Reklamlar
Anasayfa » Haber
03 Ağustos 2017 ( 472 görüntülenme )

ŞOK İDDİA!.. MEĞER PUTİN DE BOP'UN BİR PARÇASIYMIŞ...

  RUSYA’NIN TÜRKİYE PLANLARI
 
Bugün işler eskisi değil... İkinci Dünya Harbi’ne girerken Sevr’de yer alan Ermenistan-Kürdistan’la Anadolu’nun Asya ile arasındaki coğrafik bağın kesilmesi siyaseti değişti. Çünkü Birinci Dünya Harb’inde olduğu gibi toprakları yeni bir paylaşıma konu olmadı; Türkiye tarafsızlığını ilan etti ve savaşa girmedi.
Peki bin yıldır süren bir Haçlı Seferi var ve bu seferin değişmez bir hedefi vardı, o da Anadolu’yu ele geçirmek ve Türk varlığına son vermek idi, şimdi bu proje ne oldu?

Soru şimdi budur, herkesin kendine sorması ve mutlaka akılcı bir cevap bulması gereken soru da budur...
   
Şimdi biraz geriye gidelim…
Sovyet Rusya’nın kurtuluş savaşında Mustafa Kemal’i desteklemesi, Türk Milleti’nin varlığını koruması için atılmış bir adım değildi. Eğer ki Ruslar, 1917 Bolşevik İhtilali nedeniyle bu büyük savaştan çekilmiş olmasaydı, bugün İstanbul’da Rus Bayrağı dalgalanacaktı şeklinde bir benzetme yapmak abartılı olmaz. 

Bu sözlerimizin elimizde kanıtları var: 
Bakınız Birinci Dünya Harbi yapılmış olan gizli anlaşmalara; ilki Rus-İngiliz anlaşmasıdır. Tarihe Londra Antlaşması (Mart-Nisan 1915) olarak geçen bu gizli paylaşım planında, Boğazlar ve çevresi Rusların payına bırakılmıştır
 
ÇANAKKALE DÖNÜM NOKTASI"
Tüm bu gizli pazarlıklar, İngiltere ve Fransa’nın doğrudan Çanakkale’ye saldırması üzerine ortaya çıktı. Eğer ki Çanakkale geçilmiş olsaydı zaten bu gizli anlaşmaların hiçbiri yapılmayacaktı, yapılamayacaktı çünkü İstanbul’u yani Osmanlı’nın kalbini –saltanat ve hilafet merkezi-  ele geçiren İngiltere ve Fransa hakim güç olarak Osmanlı topraklarını kendi stratejileri doğrultusunda dağıtmış olacaktı.
Ruslar, İngiltere ve Fransa’nın İstanbul ve Boğazları ele geçirme planlarının Çanakkale savaşıyla ortaya çıkması üzerine harekete geçmişti; İstanbul’un İngilizlerin eline geçmesi halinde Rusların Akdeniz’e inme planlarını sekteye uğrayabilecekti. Bu gizli anlaşma bu nedenle imzalandı.
 
Öte yanda Almanya da Ruslarla temasa geçmiş ve Boğazları Ruslara teklif etmişti. Amacı, Rus cephesini kapatarak Batı cephesine ağırlık vermekti.
Yani mesele Çanakkale savaşıydı…
 
 "GİZLİ ANLAŞMALAR"

Rusya, Şubat 1915’den itibaren girişimlere başladı. Boğazlar üzerindeki istekleri İngiltere ve Fransa tarafından kabul edildi. Buna karşılık, İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı Devleti toprakları üzerindeki taleplerini de Rusya kabul etmişti. Böylece, İngiltere ve Fransa yapmış oldukları İstanbul Antlaşması’yla Boğazlar ve çevresini Rusya’ya bırakmışlardı  (Mart-Nisan 1915). 
 
Peki, Rusların bu Boğazlar dayatmasının ardında yatan neydi?
 Kazım Karabekir Paşa anılarında bu soruya şöyle cevap veriyor;
 ‘Rusların büyük hayali, Rus Çarı Büyük Petro’nun vasiyetinde yer alan iki maddeye dayanır. Çar’ın vasiyeti şudur;

İlk Hedef Boğazlar ve Karadeniz"  
ü  "Mümkün olduğunca İstanbul ve Hindistan’a yaklaşmak gerek. Bunlara egemen olan güç, tüm dünyaya da egemen olacaktır. Sürekli olarak bazen Türklerle, bazen de Perslerle(İran) savaşa girmeli. Karadeniz üzerinde üsler kurmalı. Ve yavaş yavaş bu denizin tümüne egemen olmalı. 

"İkinci Hedef Akdeniz ve Basra"
"Hızla İran’ın zayıflamasını sağlamalı. Bu suretle Basra Körfezi’ne inmeli. Suriye ile ilişki kurup, Levant (Doğu) ticaretini önceden olduğu gibi ele almalı, dünyanın ambarı Hindistan’a doğru inilip, oraya vardıktan sonra, İngiltere’nin adalarına yaklaşmış olunur…"

"  Ganimetten Avrupa'nın payını verin" 
ü  Avusturya ile ilgilenip, Türkleri Avrupa’dan atmalarına yardımcı olmak ve onun İstanbul üzerine oluşturabilecek isteklerine gem vurmak gerek. Bunun için de Avrupa’nın başka devletleri ile aralarında bir savaş çıkartmak ya da kendisinden daha sonra geri alınabilecek bir savaş fetih payı, ganimet verilmeli” …

Peki, Birinci Dünya Harbi’den sonra ne oldu?
Toprakları paylaşılan tek devlet vardı, Osmanlı; küllerinden yeni bir Türk devleti doğmuştu, Türkiye Cumhuriyeti. Sevr Antlaşması’nda yer alan Ermenistan-Kürdistan projesi yıkılmış, büyük suikast sonuçsuz bırakılmıştı.
 
"KAYBEDİLEN TOPRAKLARDA YENİ DEVLETLER KURULDU"

"IRAK"
Öte yanda  Osmanlı’nın kalan topraklarında yeni devletler kurul muş ve bu devletlerin sınırları da cetvelle çizilmişti: Önce İngilizler Osmanlı’nın eski sancakları olan Basra, Musul ve Bağdat eyaletlerini adı ‘Irak’ olan bir devlete dönüştürdüler. Mekke Şerifi Hüseyin’in oğlu Faysal’ı da bu devlete kral yaptılar.

"ÜRDÜN"
Yine İngilizler, Şeria nehrinin doğusunda kalan topraklarda ‘Ürdün’ adıyla bir başka devlet kurdular. Şerif Hüseyin’in öteki oğlu Abdullah’ı da Ürdün Kralı ilan ettiler. Bugünkü Suudi Arabistan olan eski Hicaz Krallığı’nın başında da Şerif Hüseyin’i getirdiler; 1916’da Türk askerini sırtından hançerlemesinin bir ödülü olarak.
"LÜBNAN VE SURİYE"
Fransızlar da boş durmadılar;  Lübnan Dağı olarak bilinen bölgede, Akdeniz’de kıyısı bulunan Trablus, Sayda, Sur, Beyrut ve Bekaa vadisini de ekleyerek ‘Lübnan’ diye bir devlet yaptılar. Halep, Şam, Lazkiye ve Cebel-i Dürzi’yi de önce dört ayrı eyalete, ardından da ‘Suriye’ adında bir devlete dönüştürdüler.
 
Böylece Birinci Dünya Harbi sonrası Ortadoğu’da, sınırları İngiltere ve Fransa tarafından çizilmiş dört ayrı devlet ortaya çıktı; Suriye, Lübnan, Ürdün ve Irak...
"ORTADOĞU'DAKİ SAVAŞLARIN TEMELİ DÜNYA SAVAŞINDA ATILDI" 
Ancak bu devletler yapaydı; kağıt üzerinde sınırları çizilmiş, ‘etnik, dini ve mezhepsel’ farklılıkları yaşayan Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Arap ne varsa hepsi ‘devlet’ denilerek bir çatı altında toplanmıştı.
Suriye’de çoğunluğu oluşturan Sünni Müslümanların yanına Aleviler ile Dürzi grupların dahil edilmesiyle homojen yapı bozulmuş,  benzer şekilde Lübnan’da çoğunluk olan Hıristiyan Marunilerin içerisine Müslüman gurupların dahil edilmesiyle de birbirinden çok farklı etnik ve dinsel yapılar bir araya getirilmişti.
 
Irak da bu yeni siyasi stratejiden payına düşeni almış, Şii ve Sünni Müslümanlar ile Kürtler, Türkmenler, Hıristiyan Asuriler ve Yahudilerden oluşan karmakarışık bir yapının içine çekilmişti.
Bugün Ortadoğu’da yaşanılan çatışmanın temelinde işte bu yapay sınırlarla oluşturulan devletlerin karışık ‘etnik ve mezhepsel’ farklılıkları yatıyor. Bu coğrafyada kurulan Yahudi devleti varlığını belki de bu yapıya borçludur.
"BİRİNCİ DÜNYA HARBİ'NDE RUSYA OYUN DIŞI"
Öte yanda tüm bu işler İngilizler tarafından çevrilmiş olduğu için, Sovyet Rusya’nın Ortadoğu’da bu yeni haritaların çiziminde bir etkisi olmamıştı yani oyun dışı kalmıştı.
"RUSLAR İKİNCİ DÜNYA HARBİNDE İRAN'A SARKTILAR"
1939’da İkinci Dünya Harbi başladı; Türkiye tarafsızdı, savaşa girmedi. Ama Sovyet Rusya’nın ise bu kez bu yeni oyundan çekilmeye niyeti yoktu. İran'ın kuzeyini işgal etti. Mahabad sözde Kürt Devleti kurdu. Ama bir türlü Ortadoğu'ya inemedi çünkü İngiliz-ABD buna izin vermedi ve Ruslar işgal ettikleri topraklardan geri çekildiler.
"ŞİMDİ RUSLAR NE İSTİYOR"
Rusya tıpkı Çar Deli Petro’nun vasiyetinde olduğu gibi Suriye’ye girdi ve çıkmaya da niyeti yok! Rusya’nın hedefi, IŞİD’i bahane gösterip Ortadoğu’da savaşı uzatmak ve bir şekilde Türkiye’yi bu savaşın içine çekmek ve sonrasında da Türkiye’yi hedef almak!
Rusya, Suriye üzeri,nden Akdeniz'e, İran üzerinden Basra'ya açıldı. Rusya yüzyıllardır elde edemediği üsleri şimdi bu Ortadoğu savaşları sonucunda elde etti. Artık top bundan sonra ABD'de, ABD oyunu kuracak Ruslar ise figüranlık yapacak yani oyunu dengelemek için!
"DURUM DÜNYA SAVAŞLARINDAN DAHA AĞIR"

Birinci Dünya Harbinde Osmanlı toprak kaybetti ama  YENİ BİR TÜRK DEVLETİ kuruldu, varlığını korudu.

İkinci Dünya Savaşında Türkiye harbe girmedi, toprak kaybetmedi, yine varlığını korudu.

Şimdi Ortadoğu'da bir savaş var bu savaşta hedef Türkiye!
Geçmiş dünya savaşlarından farkı; şimdi Ruslar da savaşın içinde ve Ruslar Akdeniz'de elde ettiği üsle bir yana, Asya'daki, Türk dünyasının Anadolu ile fiziki bağının kesilmesini istiyor. Ve BOP bu isteği karşılıyor!

Yani?
Yani Ruslar da artık BOP'un bir parçası, Suriye'de elede ettiği üslere karşılık ve çıkarları gereği ABD'nin küresel emellerine bu projede hizmet ediyor.

Mesele şimdi, şu; Türkiye'deki siyaset bu projenin neresinde?
Dışında ise yeneriz, bu projeyi bozarız, ama ya içindeyse?

Türkiye, tarihten ders çıkarıp bu oyunu bozmalıdır.

Erdal Sarızeybek 

Reklamlar

Önerilen Haberler

Bunlar da İlginizi Çekebilir

RUSYA: SOĞUK SAVAŞTAYIZ! Mustafa Kemal Atatürk Kuvayi Milliye'yi Bakınız Nasıl Anlatıyor... Milli Mücadelenin Nirengi Noktası: ERZURUM... Millet-i Sadıka... Ermenistan Nasıl Bir Ülkedir? Türk Tarihinde Avarlar Şerif Hüseyin’in İhanet Belgesi; MC MAHON YAZIŞMALARI Uğur Mumcu'yu Kim Neden Öldürdü? Osmanlı'yı Güneyde Kim Vurmuştu?

Bakmadan Geçme!

KAPAT
İSRAİL'İN ORTADOĞU SİYONİST PLANI TÜRKÇE TAM TERCÜME