Reklamlar
Anasayfa » Haber
07 Aralık 2016 ( 80 görüntülenme )

Sonun Başlangıcı: Duraklama Dönemi

Osmanlı'nın bugünlere ibret olacak duraklama dönemi.
Osmanlı Devleti Duraklama Dönemi
 
Duraklama dönemi, Sokollu Mehmed Paşa'nın ölümüyle başlayıp, ilk kez büyük çapta toprak kaybı yaşanılan Karlofça Antlaşması'na kadar olan dönemi kapsamaktadır. Osmanlı devleti bu dönemde Ferhat Paşa Antlaşması ile doğudaki en geniş sınırlarına, Bucaş Antlaşması ile de batıdaki en geniş sınırlarına ulaşmıştır. Yaklaşık 120 yıl süren bu dönemde 12 padişah ile 61 sadrazam görev yapmıştır. Bu dönemde deneyimsiz kişilerin tahta geçmesi ile merkezi yönetimin bozulması sonucu, devlet yönetiminde otoritenin sarsılması, halkın devlete olan güveninin azalmasına ve iç isyanların çıkmasına neden olmuştur. Coğrafi keşiflerle ticaret yollarının önem kaybetmesi, sık padişah değişmeleriyle çok verilen cülus bahşişi ve yeniçerilerin artmasıyla verilen ulufe miktarının da artması Osmanlı ekonomisini yıpratmıştır. Bu dönemde benimsenen beşik ulemalığı sistemi de Osmanlı eğitiminin bozulmasına yol açmıştır. Osmanlı duraklama dönemi XVII yüzyılı kapsamaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nun bu döneminde saltanat hukukunda düzenlemeler yapılmış, ekber ve erşed sistemine geçilmiştir. Ekber ve erşed sisteminde hanedan ailesinin en yaşlı üyesinin padişahlık makamında bulunması söz konusu olmuştur.
 
Mutlak monarşi ile yönetilen Osmanlı İmparatorluğu'nun bu döneminde devletin başına tecrübesiz kişilerin gelmesi merkezi otoriteyi bozmuştur. Padişahların devlet yönetimi tecrübesi almadan yönetime geçmesinde şehzadelerin sancağa çıkmaması ve ordunun başında savaşlara katılmaması etkili olmuştur. Son kez sancağa çıkan Osmanlı padişahı III. Mehmed'dir. Sancağa çıkma sisteminin kaldırılmasında şehzadelerin yönettikleri vilayetlerde güçlenmesini ve taht kavgalarını önlemek amaçlanmıştır.
 
Coğrafi keşifler sonucunda değişen ticaret yolları, saray masraflarında ciddi artmalar olması, tımar sisteminin bozulması ve buna müteakip kapıkulu askerlerinin sayısının artması, sık sık padişah değişikliği ve her padişah değişikliğinde cülüs bahşişinin miktarında artmalar olması, savaşların uzun sürmesi ile köyden kente göçlerin artması ve tarımsal üretimin azalması Osmanlı’nın ekonomisinin bozulmasına neden olmuştur.
 
Duraklama döneminde Osmanlı’nın İran’la savaşlar yaptığı görülmüştür. 1577-1590 yılları arasındaki Osmanlı - İran Savaşları sonucunda: Ferhat Paşa Antlaşması imzalanmış, Osmanlı İmparatorluğu doğuda en geniş sınırlarına ulaşmıştır. 1603-1611 yılları arasındaki Osmanlı - İran Savaşları sonucunda: Nasuh Paşa Antlaşması imzalanmıştır. 1617-1618 yılları arasındaki Osmanlı - İran Savaşları sonucunda: Serav Antlaşması imzalanmıştır. 1622-1639 yılları arasındaki Osmanlı - İran Savaşları sonucunda: 1639 tarihinde Kasr-ı Şirin Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma ile belirlenen sınırlar bugünkü Türkiye- İran sınırı büyük ölçüde belirlemiştir.
 
Bir dönem Osmanlı himayesinde kalan Lehistan'ın da XVII yüzyıldan sonra Osmanlı ile olan ilişkileri bozulmuştur. Lehistan'ın Boğdan'ı himaye etmeye çalışması sonucunda II. Osman Lehistan'a savaş açmıştır. Osmanlı ordusu Hotin Kalesini almış olsa bile savaş yeniçerilerin isteksiz davranması sonucunda Osmanlılar açısından başarılı sonuçlar doğurmamıştır. Bu savaştan sonra 1621 tarihli Hotin Antlaşması imzalanmıştır. II. Osman bu savaştaki yeniçerilerin tutumu sonrası yeniçeri ocağını kaldırmak istemiş fakat kendisi yeniçeriler tarafından öldürülmüştür.
 
Bu dönemdeki Osmanlı - Venedik ilişkilerinde temel esas denizler üzerindeki üstünlük çabalarıdır. Bu dönemde Girit Adası ikili ilişkilerin bozulmasında öncül rol üstlenip şiddetli mücadelelere neden olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu, I. İbrahim döneminde Girit'i kuşatmaya çalışsa da bu kuşatma oldukça uzun sürmüş ve ancak IV. Mehmed döneminde tam hakimiyet sağlayabilmiştir. Türk tarihçiler bu kuşatmanın yaklaşık 24 yıl sürdüğünü söylemektedir.
 


Bu dönemdeki Osmanlı - Rus savaşlarında öncül sebep Çehrin Kalesi olmuştur. İki devlet arasındaki mücadelelerden sonra Bahçesaray Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma Osmanlı İmparatorluğu ile Rus Çarlığı arasında imzalanan ilk resmi antlaşma özelliği taşımaktadır. Ayrıca bugün bile devam Ukrayna - Rusya krizinin kökleri Osmanlı İmparatorluğu'nun duraklama döneminde kadar uzanmaktadır.
 
Tarihsel süreç içerisinde Osmanlı ile Avusturya arasında şiddetli çatışmalar olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu 1533 tarihinde İstanbul Antlaşması ile Avusturya'ya karşı üstün konuma gelmiştir. 1533 tarihli İstanbul Antlaşması'nın diğer adı İbrahim Paşa Antlaşması'dır. 1533 tarihinde imzalanan İstanbul Antlaşması ile Avusturya kralı Osmanlı sadrazamına protokolde eşit sayılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun duraklama döneminde Avusturya ile olan siyasi olayları sırasıyla şöyledir: 1593-1606 tarihleri arasında Osmanlı ile Avusturya arasında Haçova Meydan Savaşı gerçekleşmiştir. Bu savaştan sonra Zitvatorok Antlaşması imzalanmıştır. 1533 tarihli İstanbul Antlaşması ile elde edilen protokol ve hukuksal alandaki üstünlük Osmanlı İmparatorluğu açısından sona ermiş, bu iki devlet ve yöneticileri hukuk ve protokol anlamında birbirlerine eşit sayılmışlardır. 1622-1664 tarihleri arasında süren mücadeleler sonunda ise Vasvar Antlaşması imzalanmıştır.
 
Duraklama döneminde Osmanlı’da çeşitli isyanların çıktığı da görülmektedir. Duraklama döneminde çıkan isyanları 3 başlıkta incelemek mümkündür:
 
İstanbul (merkez) isyanları
Bu yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nda mali ve askeri alanda meydana gelen bozulmalar sınırlar genelinde isyanlara sebebiyet vermiştir. İstanbul merkezli isyanlarda öncül rol oynayan kurum yeniçeri ocağıdır. Yeniçeri isyanlarına dönem dönem medrese öğrencileri ve ulemadan çeşitli insanlarda katılmıştır. Yeniçeri isyanlarına en büyük örnek Hotin Seferi'nden sonra yeniçeri ocağını kaldırmak isteyen padişah II. Osman'ın yeniçeriler tarafından öldürülmesidir. Yeniçeriler IV. Mehmed zamanında devlet yönetiminde haksızlık yaptıklarını düşündükleri 30 devlet adamını Sultanahmet'teki çınar ağaçlarına asarak idam etmişlerdir. Bu olaya Türk tarihçiler Çınar Vakası (Vakayı Vakvakiye) olarak tanımlamışlardır. Yeniçeri isyanlarında temel neden ekonomik sıkıntılar ve ocağa usule aykırı alımlar yapılması olmuştur. Yeniçeri isyanları sonucunda Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti olan İstanbul'da asayiş ve güven ortamı bozulmuş, devletin önem verdiği merkezi otorite sarsılmıştır.
 
Celali isyanları
Celali isyanları, 16. ve 17. yüzyıllarda, Osmanlı İmparatorluğu denetimindeki Anadolu'da Yavuz Sultan Selim döneminde başlayan ve IV. Mehmed dönemine kadar devam eden zaman zarfında devlete karşı, ekonomik, sosyal, askeri ve siyasi nedenlerle ayaklananlara verilen addır.
 
Eyalet isyanları
Eyalet isyanların çıkma nedenleri ile Anadolu'da çıkan celali isyanlarının nedenleri ve sonuçları arasında paralellik vardır. Eyalet isyanları Erdel, Eflak, Boğdan, Yemen, Halep ve Bağdat'ta çıkan isyanları kapsamaktadır. Bu dönemde çıkan eyalet isyanlarında milliyetçilik akımının etkisi yoktur.
 
Bütün bu gelişmeler Osmanlı devletinin sonunun başlangıcı olmuştur. Bu dönemden itibaren Osmanlı sürekli gerileyeceği bir döneme girecektir.
 
 

Reklamlar

Önerilen Haberler

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Hem Osmanlı Hem Cumhuriyet'te... İSYANCILARIN AKP İLE NE İLGİSİ OLABİLİR... Türkiye'de "BELA GELİYORUM" Diyor! Hem Osmanlı'ya Hem de Cumhuriyet'e İsyan Eden GİZEMLİ HANEDAN... "PKK BU PARAYI NEREDEN BULUYOR" İşte Gerçek... BİR MİLLET İKİ DEVLET... AZERBAYCAN DOSYASI Ortadoğu Tevrat'a Göre mi Şekilleniyor... İşte Tevrat Bakınız Ne Diyor... Sonun Başlangıcı: Duraklama Dönemi BATI HUN VE AVRUPA HUN DEVLETLERİ

Bakmadan Geçme!

KAPAT
FLAŞ! İNGİLTERE'YE PKK'LI BAKAN!