Ana Sayfa
07 Aralık 2016 ( 103 görüntülenme )

Osmanlı Nasıl Yükseldi?

İstanbul'un fethinden sonra Osmanlı'nın adım adım yükselişi.
Osmanlı Devleti Yükselme Devri
 
Osmanlı Devleti’nin yükselme dönemi; İstanbul'un Fethi ile başladığı ve genellikle II. Viyana Kuşatmasına kadar devam ettiği kabul edilir.
 
İstanbul'un 1453'teki fethinden sonra tüm Yunanistan birkaç yıl içinde kontrol altına alındı. Rodos, Girit ve Kıbrıs gibi önemli adalar bunun dışındaydı. Rodos'ta Hospitalier şövalyeleri 16. yüzyılına başına değin tutunabildiler. Kıbrıs 16. yüzyıla kadar, Girit ise 17. yüzyıla kadar Venediklilerin kontrolünde kaldı. Trabzon da 1461 yılında düşünce bağımsız hiçbir Rum devleti kalmamış oldu. Kısa süre içinde Tuna'nın güneyindeki Slav devletler de ortadan kaldırıldı. Son direniş İskender Bey adı verilen Georges Castriota'nın birkaç yıl sürdürmeyi başarabildiği Arnavutluk'taki direniş oldu. Böylece imparatorluğun Avrupa yakasında hiçbir çatlak kalmadı.
 
Osmanlılar, Adriyatik kıyılarında, Venedik dalmaçyası sınırlarında görülmeye başladılar ve 1480 yılından itibaren bir Osmanlı gücünün Otranto'ya ayak bastığı görülür. Ancak Orta Avrupa'daki Osmanlı ilerleyişi bir dizi yerel sorunla karşılaştı. Osmanlı'nın bu sorunlarla baş etme yolu yerel özerklikler tanımaktı, ancak devletin gücü yerel idareyi doğrudan üstlenebilecek noktaya geldiğinde Slav prensliklerinin özerklikleri derhal ortadan kaldırılıyordu. Giderek Karadeniz de bir Osmanlı gölüne dönülmeye başladı.
 
II. Mehmet, yeniçeri ordusunu aşama aşama yeniden düzenledi. Ordunu silahlarını yeniledi, sayısını artırdı ve merkezi kontrolünü güçlendirdi. İstanbul'un fethinden sonra dikkatini Anadolu'ya yöneltti . II. Mehmet'ten 50 yıl önce Sultan I. Bayezid Anadolu'yu önemli ölçüde politik bir birlik haline getirmeyi başarmıştı ancak, 1402'deki Ankara Savaşı'ndan sonra bu birlik yeniden dağılmıştı. Bu yüzden Türklerin kontrolündeki diğer Anadolu beylikleri ile Rum Trabzon İmparatorluğu'nu topraklarına katmak ve Kırım Hanlığı ile ittifak yapmayı amaçladı. Bu hedefinde başarılı oldu ve Anadolu'daki diğer beylikler üzerinde Osmanlı kontrolünü sağladı.
İmparatorluğun Asya cephesindeki sorunlar Avrupa cephesinden daha derindi. Gerçi Anadolu'daki hiçbir beylik Osmanlı ile boy ölçüşebilecek güçte değildi ama dinsel ve etnik duyguların öne çıktığı başka sorunlar vardı. İran, Azerbaycan ve Ermenistan'da politik bir güç haline gelen Akkoyunlular bir sorun oldu. Asya Türkmenleri, kendilerinden uzakta Balkan sınırlarında doğmuş Osmanlı'ya nazaran kendilerini Akkoyunlulara daha yakın hissediyorlardı. Ayrıca Türkmen oymakların hemen hepsi Şii olmasının da rolü önemliydi. Fatih, Akkoyunluların hükümdarı Uzun Hasan'ı Otlukbeli savaşında bozguna uğrattı. Ancak tarikatların ve sufilerin büyük saygınlığa sahip olduğu bu halklar arasında bir süre sonra, Erdebil'de doğan yeni bir Şii hanedanı kolan Safevi devleti kurulacaktı.
 
Oral Sander'e göre II. Mehmet döneminin siyasi tarih açısından en önemli özelliği "milletler sistemi"nin geliştirilmesidir. İstanbul'un fethinden sonra Avrupa'daki baskılardan kaçan çok sayıda Yahudi bir Müslüman devletin hükümranlığı altına sığındı. Ayrıca Hıristiyan ve diğer dinlerden topluluklar kendi dinsel önderlerinin yönetimi altında merkezi otoriteye karşı bir tür özerklik elde etmişlerdi. Kendi yasalarını ve yaşam biçimlerini koruyan "milletler" olarak varlıklarını sürdürebildiler. Diğer "milletler"den olanlar belki fethedilmiş bir halk olarak birinci sınıf yurttaş sayılmasalar da, var olan sınırlamalara rağmen benliklerini sürdürme ve barış içinde yaşama hakkına sahiptiler. Zamanla Müslümanların fazla itibar etmediği ticaret alanına da el atarak zenginliklerini artırdılar. Böyle bir yönetim anlayışı, o dönem Avrupa'sındaki diğer çok-uluslu devletlerde görülmemektedir.

II. Bayezid, babasının aksine barışsever eğilimli idi. Buna karşın Avrupa diplomasisinin manevralarına girmek zorunda kalmıştır. II. Bayezid yeni haçlı seferlerini engelleyebilmek için babasının başlattığı deniz gücü kurma çabasını devam ettirdi. Bunun sonunda İtalya'daki şehir devletleri birbirlerine karşı koz olarak Osmanlı'nın desteğini sağlamaya çalışacaklardır. Venedik’le girilen deniz savaşlarında Akdeniz'deki Venedik deniz üstünlüğü sona erdirildi. Artık Osmanlı denizcileri Batı Akdeniz'de de seferlere girişeceklerdir.
 
II. Bayezid, imparatorluğun ticari ve ekonomik ilişkilerinin gelişmesini teşvik etmiş ve İtalyan kent devletleriyle karlı ticari ilişkilere girmiştir. 15. yüzyılın sonundan başlayarak, İspanya'dan sürülen Yahudileri Osmanlı topraklarına kabul etmiştir.
Babası II. Bayezid'in tahtına oldukça sorunlu şekilde, hatta bir tür darbe ile oturan I. Selim önce kardeşleri Şehzade Ahmet ve Şehzade Korkut tehditlerinden kurtuldu ve sonra yeniden yükselen Safevi devleti tehdidini bertaraf etmeye girişti. Şah İsmail'in üzerine yürüyerek onu 1514'te Çaldıran'da bozguna uğrattı ve sonra Tebriz’e kadar ilerledi. Dönüşünde Dulkadiroğulları Beyliği ile Turnadağ Muharebesi yapıldı(1515). Bunu gören Ramazanoğulları Beyliği savaşmadan teslim oldu ve Anadolu’da Türk birliği sağlandı. Devletin Doğu Anadolu yüksek bölgesini de içerecek biçimde genişlemesi doğudan gelebilecek (Timur saldırısı gibi) bir saldırıya karşı ülkenin savunmasını kolaylaştırıyordu.
 
Çaldıran seferinden hemen sonra gündeme gelen Mısır seferi ve burada Memlüklerin yönetimine son verilmesi ile Sultan Selim halifeliğin Osmanlı sülalesine geçmesini sağlamış oldu. Kutsal emanetlerin İstanbul'a getirilmesi, Mekke, Medine gibi kutsal kentlerin ve Hicaz haç yolunun denetimi de artık Osmanlı imparatorluğu tarafından yapılır oldu. Böylece Osmanlı, artık tüm İslam dünyasının koruyucusu olduğunu göstermişti.
 
Kanunî Sultan Süleyman, Yavuz döneminde duraklayan Batı’ya karşı gazâ siyasetini yeniden yürürlüğe koydu. Belgrad’ın zaptı (1521) Orta Avrupa’da; Rodos’un zaptı (1522) ise Akdeniz’deki etkinlikleri için Osmanlı Devleti’ne elverişli bir konum kazandırdı. Macar ordusunu Mohaç’ta yok eden (1526) Kanunî Sultan Süleyman, Macaristan’ın başkenti Buda’ya (Budin) girdi ve Macaristan'ı Zapolya'nın krallığında himâyesine aldı. Mohaç Savaşı (Meydan Muharebesi) tarihin en kısa süren savaşıdır. Bu, Osmanlı Devleti’ni Macaristan egemenliği için Habsburglar’la karşı karşıya getirdi. Kanuni, Zapolya’yı korumak için 1529’da Viyana’nın kuşatılmasıyla sonuçlanan seferi, 1532'de de Alman Seferi'ni yaptı. 1541’de ise Osmanlı egemenliğindeki Macaristan topraklarını bir Osmanlı eyaleti (Budin Eyaleti) yaparak ilhak etti; ölen Zapolya’nın oğluna, kendisine bağlı olması koşuluyla Erdel Prensliğini verdi. 1543’teki Macaristan seferi sırasında ise Estergon Kalesi’ni zapt etti. 1534 de piri reis himayesindeki Cezayir Osmanlılara geçti. 1551 de Trablusgarp’ı Turgut Reis komutasındaki donanma ile aldı.
 
II. Selim, tahta çıktığında ilk seferini Yemen'e yaptı. Yavuz Sultan Selim döneminde alınamayan Yemen onun döneminde alındı (1568). Yemen'den sonra Cenevizlilerden Sakız Adası alınarak boğazların güvenliği sağlanmış oldu. Döneminde sadece tek bir veziriazam atamıştır. Bu veziriazam Sokullu Mehmed Paşa idi. II. Selim, yönetimi kızı Esmehan Sultan'ın kocası olan Sokullu Mehmed Paşa'ya bırakarak çok isabetli bir karar vermiştir. Osmanlı Devleti, II. Selim döneminde de gücünü korumuştur. Sakız Adası'ndan sonra Tunus, Endonezya, Astrahan, Kıbrıs gibi toprakları da imparatorluğa katmıştır . İnebahtı Deniz Savaşı'nda ise Osmanlı ordusu büyük bir yenilgiye uğratılmıştır. Kanuni döneminde Don-Volga nehirleri arasında bir kanal açılmış ancak kesin bir sonuca ulaşılamamıştır. II. Selim döneminde Sokullu Mehmed Paşa sayesinde bu nehirler arasında bir kanal açılarak boğazların güvenliği sağlanmıştır. Süveyş Kanal Projesi de diğer bir kanal projesidir.
 
Kanuni'den sonra tahta geçen padişahların çoğu devlet işlerine fazla bir ilgi göstermemişlerdir. Devlet işleri bu dönemde Sokullu (görev süresi 1565-1579) ve Köprülüler (görev süreleri 1656-1683) gibi yetenekli sadrazamların eline geçmiş ve zayıf padişahlar ve güçlü sadrazamlar dönemi başlamıştır. Bu dönemde tahta gelen birçok sultan zaten çocuk yaşta idi. I. Ahmet (1604-1617) ve II. Osman (1618-1621) iktidara geldiklerinde 14 yaşında idiler; IV. Murat (1623-1640) 12, IV. Mehmed (1648-1687) ise 7 yaşındaydı. Bu durumda naiplik devreye giriyor ve kadınların büyük rol oynadığı bu durum bir dizi karışıklığa yol açıyordu. Bu sultanların kadınlara ve içkiye düşkünlükleri de dikkat çeker boyutta idi. Örneğin III. Murad 102 kez baba oldu ve sonra da sara hastalığına tutuldu. I. İbrahim cinsel saplantılar içindeydi ve düpedüz deliydi, sonunda da boğularak öldürüldü. Bu sultanlar, çoğu kez yeteneksizdiler. Saraydan çıkmıyor, hiçbir işe el sürmüyorlar, bizzat adalet dağıtmıyorlar, ne vezirlerini ne diğer yöneticileri denetlemiyorlardı. Kanuni'den sonra sadece III. Mehmet ve II. Osman birer sefere çıktı. İçlerinde ordunun başına geçen ve savaş adamı niteliğini hak eden sadece IV. Murat idi. Yeniçeriler de artık sultanlara saygı duymaz oldular ve ilk kez bir sultanı II. Osman'ı tahttan indirip öldürerek, yerine bir zavallıyı, I. Mustafa'yı tahta geçirdiler.
 
Bu dönemden itibaren Osmanlı yavaş yavaş ihtişamını ve gücünü kaybetmeye başlayacaktır.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tv
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ