Ana Sayfa
02 Aralık 2018 ( 8 görüntülenme )

'SINIRLAR CETVELLE NASIL ÇİZİLDİ'

Yıl 1918.
Mondros ateşkesiyle Osmanlı Devleti Nil’den Fırat’a uzanan topraklarını kaybetti ve bu topraklar İngiliz ve Fransızlar tarafından paylaşıldı.

IRAK DEVLETİ

1917 Bolşevik ihtilali nedeniyle savaştan çekilen Rusya’ya Ortadoğu’da toprak düşmedi. Osmanlı’nın eski sancakları olan Basra, Musul ve Bağdat eyaletleri ‘Irak’ adıyla yeni bir dönüştürüldü. Mekke Şerifi Hüseyin’in oğlu Faysal da bu devlete kral yapıldı.

ÜRDÜN VE ARABİSTAN

Yine İngilizler, Şeria nehrinin doğusunda kalan topraklarda ‘Ürdün’ adıyla bir başka devlet kurdular. Şerif Hüseyin’in öteki oğlu Abdullah’ı da Ürdün Kralı ilan ettiler. Bugünkü Suudi Arabistan’a gelince… Mekke ve Medine merkezli kutsal topraklar bir ayrı devlet oldu, başında da Şerif Hüseyin getirildi.

FİLİSTİN DEVLETİ

Fransızların payına düşen topraklarda ise… Lübnan Dağı olarak bilinen bölgeye, Akdeniz’de kıyısı bulunan Trablus, Sayda, Sur, Beyrut ve Bekaa vadisi de eklenerek ‘Lübnan’ diye bir devlet kuruldu. Halep, Şam, Lazkiye ve Cebel-i Dürzi sancakları önce dört ayrı eyalete, ardından da ‘Suriye’ adında bir devlete dönüştürüldü.
Filistin ise Kudüs merkezli Filistin olarak kaldı.

CETVELLE ÇİZİLEN SINIRLAR

Böylece Birinci Dünya Harbi sonrası Ortadoğu’da sınırları İngiltere ve Fransa tarafından çizilmiş altı devlet ortaya çıktı; Filistin, Suriye, Lübnan, Ürdün, Suudi Arabistan ve Irak... 


İngiliz ve Fransızlar bu devletleri öylesi yapay öylesi karışık kurdular ki, kağıt üzerinde sınırları cetvelle çizilmiş, ‘etnik, dini ve mezhepsel’ farklılıkları olan Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Arap ne varsa hepsi ‘millet-devlet’ denilerek bir çatı altında toplanmıştı.

Oysaki bunlar bir ulus değildi. Ortak tarih, kültür ve yaşamlarını Osmanlı devlet yönetimi şemsiyesi altında bulmuş olan bu din, dil, kimlik ve mezhebe sahip insanlar, Osmanlı otorite ve yönetim gücü ortadan kalkınca Kod Ergenekon’da açılan çuval misali hepsi içine atıldılar. Ama bu işler koy çuvala demekle olmuyordu, olması da zaten.

ETNİK VE MEZHEPSEL FARKLILIKLAR

Suriye’de çoğunluğu oluşturan Sünni Müslümanların yanına Aleviler ile Dürzi grupların dahil edilmesiyle homojen yapı bozuldu. Benzer şekilde Lübnan’da çoğunluk olan Hıristiyan Marunilerin içine Müslüman gurupların dahil edilmesiyle birbirinden çok farklı etnik ve dinsel yapılar bir araya getirildi. Irak’ta durum diğerlerinden farklı değildi; Şii ve Sünni Müslümanlar ile Kürtler, Türkmenler, Hıristiyan Asuriler (Nesturiler) ve Yahudilerden oluşan karmakarışık bir yapının içine çekildiler.

İşte bugün Ortadoğu’da yaşanılan çatışmanın temelinde bu yapay sınırlarla oluşturulan devletlerin ‘etnik, dinsel ve mezhepsel’ farklılıkları yatıyor. Bir de bu farklılıklar üzerinden yapılan kışkırtmalar kendine uygun zemin bulunca, ortalık karışıyor hala da karışık.

İSRAİL GELİYOR

İsrail’e gelince…
Bugün İsrail işte bu karışıklık içerisinde kendine yaşam buldu.1948’te kuruldu, Arap-İsrail savaşları başladı ama hala İsrail için bir sorun kendini öne çıkarıyordu ki Ortadoğu hala bu sorunun etkisinde çalkanıyor.

İsrail, sınırları cetvelle çizilmiş bu Müslüman ülkelerin tam kalbindeydi ve hiç müttefiki yoktu. ABD ve İngiltere baştan sona destek olsa da, Mekke Şerifi Arap Hüseyin İsrail’i baştan sona desteklese de işin gerçeğinde Yahudi bir devlet olarak İsrail, yalnızdı.

Yani?
Yani 1918, 1919 ve 1920’lerde Mondros ve Sevr antlaşmalarıyla kendine yaşam bulan bu Ermenistan ve Kürdistan projelerine hala ihtiyaç vardı. Büyük İsrail için önce bu iki ayak kurulmalıydı ki sonraki ayakçıklar da bunlar üzerinden gidebilsin. Baksanıza Barzani’ye… 

Önce özerk, sonra federe, ardından bağımsızlığa giden süreç tıkır tıkır hala işletiliyor. Barzani bir ayak, o hayata geçirildikten sonra bunun İran, Türkiye ve Suriye ayakları gelecek, bunu da Musul çevresi ve Suriye kuzeyinden Ermeni, Nesturi, Yezidi, Keldani ve Yahudi ayakçıları izleyecek. Başka türlü bu Büyük İsrail yaşama şansı yok ki!..

Ya Ermenistan?
Onu zaten 1991’de kurdular. Şimdi Türkiye’den toprak, tazminat ve özür istiyor ancak eskiden olduğu gibi yine tek başına gücü yetmiyor. Eğer ki Barzani ayağı olursa, ikisi tıpkı öncesinde olduğu gibi, ittifak kurup Türkiye’ye şöyle ya da böyle saldıracaklar, hesap bu.

Erdal Sarızeybek

Yararlanılan kaynak:
1. Tayyar Arı, ‘Geçmişten Günümüze Orta Doğu’, s.163, Alfa Yayınları, 2007.
Başvuru kitabı: MENORA/ Işığın Gölgesindeki Darbe- Destek Yayınları

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haberwww.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırmawww.bilgeturksam.com
Video Haberwww.sarizeybek.tv
Özel Haberwww.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAPwww.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ