Ana Sayfa
15 Aralık 2017 ( 2037 görüntülenme )

NESTURİLER... ASURİLER... NELER OLUYOR?

HAKKARİ’DE NESTURİLER


Cumhuriyet tarihimiz Nesturileri 1924 yılında tanıdı.
Hakkâri’de isyan çıkardılar tam da Musul görüşmeleri başladığı sırada.

İsyan bastırıldı.
İsyancılar, Irak kuzeyinde Barzani bölgesine, Musul’a ve Urumiye’ye kaçtılar.

Nesturiler oldukça küçük ve oldukça eski Hristiyan bir topluluk. Belki de binlerce yıl iç içe yaşadık ama 1915’te Ruslar, 1918’de İngilizler Osmanlı’ya karşı devreye girince bu sakin topluluk “ayrı bir devlet kurma” hayaliyle canlandı ve sürüklenip gittiler.

Şimdilerde ABD devrede, yine oynuyor bu bu kadim toplulukla. Şimdilik Hakkari’den vazgeçmiş gibi görünseler de Suriye kuzeyinde PKK/PYD ile Musul bölgesinde Barzani/ PKK tezgahlarına yine konu oldular. Yanlarında yine 1915 isyanından kaçmış Ermeniler var, Keldani ve Yezidiler de bonus.

Anlaşılan o ki yine kendilerine ayrı bir devlet kurma sözü verilmiş olmalı…
Bugün Suriye ve Irak kzueyinde ne tegahlar kurulduğunu görebilmenin bir olyu da işte bu Nesturilerden geçiyor çünkü yaşanmış bir tarih var ve bu tarih içinde Türkiye ve Türk’e karşı kurulmuş tezgahlar var…

Şimdi yıl 1918…

Anadolu’yu işgale gücü yetmeyen İngilizler Mondros ateşkesiyle Osmanlı’yı zorladılar ve tüm güçlerini etkisiz hale getirip işgale başladılar.

İşgal bu ya, içeriden işbirlikçi gerekiyordu…
Tarihin tekerrür ettiği gibi 1915 isyanlarından kaçan Ermenileri ve Nesturi/Asurileri yine buldular.

Bu iki etnik grubun gücü yetmeyince kimlikleri hala şüpheli olup kendilerini Kürt olarak tanıtan bir takım işbirlikçilerle de temas kurdular.

Her birine ayrı ayrı devlet sözü verdiler, 1920’de SEVR işgal projesini uygulamaya geçirdiler. 

Oysaki işin gerçeğinde mesele “Ermenistan Kürdistan Nesturistan Asuristan” değil, Filistin’de kurulacak İsrail’e ayakçıklar bulmak meselesiydi ama bu gerçeği uzun bir süre gizlediler.

Her ne kadar Sevr 1920 yılını işaret etse de, asıl tezgah 1918’le ve de ardından 1919 Paris Barış konferansında kurulmuştu…

Şimdi yıl 1919...

“RUSLARLA İNGİLİZLER ARASINA BİR TAMPON DEVLET”

1919’da geliştirilen İngiliz planlarına Ermeni ve Nesturilerle birlikte bu kez Kürtler de dahil edildiler. Bu plan, ‘Rus hakimiyet bölgesi ile İngiliz hakimiyet bölgesi arasında tampon bir devlet oluşturmak’ düşüncesine dayanıyordu. 

“KÜÇÜK KÜÇÜK DEVLETLER, KÜÇÜK KÜÇÜK TAMPONLAR”

İngilizlerin Kafkaslarla Musul arasında bir Ermeni ve bir Kürt devletinin kurmak, Kürtleri de ‘Kuzey-Güney’ şeklinde ikiye ayırıp araya bir Nesturi devletini koymak şeklinde bir tasarıları vardı. İngilizler nasıl ki Yahudilere bir İsrail devleti söz vermiş ve bu söze bağlı olarak Arjantin, Uganda gibi ülkelerde bir yer arayışına girmiş ise, Nesturilere de söz vermişler, onlar için de bir ‘yurt’ arayışı başlatmışlardı. 

“1914 NESTRURİ İSYANI 1919’DA TEZGAHLANMIŞTI”

Önce Nesturilerin çıkış yerleri dikkate alınarak İran’ın Urumiye bölgesinde ‘bir Asur devleti’ düşünüldü. Ama Kürt-Nesturi çatışmasından endişe duyularak bundan vazgeçildi. 

Ardından Nesturilere Kanada’da bir toprak verip orada bir Nesturi devleti kurulması teklif edildi. Bu uygundu ama son çare olarak düşünülmeli, denilerek yine vazgeçildi.
Irak’ta, Duhok’un bir kasabası olan İmadiye’de ayrı bir devlet fikri ortaya atıldı. Bunu gerçekleştirebilmek için Kürtlerin oradan çıkartılması gerekecekti, çatışma riski çoktu, bu yüzden bu da uygun görülmedi. 

“BİR NESTURİ/ ASURİ DEVLETİ KURMAK”

Sonuçta, Nesturilerin eski yerlerine dönmelerine karar verildi yani Hakkari ve Urumiye bölgesine. Yani Nesturiler, bir zamanlar hem İngiliz hem Ruslarla işbirliği yaparak Osmanlı’ya karşı savaşan Nesturiler, sonrasında kaçıp İngiliz işgalindeki topraklara sığınan Nesturiler şimdi bu topraklara geri dönmek istiyorlardı …

Bu vakanın Irak-İran cephesi, bir de Paris cephesi vardı…

“TÜM ŞÜREKA PARİS’TE BİR ARAYA GELDİ”

Paris Barış Konferansı’na Nesturiler de -tıpkı Şerif Paşa ve Ermeni Bogos Paşa gibi- müdahil olarak katıldılar. Urumiye’de bir din adamı olan Abraham Yohannan, Nesturi-Keldani ve Süryanilerin temsilcisi sıfatıyla oradaydı.

Hepsinin ortak hedefi şuydu; şimdilik otonom sonra bağımsız bir Asur-Keldani devletinin kurulması. 

“SINIRLARINI BİLE ÇİZDİLER”

Bu devletin sınırları dahi çizilmişti; ‘Musul, Urumiye, Diyarbakır, Urfa dahil, batıda Fırat, kuzeyde Van Gölünün güneyindeki dağlar(Başkale-Gürpınar-Çatak’ı tarif ediyor), doğuda Türkiye-İran sınırındaki dağlar, güneyde ise Dicle ve Fırat’ı kesen hat içinde kalan topraklar’. 

Bu sınırlara bakıldığında bugünkü PKK terör örgütü ile Mesud Barzani’nin siyasi hedefinde olan Türkiye topraklarıyla bire bir örtüştüğü dikkati çekiyor.

“SEYİT ABDULKADİR BU NOKTADA ORTAYA ÇIKTI”

Tüm bunlar olup biterken Seyit Abdulkadir İstanbul’daydı.
Sürece paralel ve uygun olarak önce bir komite kuruldu, başkanlığına o getirildi. 

Bu komite eliyle Ocak 1919’da İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiserliği’ne başvuruldu ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Mezopotamya ve Güneybatı İran’da bir Kürdistan kurulması için resmen destek talep edildi. Bu taleplere, ABD Cumhurbaşkanı Wilson’un Kongre’ye sunduğu ve halkların kendi kaderini kendi tayin etmesi ilkesine dayalı 14 maddelik prensipleri dayanak gösterildi.

Sözüm ona ‘Kürt’ taleplerini kapsayan bu muhtıra yine bu komite tarafından İngiliz Yüksek Komiserliği ile diğer işgal güçleri komiserliklerine de iletildi. 

“BEDİRHANLAR HEP BAŞROLDE”

Bu arada Celadet Bedirhan da İngilizlere başvurarak Kürdistan’ın Bedirhan ailesine verilmesini talep etti. Bu talep Fransız resmi arşivlerine şöyle geçti; 

1919 başında, Zaho bölgesinde bulunan –ki o sırada bu bölge gevşek de olsa İngilizlerin kontrolü altındaydı- Celadet Bedirhan Bey, bu kentin siyasi subayına verdiği tüm Behdinan bölgesinden birçok aşiret reisinin mührünü taşıyan bir dilekçeyle Kürdistan’ın Bedirhan ailesinin üyelerinin birinin yönetimine verilmesini ve İngiliz koruması altına alınmasını talep etmekteydi.’

‘Gizli’ kaydı taşıyan bir başka İngiliz belgesi de Bedirhanoğullarının Sion temel ekseninde bir yandan siyasi bir yanda da mali olarak nasıl koşuşturduklarını göstermesi açısından önemli. 

İşte o belge; 

‘Bedirhan ailesinin İngiliz yanlısı eğilimleri, ailenin Mısır’daki üyelerinin Türklerden gördükleri muamelelerden sertçe yakındıkları, tazminat istedikleri ve Kürdistan’ın asıl yönetici ailesinin kendi aileleri olduğunu iddia ettikleri, 16 Nisan(1919) tarihli ortak mektuplarından da anlaşılmaktadır.’

İşte plan buydu; Anadolu ile Asya arasına, İngilizlerle Ruslar arasına küçük küçük tampon devlet kurmak ve bu yolla bir yandan Türklerin Asya ile bağı kesilirken diğer yanda İngiliz-Rus ittifakını güvenceye almaktı.

İşin bu safhasında işbirlikçi olarak şu isimler öne çıktı; Bedirhaniler, Seyit Abdulkadir ve Şerif Baban Paşa…

Bedirhaniler 1846’da Osmanlı’nın yıktığı Cizre Emiri Bedirhan Beyin soy devamlArıydı.

Baban yine Osmanlı’nın aynı süreçte yıktığı Baban beyliğinin soy devamlarıydı…

Seyit Abdulkadir ise,
beylikler yıkıldıktan sonra güç kazanan şeyhlerin bir numarasıydı. Belki de Baban ve Bedirhanlardan daha güçlüydü çünkü ta 1826’da kapatılan Bektaşi tekkelerinin başına geçmiş Halidi Tarikatının Anadolu Halifesi olan Seyit Taha’nın torunuydu.

İşte bu kişiliklerin oyunlarıyla Türkiye bugünlere sürüklendi, hala da sürükleniyor...

Şimdilerde üç bakanlığı tarikat ele geçirmiş diyorlar...

İşte o tarikat bu tarikat...

Erdal Sarızeybek

Kaynak: MENORA/ Işığın Gölgesindeki Darbe

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ