Ana Sayfa
11 Aralık 2017 ( 89 görüntülenme )

NUTUK YAZIYOR...ATATÜRK NEDEN "BÜYÜK SUİKAST" DEDİ?..

TÜRKİYE BÜYÜK SUİKAST'LA YENİDEN KARŞI KARŞIYA 

İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi resmi web sayfasında “KONSTANTİNOPOLİS EKÜMENİK RUM PATRİKLİĞİ” unvanını kullanıyor.

Ekümenik ya da değil ama asıl şu Konstantinopolis lafı dikkat çekici. Çünkü  Konstantinopolis, İstanbul’un eski adı ve eski Bizans’ın başkenti.

Eğer Türk bayrağının dalgalandığı bu topraklarda Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kanunlarına tabi olan bir dini kurum çıkıp da kendine Konstantinopolis diyebiliyorsa, mesele vahimdir.

“BİZANS HORTLADI MI” 

Bu demektir ki; Eski Bizans şimdi çıkmış ‘ben yeniden doğdum’ diyor ve toprakları bizden istiyor demektir. Tıpkı eski İsrail’in çıkıp da ‘ben yeniden doğdum’ deyip Filistin’i istemesi gibi ya da ‘ben eski gömleği değiştirdim, yenisini giydim artık farklıyım’ demesi gibi…

Eski Ermeniler de şimdi çıkmış ‘bu topraklar benimdi’ diyor, Barzani Büyük Kürdistan diyor ve bu akıl ötesi talepler hiç durmak bilmiyor, aksine ekleniyor da ekleniyor… 

İşin gerçeği ne?

“BİZANS ÖLDÜ ÖLDÜ ÖLMESİNE AMA...”

Bizans eski tarih, Türk ise onu yenen son hakim güç, şu an gökyüzünde Türk bayrağı dalganıyor, nokta. Diğerlerine gelince…

“BİZANS YIKILDI TÜRK DEVLETİ KURULDU, NOKTA”

Bu farklı etnik ve dinsel kimlikler hep Bizans ve Türkler arasında yaşamış, zaman zaman yönetici konuma da getirilmiştir. Ancak hiçbir zaman bu coğrafyanın tek hakimi olabilecek güce erişememişlerdir. 

Dolayısıyla bir Ermeni’nin çıkıp da “bu topraklar benim” demesinin bu coğrafya tarihi açısından nasıl ki hiçbir hükmü yok ise, bugün Barzani’nin çıkıp da ‘Bu topraklar benim’ demesinin hiçbir hükmü yoktur.

“BİZANS ÖLDÜ AMA ONU DİRİLTME ÇABALARI ORTADA”

Yeniden Bizans’a dönersek, noktalamıştık ve nokta hala geçerli ancak onun durumu günümüzde biraz farklı bir özellik taşıyor. Bugün Yunanistan’da yaşayan Rumlar İstanbul’a ‘Konstantinopolis’ diyor ve burası bizim diyor. Ama onun yanında ülkemizde yaşayan Rumlar da var, onun için bu meseleyi düşünmeli…

Bugün Fener’de yaşayan Rum Patriği kendine ‘Konstantinopolis Ekümenik Rum Patriği’ diyor ve burası benim diyor. Ama onun yanında ülkemizde yaşayan Ortodokslar da var, bunu da iyi düşünmeli…

Öte yanda…

“BİZANS SUSTURULMAZSA DEVAMI GELİR”

Eski Bizans böylesi hortlayınca, zamanında onun hakimiyetinde küçük küçük devletçikler kurmuş olanlar da var - eski Trabzon Rum devleti gibi, eski Kilikya Ermeni devleti, eski Ani Ermeni prensliği gibi- hepsini bir çuvala koyup iyi düşünmeli…

Şimdi…

Bugünün Türkiye’sinde eski Bizans böyle ortaya çıkınca, eski Ermeni böyle, eski Rum da böylesi bir süreçten etkilenince doğal olarak Altan Tan gibiler de çıkıyor ve diyor ki;

“BİZANS VARSA BİZ DE VARIZ DİYORLAR”

“biz de krallık kurmuştuk zamanında, 1918’de İngilizlerin Şeyh Mahmud Berzenci’yi Irak kuzeyinde yönetimin başına getirdiği vakada olduğu gibi… Biz de devlet kurmuştuk zamanında, 1946’da Rusların Molla Barzani üzerinden Gazi Muhammed’i İran batısında yönetimin başına getirdiği vaka gibi… 

Haliyle hakim güç şöyle ya da böyle zayıflatılınca, bu coğrafyada bayrak çekmek isteyen ayrık sesler de yükseliyor.

“BİZANS'A GÖZYUMULURSA DEVAMI GELİR”

Tabi tüm bunlar bugünkü şartlarda doğal haliyle mevzi kazanıyor çünkü bugün Ege’deki Türk adalarının ‘ben Bizans’ım’ diyenlerce işgaline gözyumulması; ülkede tıpkı 1897 Sionist projesine uygun olarak yürüyen Barzani’nin Kürdistan bayrakları ve perşmerge güçleriyle fiilen Türk topraklarında cirit atmasına izin verilmesi…

Öte yanda…

“HER AYRIŞTIRMA TÜRKİYE’NİN GÜCÜNÜ ZAYIFLATIR”

Bu çığlıkları körüklercesine etnik ve mezhepsel ayrımcılık siyasetinin derinleştirilmesi haliyle bu coğrafyadaki tüm farklı etnik ve dinsel kimliklere güç kazandırıyor. Onlar güç kazanırken coğrafyanın hakimi Türkler de haliyle güç kaybediyor zaten güç kaybettiği için de bu bu fısıltılar önce çığlığa ardından da deprem gibi eylemlere dönüşüyor.

Yani diyeceğim bu hal ve koşullar altında Türk devletinin varlığı ve bekası yönünde asıl tehdit Bizans’tır, onu destekleyen Sion ve İngilizlerdir ne Ermeniler ne de Kürtler değil. 

Burada mesele güçlü olmaktır!

Kısaca bugün Türkiye, gerçek bir tehdit olan ama farklı isim, kimlik ve siyasete büründüğü için çıplak gözle görülemeyen bir sinsi ittifakla tarihten beri karşı karşıyadır.
 
“GÜÇ ZAYIFLARSA ESKİ DÜŞMANLIK TETİKLENİR”

İster Osmanlı’da ister Cumhuriyette, Türk Milleti, Türk Ordusu ve devletinin güçlü olduğu dönemlerde bu sinsi ittifak mensupların sesi çıkmıyordu çünkü karşı koyacak güçleri yoktu. 

Ama şimdi işler değişiyor, etnik ve mezhepsel ayrımcılık eski düşmanlıkları tetikliyor -sanırsınız Osmanlı’nın dağılma döneminde -yıl 1918- özelleştirmeler yoluyla coğrafyanın zengin kaynakları başka güçlerin eline geçiyor, özel okullar eliyle zihniyetler değiştiriliyor, velhasıl karşımızdaki sinsi ittifak her geçen gün güçleniyor ve güçlendikçe artık yüksek sesle konuşmaya başlıyor.  

Zaten baksanız ekranlara, bugün dahi bu binlerce yıllık savaşın izlerini Türk ve Atatürk düşmanlığı ifade eden tavır ve söylemlerde açık açık görebilirsiniz.

“GÜCÜ OLAN BAYRAK ÇEKMEKTE TEREDDÜT ETMEZ”

Ve kılık ve kimlik değiştirmiş olan Bizans, fırsatı ele geçirdiğinde yani Bizans asıl kimliğiyle Türk’ten daha güçlü olduğunu düşündüğünde, açıktan ortaya çıkıp meydan okuyacağı da akıllardan çıkarılmamalıdır. Buna Sion’u, arkasındaki İngilizleri de eklerseniz nasıl bir tehditle karşı karşıyayız, açık görülür. 

Diyeceğim o ki, bu coğrafyada Türk devletinin sırtını başka bir devlete dayama lüksü yoktur, hiç beklemediğiniz bir anda, dost sandıklarınızı bir anda karşınızda düşman olarak görebilir be bu gaflet sizi savaşma gücünden yoksun bırakabilir. 

“SAHİP OLDUKLARIMIZ BİR ANDA ELDEN GİDİVERİR” 

Buna şimdi izin verilirse eğer, -Türklerin nüfusu milyonları aştığı için- herkesi öldüremeyeceklere göre, bir anda sahip olduğunuzu sandığınız her şeyin elinizden gittiğini, yöneten değil yönetilen köleler durumuna düştüğünüzü de ansızın görebilirsiniz. Bu tehditlere gözyumulur da karşı çıkılmazsa eğer…

Mesele var olan gücü gerektiğinde gösterebilmek, ayrık gayrık çığlıkları susturabilmektir!

“HAREKETE GEÇMEK ZORUNDAYIZ”

Bunun için bir adım ileri atılacaksa eğer her şeyden önce işgal altındaki Türk adaları derhal kurtarılmalıdır! 

Beyoğlu Kaymakamlığına bağlı olmasına rağmen devlet içinde devlet gibi hareket eden Fener Rum Patrikhanesinin bu etkisi kırılmalıdır. 
 
Gerçekten karşı bir adım atılacaksa eğer bu Sion siyaseti etkisizleştirilmelidir çünkü bu Siyonist projenin ta başından beri hedefi, Anadolu coğrafyası ve Türkler’dir.

“İSRAİL’İN AMACI TÜRKİYE’DE YÖNETİMİ ELE GEÇİRMEK”

Aslında bu İsrail kendine göre akıllı seçim yapmıştır, çünkü bu coğrafyada hakim güç Türk olduğu ve Türkiye’nin istemediği hiçbir proje kendine yaşam bulamayacağı için Türkleri hedef alması doğaldır. İsrail’inki Türk’ü yenebilirsen her şeyi yapabilirsin gibisinden bir akıldır ancak Türk’ü yenmek sanıldığı kadar kolay değildir.

“TÜRKİYE’NİN SIRTINI BİR YERE DAYAMA LÜKSÜ YOKTUR”

Bu çerçevede Türkiye’de bir Ermeni sorunu yoktur, Türkiye’de bir Kürt sorunu da yoktur, asıl sorun olan Bizans ve İsrail, onun arkasında ABD-İngiltere ve Ruslardır.
Dolayısıyla Türkiye asla sırtını böylesi bir yere dayamamalı, dünyanın sadece onlardan ibaret olmadığını bilmelidir. 

“OSMANLI GÜÇ KAYBEDİNCE PUSUDAKİLER ORTAYA ÇIKTI”

Sonuçta Mondros bir ateşkes değil, Osmanlı Devletinin İngilizlere teslimiyet oluşudur.

Osmanlı böylesi bir şekilde etkisizleştirilince, bir zamanlar Osmanı tebası olanlar da yüzyıllardır gizledikleri emellerini de açığa vurdular; kimi Ermeniler adına kimi Kürtler adına toprak istemeye başladılar.

"ATATÜRK BUGÜNKÜ DURUMA BÜYÜK SUİKAST DEMİŞTİ"

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün NUTUK'ta geçen sözü aynen şöyle:

"‘Saygıdeğer efendiler, bu antlaşma, Türk Milleti’ne karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış büyük suikastın sonuçsuz kaldığını bildirir bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş siyasi bir zaferdir."

Gazi Mustafa Kemal Atatürk burada geçen ‘bu anlaşma’ sözüyle Lozan’ı işaret ediyor yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uluslarası hukuk ve yasalar açısından tanınmasını sağlayan Lozan Antlaşması.

Sonrasında Mustafa Kemal Atatürk bize iki önemli ipucu veriyor: İlki, ‘Türk Milleti’ne karşı yüz yıllardan beri hazırlanmış suikast’; diğeri de ‘Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılan suikast’.

"Yüzyıllardır Türk Milletine karşı tertiplenmiş Büyük Suikast" sözü, Haçlı Seferlerini anlatıyor…

"Sevr anlaşmasıyla tamamlandığı sanılmış Büyük Suikast" sözü de Anadolu’nun işgalini anlatıyor.

Bugüne gelir isek…
Eski adıyla Bizans, Türk ve Türkiye’nin güç kaybettiğini düşünüyor, görüyorsunuz işte Ege’de adalarımı işgal ediyor ve ülkede kimsenin sesi çıkmıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güç kaybettiğini düşünenler bir bir ortaya çıkıyor toprak istiyor tıpkı Ermenistan gibi tıpkı Barzani gibi, pkk/pyd gibi…

ABD’nin PKK/Barzani’yi silahlandırma, ordu kurma girişimleri bize ibrettir.
91’den günümüze Irak ve Suriye’de Türkiye karşıtı gelişmeler bize ibrettir.

Kendi ülkemizde etnik ve mezhepsel ayrıştırma gayretleri bize ibrettir.

Kendi milli kaynaklarımızın bir bir elden çıkarılarak satılması bize ibrettir.

Aslında şu sıralar yaşayıp tanık olduğumuz her gündem bize ağır bir ibrettir.

Çıkış yolumuz, yıllardır uygulanan bu siyaseti değiştirmek geçmektedir.

İşte Gazi Mustafa Kemal Atatürk Büyük Nutuk’ta bu manzarayı BÜYÜK SUİKAST olarak bize anlatmıştı; Türk’ün varlığa ve yurduna karşı yüzyıllardır tertiplenen büyük suikast.

İşte bugün Türkiye bu büyük suikastla yeniden karşı karşıyadır…

Bu siyaseti Türkiye değiştirmelidir.

Erdal Sarızeybek

Kaynak: Menora

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ