Erdal Sarızeybek yazdı: ‘Rusya BOP’un Bir Parçası mı’

BOP’UN İKİ DÖNÜM NOKTASI: 91 KÖRFEZ SAVAŞI VE 2003 IRAK SAVAŞI

İsrail planına uygun olarak Irak’ın hizaya getirilmesinin iki aşamalı olduğunu biliyoruz; 91 Körfez Savaşı ve 2003 Körfez Savaşı. Özal’ı bilmeyenler için sadece birinci savaşın sonuçlarını söyleyelim; Türkiye ambargo yüzünden milyarca dolar ekonomik kayba uğradı ve bu zarar hiç telafi edilmedi. ‘Postal öpücü’ Peşmerge Barzani ‘Özerk Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı oldu. ‘Üç beş çapulcu’ sayıları onbinleri aşan silahlı güce dönüştürüldü. Yüzbinlerce sığınmacı Türkiye’ye geldi ve PKK terör örgütüne insan kaynağı oluşturdu. Bugün Türkiye hala sorunla uğraşıyor.

2003 SAVAŞI ERDOĞAN’IN BAŞBAKAN OLDUĞU GÜN BAŞLADI

İkinci savaşı biliyorsunuz zaten. 20 Şubat 2003’te başladı. Usta o gün Başbakan oldu. Sadece sonuçlarını hatırlatalım: Yine Türkiye ambargo yüzünden milyarca dolar ekonomik kayba uğradı, bu kayıp hiç telafi edilmedi. ‘Özerk’ Barzani ‘Federe Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı oldu. Silahlı güce dönüştürülen PKK terör örgütü ise bu kez ‘siyasi bir güce’ dönüştürüldü, sandıktan çıkar oldu. Halbuki benim zamanımda halkımız pkk’nın ölüsünü bile namaz kılıp gömmezdi, şimdi yüzbinler katılıyor, kitlesel törenler yapılıyor ve bugün Türkiye hala sorunlarla uğraşıyor.

Bu bize neyi gösterir?

Tüm bunlar bize Türkiye’nin 91 ve 2003’te izlemiş olduğu siyasetin ABD ve İsrail’in yol haritasına hizmet etmiş olduğunu gösterir. Öyle ya bu savaşlarda kaybeden hep Türkiye, karlı çıkan ise hep ABD ve İsrail olunca başka ne diyebilirsiniz ki?
Öte yanda…

ERDOĞAN 91 SAVAŞINDAN HİÇ Mİ DERS ALMADI

Bilindiği üzere, AKP 2002’de iktidar olmuştu. İkinci Körfez savaşının başladığı gün de Usta Başbakan olmuştu. Usta’nın önünde kendine ibret olacak nitelikte bir Özal siyasetinin sonuçları vardı. PKK terör örgütünün silahlı gücü binlerce şehit pahasına kırılmış, Irak kuzeyindeki Hakurk alanına sıkıştırılmıştı. Sayıları taş çatlasa iki ya da üç bin civarındaydı. Örgüt çözülmüştü. Başı İmralı’da, siyasi kanadı Türkiye’de, uluslararası siyasi cephesi Avrupa’da, para kasası İsviçre’de. Örgütün yönetici kadrosu da 300 kişi olup yarısı Irak’ta yarısı da AB ülkelerindeydi. Hepsi biliniyordu.

ERDOĞAN İSTESEYDİ BOP’UN SİLAHLI AYAĞI PKK TERÖR ÖRGÜTÜ BİTMİŞTİ

Belki en önemlisi, tüm bunlara karşılık Usta’nın elinde çok güçlü özel harekat birlikleri vardı hem poliste hem jandarmada. Bu birlikler uzun yıllar dağlarda çatışa çatışa teröristle mücadeleyi öğrenmiş, tecrübe kazanmış belki de dünyanın en etkili en seçkin özel birlikleriydi. Yani Usta bir düğmeye basıp da sahip olduğu bu güçleri, gizli saklısı olmayan bu örgüte karşı harekete geçirmiş olsaydı, bugün ne PKK olacaktı ne de HDP.

Açık söylüyorum, bugün ‘inlerine gireceğiz, inlerine gireceğiz’ diyerek kararlılıkla hem Fetö’nün hem de PKK terör örgütünün üzerine giden Usta, daha Başbakan olduğu gün elinde hiçbir iktidarın sahip olmadığı kadar büyük bir güç var iken bunu yapmış olsaydı, inanın bu iş bitmişti. Hem de kökten bitmişti.

 Geriye Atatürk’ten sonra yarım kalmış Cumhuriyet devrimleri tamamlamak kalıyordu ki sahip olduğu kaynaklarıyla Türkiye için bu iş çok kolaydı. Ama Usta bunu yapmadı. Düğmeye basmadı, güçlerimizi harekete geçirmedi. Tıpkı 12 Nisan 2007’de Türk Ordusuna sınır ötesi hareket yetkisi vermediği gibi. Tıpkı 21 Ekim 2007’de Dağlıca baskını sonrası harekete geçmediği gibi.

Peki Usta harekete geçmeyince ne oldu?

Usta’nın verdiği destekle Irak dizayn edildi. ABD için o vakitler Saddam hep düşmandı. Türkiye ise hep dosttu. Şimdi ise Saddam yok artık Esad var. Yani sürecin bir devamı olarak önce Irak saf dışı edildi. Derken iş Suriye’nin kapısına dayandı. Burada göreceğiniz resim aynı resim, plan aynı plan. Sadece ülke değişti. Irak gitti Suriye geldi. ABD yine stratejik ortak. ‘Dostum Esad’ artık Zalim Esed.

Başlangıçta Suriye bir devlet idi tıpkı zamanında Irak’ın olduğu gibi. O da iç savaşa sürüklendi tıpkı Irak gibi. Suriye’de göç yoktu ama şimdi milyonlarca insan göçte. Suriye’de insanlar ölmüyordu şimdi yüzbinlerce insan yaşamını yitirdi hala yitiriyor. Irak’ta içsavaşı tetikleyen Çekiç Güç’tü, şimdi aynı vazifeyi IŞİD görüyor.

Peki, Çekiç Güç nasıl IŞİD oldu?

Irak savaşında altı binden fazla Amerikalı asker hayatını kaybetmişti. Amerikan toplumu bizim şehitlerimizin acısına katlandığımız gibi, bu altı bin canın kaybına katlanamamış, tepki göstermişti. İş Suriye’ye gelince, baktılar ki eskisi gibi olmayacak, ABD askerlerini savaştan çekip yerine ne olduğu hala bilinmeyen IŞİD diye bir örgütü getirdiler. Şimdi buna kimi IŞİD diyor kimi ise DAEŞ.

Oysaki ikisi de aynı, biri Arapça, diğeri Türkçe. Ve böylece başladılar Müslümanı Müslümana kırdırmaya. Artık Amerikan askerleri ölmüyordu, hal böyle olunca, Amerikan toplumu ses çıkarmıyor hatta ‘kutsal bir savaş bu, ayet var’ diyerek siyasi iktidarı destekliyordu hala da destekliyor. Yani süreç Irak’takinden çok daha uygun şartlarda işletiliyor ve buna da en büyük desteği Körfez savaşlarında olduğu gibi yine Türkiye veriyor.

AKP İKTİDAR OLDUĞUNDA PKK SADECE IRAK KUZEYİNDEYDİ ŞİMDİ HEM IRAK HEM SURİYE KUZEYİNDE

Usta’nın Suriye politikasının sonuçlarına bakıldığında görülen manzara şu: PKK terör örgütünün coğrafyası Irak kuzeyiyle sınırlıydı ama artık sınırları aştı. Fırat’ın doğusuna yerleşti. Özerk yönetimlerle toprağın ve insanın yönetimini ele geçirdi. Halbuki 2002’de, PKK’lı teröristlerin sayısı iki üç bin idi, şimdi ise sayıları yüzbinlerin ötesinde. 

Yani?
 Kaybeden yine Türkiye.

ABD TREK BAŞINA ORTADOĞU’YU KONTROL ETMEYE BAŞLAYINCA KÜRESEL DENGELER BOZULDU

Belki ABD- İsrail- İngiltere bu küresel üçlü tek başına bu süreci böyle devam ettirilebilirdi ama anlaşılan o ki bir sıkıntı yaşanmış olmalı. İlk iki dünya harbi sonunda Ortadoğu’ya açılamayan Rusya, bu gidişattan çok rahatsız olmalı. Çünkü ABD, Ortadoğu’ya inmiş, Irak ve Suriye’yi işgal etmişti ama Rusya ta Mahabad’dan gelen ayakları olsa da hala bu oyunda yer alamamıştı. Dünyanın merkezi Ortadoğu’da böylece ortaya çıkan bu güç dengesizliği mutlaka bir yerden patlak verecekti. Çünkü emperyalizm böyle işliyordu; denge.

RUS UÇAĞI VAKASI SİYASİ KOMPLO

İşte tam da böylesi bir çıkar çatışmasının belirdiği ortamda düşürülen Rus uçağı işin seyrini değiştirdi. Uçağı düşüren Türkiye idi. Türkiye’de ‘emri ben verdim yok sen vermedin ben verdim’ tartışmaları yaşandı. Siyasi iktidar bu uçak düşürme olayına sahiplenmek için adeta kendi içinde birbiriyle yarıştı. 

Uçak düşürüldü, bakınız neler oldu; ‘Rusya Suriye’ye silahlı güçleriyle geldi. Sıcak denizlere açıldı ki Çar Deli Petro bile bunu başaramamıştı. Akdeniz’de hava kara ve deniz üslerine sahip oldu, Stalin bile bunu becerememişti.

BOP’UN ŞİMDİ BİR AYAĞI ABD DİĞER AYAĞI RUSYA

Rusya şimdi Türkiye’ye güneyden komşu oldu ve gitti küresel siyasi projenin Akdeniz’de köprü başını tuttu.Hani şu ‘Kürt koridoru’ diyorlar ya işte o koridorun şimdi bir ucu Amerika’da, bir ucu Rusya’da yani Türkiye kıskaçta! Yani bu uçak düşürülme vakası üzerinden Rusya’ya her iki dünya harbinde açılmayan Ortadoğu kapısı sonuna kadar açıldı. 

Her şey gözlerimizin önünde oldu ama Rus uçağının düşürülmesiyle olaylar örtülendi. Uçağı düşüren de dediklerine göre Fetö’ydü yani Cumhuriyeti ve Türk Ordusunu hedef almış bu projenin Türkiye ayağı. Ortadoğu’da ABD ile Rusya arasında dengeyi böylece kurdular. Antik Fenike’ye giden koridoru açtılar. Akdeniz ucunu Rusya tuttu, Büyük Ermenistan’a giden ucu da Amerika tuttu. Ve Türkiye şimdi arada kaldı.

UÇAK DÜŞÜRÜLDÜ NE OLDU

Oysaki Rus uçağının düşürülmesinin Türkiye’ye yaramadığı açık ve net. Çünkü Rus ambargosuyla yaşanılan ekonomik sıkıntı bir yana Türkiye Suriye’deki hareket serbestisini kaybetti. Hatırlıyorum da Putin ‘hadi bakalım bir Türk savaş uçağı Suriye hava sahasına girsin de görelim’ diyerek Türkiye’yi tehdit dahi etmişti. Türkiye hareket serbestisini böyle kaybederken, bu PKK terör örgütü ve türevleri Fırat’ın doğusunda kök saldı. Olanları ve devamını biliyorsunuz zaten…

 Şimdi aynı Usta aynı ABD ile bu teröristlerin bulunduğu coğrafyada güvenli bölge kurabilmek için müzakereler yapıyor tıpkı Özal’ın 91’de Barzani için yaptığı gibi.

BOP İŞLİYOR

Usta’nın göremediği siyasi ayağın üçüncü ve son düğüm noktası işte bu. Bu düğümü düşürülen Rus uçağı üzerinden açtığınızda karşınıza şu sonuçlar çıkıyor; Türkiye bu kez İran ve Suriye yaptırımları yüzünden milyarca dolar ekonomik kayba uğradı. Rusya Akdeniz’e indi. Köprü başı tuttu.

Öte yanda…

‘Federe’ Kürdistan Bölgesel Yönetimi şimdi bağımsızlığa giden referandumu yaptı. Şimdi bu devletin bir tek ilanı eksik kaldı. Türkiye’de ‘siyasi güce’ dönüştürülen PKK terör örgütü ise Fırat’ın doğusunda hem silahlı hem de siyasi güç olduruldu. Ve bugün Türkiye hala bu sorunlarla uğraşıyor. İşte Usta siyasetinin sonucunda Türkiye’nin içine düşürüldüğü tablo bu.

ABD İLE RUSYA ANLAŞTI TÜRKİYE KISKAÇTA

Tüm bu yaşananlar bize artık ABD ile Rusya’nın Ortadoğu’da anlaştığını gösteriyor. Bu durumda ABD Fenike’yi alıyor yani Filistin, Ürdün, Lübnan ve Irak. Buna karşılık Ruslara Akdeniz kıyılarında iki yüzyıldan beri istediği kara, hava ve deniz üslerinin yolu açılıyor. Arada küresel dengeyi koruyabilmek için Barzani’den gelip Fırat’ın doğusu ve batısından Akdeniz’e giden koridorun bir ucunu ABD diğer ucunu da Rusya tutuyor. Türkiye zaten baştan beri izlediği siyasetle ikisi arasında kalıyor, kendini kıskaca düşürdüğü için bir ABD’ye bir Rusya’ya yalpalıyor.

RUSYA DURMAYACAK


Türkiye’yi hedef almış küresel projenin dönüştüğü bu yeni versiyonuna bakıldığında, ikinci büyük harp sonrasında ABD’nin yörüngesine giren Türkiye’nin bundan sonra Rusların da etki alanına girmiş olduğu anlaşılıyor. Çünkü Rusya bununla yetinmeyecek, Akdeniz’de Fenike’nin köprübaşını tutmuş olmanın verdiği rahatlığı ve Mahabad’dan gelen ayaklarıyla, Türkiye karşı konumlanmış projenin Büyük Ermenistan ayağı üzerinde söz sahibi olabilmek için hamle yapacaktır.

Şu an projenin Ermenistan ayağı Rusya’da. Projenin Ermeni Taşnak Hoybun ayağı Barzani’de. O da ABD ve İsrail’in kontrolünde. Bu noktada Rusların çıkarlarıyla ABD’nin çıkarlarının örtüştüğünü söyleyebiliriz.

SURİYE’DEN SONRA DOĞU ANADOLU’YA SIRA GELECEK VE YENİ ANAYASA KONUŞULMAYA BAŞLAYACAK

BOP’nun temel taşının ister Büyük İsrail, ister Büyük Ermenistan, isterseniz Büyük Kürdistan deyiniz sonuçta iş, Anadolu’nun doğusunda olası bir tampon yönetimle Asya ile bağının kesilmesine gidiyor ve bu da Rusları ilgilendiriyor. Her hal ve koşulda bu proje Rusya’nın işine geliyor ve kendisine oyunda kalmasını sağlayabilecek hamleler sunuyor.

Bunu bir şekilde ilk büyük harpteki Anadolu’nun işgaline giden sürece de benzetmek mümkün. Daha harbin ilk yıllarında bir kolda İngiliz Fransız İtalyan Yunan, öbür kolda Ruslar nasıl ki Osmanlı’yı kıskaca almış ise şimdi aynı kıskaç ABD ve Rusya eliyle yürütülmeye çalışılıyor. Düşünsenize 1917 Bolşevik ihtilali olmasaydı şu anda bu topraklarda kimin bayrağı dalgalanıyor olacaktı?
Bir düşünün…

Erdal Sarızeybek
Usta’nın Göremediği Siyasi Tuzak/ Destek Yayınları, Ekim 2019

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haberwww.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırmawww.bilgeturksam.com
Video Haberwww.sarizeybek.tv
Özel Haberwww.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAPwww.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ