Ana Sayfa
07 Aralık 2016 ( 38024 görüntülenme )

"PKK BU PARAYI NEREDEN BULUYOR" İşte Gerçek...

Bugün BEŞ POLİSİMİZ şehit oldu... İki çocuğumuz da yine bu vatan hainlerinin bombalarıyla can verdi... Buradan sizlerin huzurunda hükümetimize soruyorum; bu Ermeni çetesi PKK bizi şehit eden kurşunun parasını nereden buluyor, açıklayın!

 Türkiye her gün şehit veriyor ancak siyasetten biri ortaya çıkıp da, “bu terörist bu mermiyi hangi parayla alıyor” diye soruyor mu?

Peki, Bunca terörist, bunca silah cephaneyi hangi parayla alıyor?
 
Bu para nereden geliyor, nerede saklanıyor ve aklanıyor?
 
 Nasıl silah ve cephaneye dönüşüyor ?
 
PKK terör örgütünün parası var, hem de çok. İşte kanıtı;
 
 “…Bu doğrultuda beyanda bulunan onlarca örgüt mensubu bulunmaktadır. Bizzat sanık Abdullah ÖCALAN duruşmada örgütün yıllık gelirinin asgari 250.000.000 Dolar olduğunu belirtmiştir. Bu kadar büyük bir meblağın sadece örgüt üyeleri ve sempatizanların yardımı, dergi vs. satımı, haraç alma gibi yollardan sağlanması düşünülemez. Bu gelirin büyük bir bölümünün uyuşturucu kaçakçılığından sağlandığı kanaatine varılmıştır.”
 
Bu para nereden geliyor?
 
Başta uyuşturucu kaçakçılığından. Daha geçenlerde Genelkurmay Başkanlığı bir açıklama yaptı ve uyuşturucu kaçakçılığından bu örgütün, yılda 500 milyon Euro finans sağladığını söyledi.
 
Öcalan da açıkladı bu kaçakçılığı hem de resmen.  Savcılara vermiş olduğu ifadede, Şemdinli üçgeninde uyuşturucu kaçakçılığı yapıldığını ve örgütün bundan önemli gelir elde ettiğini söyledi.
 
İşte dava tutanakları;
 
''... Başlangıçta da ifade ettim; bizim Zağros bölgesi dediğimiz, Van ve Hakkari bölgesinin normal ticareti uyuşturucu ticaretidir. Oradaki bölge sorumlularımız buradaki uyuşturucu ticaretinden pay almışlardır. (Kls: 1/Dizi:43-78/Cumhuriyet Savcılığı Sorgu Zaptı Sayfa 21-22).”
  
İmralı’da yatan Öcalan açık açık anlatıyor, örgütün Doğu ve Güneydoğu’da nasıl haraç topladığını;
“1991-1993 yılları arasında bölgedeki müteahhitlerden yüzde itibariyle miktar örgüte gelir adıyla paralar alınmıştır. Müteahhit firmalar, örgütün gücünü kullanarak ihale aldıklarında biz de onun üzerinden bir gelir temin etmekteyiz.
 
Bunlardan Halis Toprak, fabrika yapımına başlayınca, bizimkiler ondan eğer burada fabrika yapacaksan, çalıştıracaksan bir ücret vermek zorundasın . Yeni örgüte bir bedel vereceksin demişler ve ondan ücret almışlardır. Miktarını bilemiyorum. Bölgelerdeki elemanlarımız tahsil etmişlerdir.
 
Ali Rıza Septioğlu’nun ailece işlettiği taş ocakları vardır. Keza bundan da bölgesel örgütümüz örgüt adına ücret almıştır . Miktarını bilemiyorum.
 
Keza Ceylan Holding Şirketinden bölgesel birimlerimiz para tahsil etmişlerdir . Miktarını bilemiyorum. Bu para alma usulü bölgemizde yaygındır.
 
...Bunun dışında ismini bilemediğim çok sayıda iş adamından da para temin edilmektedir... Ayrıca sınır boylarında örgüte ait Gümrük Birimleri adı altında oluşumlar vardır. Paraları bunlar tahsil etmektedir...''   şeklinde beyanlarda bulunmuştur. (Kls:1 /Dizi:43-78/Cumhuriyet Savcılığı Sorgu Zaptı, Sayfa 18).”
 
Hepsi bu değil dahası var; kara paranın tüm kaynakları Öcalan davası tutanaklarına geçmiş ve gerek yurt içi gerekse yurt dışında, örgütün ne şekilde gelir elde ettiği bir bir sayılmıştır:
 
 “Örgütün yurt içi gelirleri; Aidatlar, para ve mal bağışları, vergilendirme, cezalandırma, gasp ve soygun faaliyetleri, fidye almak için adam kaçırmalar, firmalar, müteahhitler ve şahıslardan, seyahat acentelerinden vergilendirme adı altında alınan paralar, silah ve uyuşturucu kaçakçılığından elde edilen gelirler, metropollerdeki doğu kökenli sanayici ve işadamlarından tehditle alınan paralardır. 
 
Örgütün yurt dışı gelirleri ; Yardım kampanyaları ve bağışlar, üye aidatları, tehdit, şantaj, gasp yoluyla elde edilen gelirler, kara para aklama faaliyetleri (gayri meşru elde edilen paraların Türkiye’ye sokulması), örgüt adına çalıştırılan işyerleri…
 
, (Örn. Bükreş’te 200'e yakın dükkan çalıştırılması) adam kaçırma ve fidye alma faaliyetleri, insan ticareti, işçi simsarlığı ve ilticacılardan alman paralar  (illegal yoldan Avrupa’ya gidenlerden mülteci statüsü kazanları için sahte pasaport ve ikamet sağlama işlemlerinden alınan paralar), yabancı kurum ve kuruluşların maddi destekleri, sınır ticareti ve mültecilerden elde edilen gelirler (Kuzey Irak Mülteci Kampı’ndan sağlanan gelirler) ve örgüt yayınlarının fahiş fiyatla satılmasından elde edilen gelirler vb. olarak özetlenebilir.” 
 
Peki, bu para nerede?
 
Öyle ya, milyonlarca dolar tutarındaki parayı evde saklayamazsınız, elbet bir kasası olmalı bunun . Kasayı da her yerde tutamazsınız, elbet güvenilir bir yer olması lazım. Bir de bu para kara, kaçağın parası olduğu için kirli, öyleyse aklanması lazım.
 
Örgütün bir kasası var, bir de bankası... 

  Kasa ve banka İsviçre’de, evet, İmralı’nın parası ve kasası İsviçre’de. Bizi şehit eden merminin parası Avrupa’dan geliyor, İsviçre’den.
 
PKK terör örgütü İsviçre bankalarında posta hesabı açmış, Kürt ve Dayanışma Vakfıadına. Bu vakfa yatırılan paralar, İsviçre’deki bu hesaplarda aklanıyor, silah ve mermi olup bizi şehit ediyor.
 
Olay bu, açık ve net. Kanıtı da var; ülkeyi yönetenler açsın, Öcalan Davasındaki İmralı’nın verdiği ifadeyi okusun, orada yazıyor;
 
 “ MED TV'yi desteklemek ve finans ihtiyacını karşılamak için kurulan vakıf para aklamak içindir. Para, bağış toplamayı yasal hale getirmek içindir. Birçok ülkeden para bağış olarak geliyor. En büyük vakıf İsviçre'dedir.”
 
Teröristler silahı cephaneyi, işte topladıkları bu paralarla alıyor . Bu kara paranın örgütün lojistiğine, silah ve cephanesine dönüştüğüne dair Emniyet Genel Müdürlüğü’nün de tespitleri var;  
 
“1982 yılında İsrail, Lübnan’ı işgal edince, FKÖ elemanlarının bırakarak kaçtıkları silahlar başlangıçtaki örgütün silah ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılamıştır. En önemli silah kaynakları Saddam tehdidinden kaçarak Türkiye ve İran’a sığınan peşmergelerin bıraktıkları silahlardır. Bu şekilde mayın, top, havan, füze ve roketatar gibi ağır silahlara sahip olmuşlardır.
 
Ayrıca füzelerin bir kısmı da Yunanistan’ın gerek maddi, gerekse temin yönündeki yardımıyla Yugoslavya’dan alınmış , füze kullanımı ile ilgili eğitim de Yunanistan’ın yardımıyla PKK örgüt üyelerine Yugoslavya’da verilmiştir.
 
Ayrıca Ermenistan, İran ve Kıbrıs Rum Kesimi’nden de silah tedarik edildiği, tedarike yardım ettikleri , sanığın ifadeleri ve keza yakalanan örgüt üyelerinin beyanlarından anlaşılmıştır. Sovyet Rusya ve Doğu Bloğu ülkelerinin dağılması sonucunda doğan otorite boşluğundan da yararlanılarak silahlar temin edilmiştir.”
 
Aynı dosyada yer alan Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre, 15.08.1984 ile 22.02.1999 tarihleri arasında PKK terör örgütünden ele geçen silah ve mühimmat miktarı şöyledir:
 
Lav silahı 114, Havan 88, Roketatar 898, Makinalı Tüfek 470, Geri Tepmesiz Top 4, Uçaksavar33, Sam-7 Füzesi 12, uzun namlulu silah 21.039, tabanca 5.436, bomba 20.471, mermi 2.622.210 adet.”
 
Şimdi soru şudur; ülkeyi yöneten siyaset, örgütün para kaynaklarını kesmek için ne yapmıştır?
 
Terör örgütlerinin finansman kaynaklarının dondurulması için BM’lerde alınmış karar var. AB’nde yine aynı konuda verilmiş kararlar var.
 
ABD ve AB diyor ki;  PKK bir terör örgütüdür, bu da tamam. Yani uluslararası hukuk Türkiye’den yanadır bu konuda ve Türkiye’deki siyasi iradenin de harekete geçerek, bu kara parayı dondurması gerekmektedir.
 
Doğal olanı budur, bizim düşüncemiz budur. Üstelik paranın geliş adresleri bellidir, gidiş adresleri bellidir.
 
Peki, bu kasada ne var?
 
İmralı’da yatan Öcalan’ın ifadesiyle örgüt, kara parayı aklamak için büyük bir vakıf kurmuştur. Adı Kürt ve Dayanışma olan bu vakıf İsviçre’de bir banka hesabı açmış ve çeşitli kaynaklardan gelen kara parayı aklamaktadır. Bu aşamada, vakıf yöneticileriyle bu hesaba yıllar içerinde aktarılan paranın kaynağını bulmak mümkündür, çünkü para hareketi silinmez. 
 
Örgütün bir yıllık gelirinin bir milyar doları aştığına göre, örgütün en az 1984 Şemdinli baskınından günümüze, kaçaktan ve haraçtan gelen parayı 30 yıldır bu tür hesaplara aktardığına göre, karşımıza toplamda yaklaşık 30 milyar dolarlık bir hesap çıkacaktır. Bu hesaba para yatıranlar, çekenler ve adlarına para aktarılanlar çıkacaktır.
 
Bu para hareketini çözmek demek ; örgütü felç etmek demektir. En sade bakışla, bunu durdurmak demek; evlatlarımıza atılan kurşunu durdurmak demektir.
 
Görevli ve yetkili olduğu halde bu paraya engel olmamak ve bu paranın terör tarafından kullanılmasına izin vermek demek;  örgütle işbirliği yapmak demektir, bu suçtur.
 
“Biz AB’ye yazdık”, “biz BM’ye yazdık” demek, sonuç almamış oldukları için, mazeret değildir. Bu  siyaseti suçtan kurtarmaz.  
 
Cumhuriyet Savcılarının da bu cinayetleri görmezden gelmeye hakları yoktur.  Erdoğan siyasetinin yapıcıları hakkında “terör cinayetlerine ortak olmak” suçundan dosya hazırlanmalı ve bir fezleke ile TBMM’ne gönderilmelidir.  
 
Kim engel olacak bu kara paraya?  Bu parayla alınan silah ve cephaneye, bizi şehit eden mermiye kim engel olacak?

Hükümet!

Peki, engel oluyor mu?
 
Karar sizin...

 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haberwww.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırmawww.bilgeturksam.com
Video Haberwww.sarizeybek.tv
Özel Haberwww.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAPwww.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ