diye cevap vereceklerdir... Ermenilerin bu hareketi ne kadar övgüye değerse, sizin devlete karşı düşünce ve tutumunuz o kadar yanlıştır. Şimdi milletlerimizi ve dinlerimizi bölmenin zamanı değildir…’ 

“KUR'AN AYETLERİYLE KIŞKIRTMA”

Bu gazetenin Türkiye’ye girişini kolaylaştırmak için her konu ‘Kuran’dan alınan ayetler ve Peygamber’in hadisleriyle’ süslenir . 

Bu şekilde insanların kutsal inançları üzerinde oynayarak bunu siyasi ve silahlı güce dönüştürme gayretleri Türk tarihinde bir ilk değildi. 

1514’de, Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail birbirlerine karşı mezhep farklılıkları bir silah olarak kullanmıştı. Bu teo-stratejik propaganda yöntemi son da olmayacaktır... 

“DİN İSTİSMARI VE KIŞKIRTICILIĞI ŞERİF HÜSEYİN’LE BAŞLADI”

1916’da Şerif Hüseyin Mekke ve Medine’de, 1925’te ise Şeyh Said Diyarbakır’da aynı propaganda taktiğine başvuracaktır. 2010’da, ‘Fatih Camii’ni Türk Ordusu bombalayacaktı’ manşetleriyle AKP siyasetini destekleyen medya da bu kervandaki yerini alacaktır. 

2014’te, Başbakan Erdoğan cumhurbaşkanı seçimleri arifesinde, CHP lideri Kılıçdaroğlu için ‘sen Alevisin, ben Sünni’yim’ diyerek tıpkı Yavuz Sultan Selim misali mezhep ayrılığı üzerinden kışkırtıcılık yaparak, bunu siyasi çıkarları yönünde kullanacaktır. 

“İNGİLİZ DESTEĞİNDE SİYASİ KÜRTÇÜ İLK ÖRGÜT”
İlk siyasal Kürtçü örgütlenmelerin doğuşu II. Meşrutiyet’in ilanıyla başladı; İngiltere’nin desteği ile kurulan ilk teşekkül olarak Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti ortaya çıktı( 2 Ekim 1908).’ 
 
Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti’nin ilk ve ömür başkanlığına Seyit Abdulkadir seçildi. Abdulkadir, Şeyh Ubeydullah’ın oğluydu.

Cemiyet’in kurucuları arasında yer alan Mehmet Emin Ali, Bedirhan Bey’in oğluydu.
Ahmet Naim Bey ise Baban hanedanının soy devamı…

Hollandalı sosyolog Bruınessen’in araştırmaları da bu yönde; 

“ÖRGÜTÜ KURANLAR HEP AYNI İSİMLER”

‘İlk Kürt milliyetçi örgütleri, doğal olarak, İstanbul’da, imparatorluk içinde resmi görevleri olan ve Avrupa’da kaynaklanan milliyetçi ideolojilerden etkilenmiş önde gelen Kürt aileleri tarafından kurulmuştur. İlk Kürt örgüt, Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti, Jön Türk devrimin ardından 1908’in liberal havasında ortaya çıktı.

 Kurucuları arasında en önemli Kürt ailelerinin üyeleriyle karşılaşıyoruz: Örneğin Baban ailesinden Stockholm’deki eski Osmanlı elçisi ve Jön Türklere muhalif, Sultan Abdulhamid’in inatçı destekçisi Muhammed Şerif Paşa; İstanbul’daki Bedirhan klanının önderi Emin Ali Bedirhan ve Nehri şeyhlerinden Şeyh Ubeydullah’ın oğlu ve daha sonraki Meclis Başkanı şeyh Seyyid Abdulkadir.”

“SİYASİ KÜRTÇÜLERE İNGİLİZ-RUS DESTEĞİ”

“Bu ilk örgütlerdeki insanlar Müttefiklerle işbirliğine giderek, tabii ki kendi yönetimlerinde olacak olan bir bağımsız Kürdistan için çaba gösterdiler. 1914’te Muhammed Şerif Paşa Mezopotamya’da seferberlik halindeki İngiliz kuvvetlerine hizmette bulunmayı teklif etti, ancak geri çevrildi. Bedirhan ailesinin mensupları Ruslarla ilişkiye geçti. Bu aileden Kamil ve Abdurrezzak adlı iki kişi Rus işgali sırasında Erzurum ve Bitlis valiliği yapmış gibi gözüküyor. .”

“ANADOLU’DA İSYANLARI TERTİPLEYENLER DE AYNI KİŞİLER”

Siyasi Kürtçü örgüt ve eylemlerin başında ‘Baban ve Bedirhan’ aileleri hemen hemen her ayaklanmanın başında yer aldı. Seyit Abdulkadir ile birlikte Halid-i Nakşibendi şeyhleri de bu ayaklanmalara bir şekilde katıldılar.

Siyasi Kürtçülük, bu yönetici grupların çeşitli devletler ve hükümetlerle kurdukları ilişkilere bağlı olarak gelişti hala da bu açılım sürüyor…

“MEDYAYI SİLAH GİBİ KULLANDILAR”

Mısır’da çıkartılan Kürdistan gazetesine karşılık, Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti ‘Kürt’ adıyla bir başka gazete yayınlıyordu. Haftalık olan bu gazetenin yazar kadrosunda Said-i Nursi ile Babanzade İsmail Hakkı da vardı.

 Cemiyet’in bir yan kuruluşu olarak Kürt Neşr-i Maarif teşkilatı oluşturuldu ve bu kuruluş, Kürtçe eğitim yapan bir okulu faaliyete geçirmek ve yayın faaliyetlerinde bulunmak gibi görevler üstlenmişti. Bu çerçevede, başında Abdurrahman Bedirhan’ın bulunduğu ‘Anayasa’ adı ile Kürtçe eğitim yapan bir okul açıldı. 

“BEDİRHANLAR HEP BAŞROLDE”

Anadolu’da yaşayan Kürtlerin böylesi siyasi bir eğilimi olmaksızın Kürtler adına Bedirhanoğulları tarafından başlatılan Ermeni-Kürt ittifak arayışları nasıl bir İlk’se, Kürtçe eğitim yapan bu okulun açılması da bir İlk oldu. Her ikisinin de öncüsü Bedirhanlardı.

“SİYASİ KÜRTÇÜLERİN ERMENİ MERAKI”

Prof. Dr. Çay’ın araştırmaları, bu Cemiyet’in özellikle Ermeni cemiyetleriyle işbirliği yaptığı, 1908 II. Meşrutiyet’in ilanını takiben ‘birlik ve beraberlik’ sloganı altında Ermenilerle ortak mitingler tertiplediğini gösteriyor. 

Ayrıca, İstanbul Kürt Kulübü’nde Kürt ve Ermeni liderlerin, yazar ve tanınmış kişilerin katılımıyla Kürt-Ermeni Dostluk Geceleri düzenlendiği, Türk Devleti’ne karşı ortaklaşa eylem içinde hareket ettikleri de kayda geçirilmiş. 

Bu cemiyet devlete karşı zararlı faaliyetlerinden ötürü 1909’da kapatılmıştır . 

İLK SİYASİ ÖRGÜT: KÜRT TEAVÜN VE TERAKKİ CEMİYETİ”

Siyasetçi yazar Altan Tan, Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti’ni II. Meşrutiyet sonrası kurulan ‘ilk siyasi Kürtçü örgütlenme’ olarak ifade edenler arasında yer alıyor. İfadesi aynen şöyle; 

“İLK ÖRGÜT BU”

“Bütün imparatorluğa yayılan özgürlük rüzgarları diğer halklar gibi Kürtleri de etkilemişti. İlk Kürt örgütleri II. Meşrutiyet’ten hemen sonra kurulmaya başlandı. Zinar Silopi(Kadri Cemilpaşa), 1900 yılında Diyarbekirli Fikri Efendi’nin öncülüğünde kurulmuş ‘Kürdistan Azm-i Kavi Cemiyeti’ adında bir örgütten söz ediyor, ancak fazla bilgi vermiyor. Genelde Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti ilk örgüt olarak kabul edilir.” 

“CEMİYET TÜZÜĞÜNDE ERMENİ İTTİFAKI”

Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti’nin tüzüğünün 15’nci maddesinde, Ermeni-Kürt ittifakı ele alınmıştır. Bu maddeyle, Bedirhanların sonradan karşımıza çıkacak olan Ermeni ilişkilerine hukuki bir zemin hazırlanmıştır;

“ERMENİ-KÜRT KOMİSYONU KURULSUN”

“Cemiyet, Kürtlerle Ermeniler arasındaki ve Kürt aşiretlerinin kendi aralarındaki anlaşmazlıkları gidermek ve anlaşma yollarını araştırıp gerçekleştirmek amacıyla Kürdistan’a uygun kişiler gönderecektir. Bu alanda yerel makamlardan, ulema ve şeyhlerden, nüfuzlu reislerden yararlanmaya çalışacaktır. Cemiyet; Ermeni derneklerinden de yararlanmak üzere, İstanbul’da, Kürtler ile Ermenilerden bir karma kurul oluşturmaya çalışacaktır.’

“ÖRGÜTÜN HEDEFİNDE MİLLİ EĞİTİM”

Cemiyet’in tüzüğünde ayrıca Kürtçe ilköğretimi kolaylaştırmak için Kürt dilini yazıp kitap haline getirmek, Kürtçe dilbilgisi kitabı ve mükemmel bir sözlük hazırlatmak, Kürt ders kitapları yazımını ikramiyeler vererek teşvik etmek gibi amaçlar da sıralanmıştır. 

Yine bu cemiyetin faaliyet alanları içinde, Maarif Nezareti nezdinde teşebbüste bulunularak gereken yerlerde ilkokul, ortaokul ve liseler açılması, bakanlığın açamayacağı yerlerde cemiyetin bu eksikliği gidermeye çalışması hususları da vardır. Kürtçe eğitim veren bir okulun açıldığı zaten bilinmektedir. 

Cemiyet’in tüzüğünde yer alan ‘Kürt, Kürtçe, ana dilde eğitim, Kürtçe okul’ gibi amaçların, aradan bir yüzyıldan fazla zaman geçtikten sonra ayrılıkçı siyasi taleplere dönüştürülecek oluşu, bu cemiyetin tarihte nasıl bir misyon üstlenmiş olduğunu da açıkça göstermektedir.

31 Mart Vakası’ndan sonra Sultan Abdulhamid’in tahttan indirilmesiyle çıkan karışıklık ortamında bu cemiyet 1909 yılı sonunda kapatılır. 

“İLK ÖRGÜTTEN PKK’YA”

Şimdi alt altta sıralayalım:

1908: İlk siyasi Kürtçü örgütün kuruluşu.
1918: Peş peşe ayrılıkçı Kürtçü siyasi örgütlerin kurulması.
1919: Bu örgütlerin Paris Barış Konferansında Ermenilerle ittifak kurması.
1920: Aynı örgütçüler eliyle Sevr işgal planın desteklenmesi.

1921-22: Sevr işgalini kolaylaştırmak için Koçgiri’de isyan başlatılması.
1923: Erzurum’da Azadi örgütünün kurulması.
1924: Hakkari’de Nesturi isyanın tertiplenmesi.

1925: Başta Şeyh Said isyanı olmak üzere, Diyarbakır, Hakkari ve Şemdinli’de isyanların tetiklenmesi.

1927: İsyanların bastırılması üzerine kaçanların Lübnan’da Ermeni Taşnak çetesiyle HOYBUN örgütünü kurması.

1930: Ağrı’da Ermeni isyanın Hoybun eliyle tertiplenmesi.
1938: Tunceli’de isyanın Hoybun eliyle tetiklenmesi.
1939-1945: İkinci Dünya Harbi

“İSYANLARI TERTİPLEYENLER HEP AYNI KİŞİLER”

1908’den alıp 1945’e gelindiğinde, çıkarılan tüm isyanları tezgahlayanlar hep aynı isimlerdir; ilk siyasi örgütün kuruluşunda ismi geçen Babanlar, Bedirhanlar ve Seyit Abdulkadirler.

Baban ve Bedirhanlar, Osmanlının yıktığı beylerin soy devamıdır.

Seyit Abdulkadirler ise Osmanlı’nın alıp başına taç ettiği Halidi tarikatının şeyhleridir.

Ve hepsinin coğrafyası da aynı coğrafyadır; Cizre’den Şemdinli’ye, Hakkari-Şırnak’tan Erbil Barzani’ye.

“ŞİMDİ BU İSİMLER SİYASETİN GÖZDESİ”

Şimdi günümüze bu pencereden bakıldığında siyasetin Halidi tarikatına gösterdiği özen, isyancı Şeyh Said heykelleri, Bedirhanlar ismine açılan okullar, Barzani ile gurur duymalar… Nereden baksanız bu isimlere çıkıyor…

Bu noktada soru şu: Bu siyaset bu isimlerin geçmiş tarihini bilmiyor mu?

Erdal Sarızeybek

Kaynak: MENORA- Büyük Suikast- Saray’daki Gizli Tarikat- Yanlış İttifak

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ