Reklamlar
Anasayfa » Haber
07 Aralık 2016 ( 659 görüntülenme )

Tarihte Bugün: Bin Yıl Önce Malazgirt'te Ne Oldu...

Bundan 945 yıl önce bugün Malazgirt'te bir zafer kazanıldı!Bu topraklar kutsal topraklarıdır; güç kimde ise onun bayrağı dalgalanır... Bakınız semaya...
Malazgirt Savaşı ve Türklerin Anadolu’ya Gelişi
 
Tarih derslerinde öğretilen ve klasik bir tabir olan “Anadolu’nun kapılarının Türklere Malazgirt ile açılması” söylemi bugün artık birçok tarihçi tarafından geçersiz sayılmaktadır.

Türklerin Anadolu’da Malazgirt’ten önce de var olduğu bugün pek çok araştırmada doğrulanmıştır.
 

Son dönemlerde ortaya çıkan çalışmalar, Anadolu Türk tarihini yeniden yorumlama gereğini doğuruyor. Araştırmacılar, Sibirya'dan Orta Asya'ya, Azerbaycan'dan Anadolu'ya yayılan belli stillerdeki kaya resimlerini ve Göktürkçe cümlecikleri tespit ettiler.

Kırgızistan'da Saymalıtaş kaya resimleri alanında bulunan binlerce kaya resminin hemen hemen aynıları ile Anadolu'da Ankara/Güdül/Salihler Köyü'nde, Ordu/Mesudiye/Esatlı Köyü'nde, Kars/Kağızman/Camuşlu Köyü'nde, Erzurum/Karayazı/Cunni Mağarası'nda, Hakkari/Yüksekova/Gevaruk Yaylası'nda ve Anadolu’nun daha bir çok yerinde karşılaşmak gayet mümkündür.
 
Türkler için yüksek alanlar her zaman kutsal bölgeler olarak kabul edilmiş, ibadet yerleri olarak kullanılmıştır. Bu bölgelerin Orta Asya'daki benzerleri Anadolu'da da mevcuttur.

Anadolu'daki yüksek yerler, buraya takriben M.Ö 3000 ila M.S 1000 yılları arasında gelen Türklerin ibadet yerleri olarak kullanılmış, buradaki taşlara onlar tarafından dini ayin resimleri ve dua-dilek cümlecikleri işlenmiştir. Bu yazıların Osmanlı döneminde de yazılmaya devam edildiği tahmin ediliyor.

Bu yazıtların niçin Türklere has olduğu sorusuna araştırmacılar üç delil ile cevap vermekteler.
Birincisi,
bu kaya resimlerinde görülen tarz ve teknikler başka toplumlarda görülmemektedir.

İkincisi bu resimlerin yanlarına serpiştirilen yazılar Türkçedir.

Üçüncüsü ise,
bu resimlerin arasında Kaşgarlı Mahmud'un Divan-ı Lügâti't-Türk'te tasvir ettiği Türk boyları damgalarına sık sık rastlanmaktadır. Bu kaya resimlerinin işaret ettiği Anadolu'daki 1071 öncesi Türk varlığının siyasî bir yapısının olmadığı, yalnızca kültürel ve sosyal bir özelliğe sahip olduğu da belirtilmelidir.
 
Türklerin Anadolu’daki varlığı Malazgirt’ten önce olsa da, bu toprakların vatan olarak kazanılmasında Malazgirt zaferinin önemi büyüktür. 26 Ağustos 1071 Malazgirt vatan kuran, eylül 1176 tarihli Miryakefalon vatan koruyan ve 26 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesi de vatan kurtaran zaferlerimizin karakteristik örnekleri olarak gösterilebilir.
 
Malazgirt aynı zamanda İslam dünyasını Hıristiyanlara karşı koruyan bir kalkan olmuştur.
 
Malazgirt Savaşı, Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen arasında gerçekleşen bir savaştır. Alp Arslan'ın zaferi ile sonuçlanmıştır.
 

Doğu sınırında ortaya çıkan ve giderek artan Türk-İslam tehlikesi Doğu Roma’yı telaşlandırmıştı.
Zira Selçuklular seferlerinde istilaya girişmiyor, yerleşim yerlerini tahrip etmiyor, halka zulümde bulunmuyor, hedef olarak Doğu Roma askeri mevkilerini hedef alıyordu. Selçukluların bu politikası Doğu Roma bünyesinde bulunan ve Doğu Romalı olmayan toplumların üzerinde olumlu bir etki bırakıyordu. Buda Doğu Romalı idareciler için daha büyük bir tehlikeydi. Zira aidiyet hissi bulunmayan bu toplumların Selçuklu idaresini tercih etmeleri daha da tedirgin edici bir sorun olacaktı.
 
Selçuklular Anadolunun içlerine doğru akınlarını ilerletirken Doğu Roma politik karışıklıklar içerisindeydi. Ülkenin yönetimi dul kalan Bizans İmparatoriçesi Eudoxie’nin elindeydi. Kendisi ülkenin yönetimi için yeterli değildi ve evleneceği kişi Doğu Roma İmparatoru olacaktı. Doğu Romalı idareciler, ülkedeki otorite boşluğunu tamamlamak ve yeni İmparatoru seçmek için Eudoxie’e pek çok damat adayı teklifinde bulundular. Ancak Edoxie, teklif edilen damat adaylarının yerine hapis tutulan Doğu Roma kumandanı Romen Diyojen’i tercih etti (1068).
 
Romen Diyojen, Roma ordusu içinde yüksek rütbelere yükselmiş başarılı bir askerdi ancak X. Konstantin Dukas’ın oğullarını tahttan indirmek için komplo hazırlamak suçundan hapsedilerek İdama mahkum edilmişti (1067). Eudoxie, Doğu sınırlarında artan Türk-İslam tehdidine karşı ülkeyi bir askerin yönetimine bırakmayı tercih etti ve hapisten çıkartıp affederek kendisiyle evlendi.

Romen Diyojen artık Doğu Romanın imparatoru konumundaydı ancak saltanat ailesinden olmadığı için onun imparator olmasına muhalif eden askeri ve siyasi gruplar bulunuyordu. Diyojen, yönetime geçtikten sonra politikalarını destekleyecek görevliler atayarak siyasi manevralarla muhalifleriyle baş edip kendisine karşı oluşan siyasi hareketleri engelledi. Romen Diyojen artık Doğu Romanın idaresini tam olarak üstlenmiş ve yerini sağlamlaştırmış oldu.

Bu tarihlerde Selçuklu Devleti, İslam ülkeleri için tehdit oluşturan Şii-Fatımi Devleti üzerine sefere çıkmaya hazırlanıyordu. Suriye’de bulunan Selçuklu Sultanı Alparslan, ordularını Mısıra doğru harekete geçirdi. Roman Diyojen ise büyük Doğu Seferi için uzun süredir devam ettiği hazırlıklarını tamamlamış, İmparatorluk askerlerinin yanı sıra Frank, Norman, Slav, Gürcü, Abaza, Kürt, Peçenek ve Uz’lardan tertip ettiği çoğu paralı askerlerden oluşan 70.000 kişilik bir orduyla Selçuklular üzerine sefere çıkmıştı.

Anadoluda yaşayan diğer bir azınlık olan Ermeniler ise bu seferberliğe yanaşmamıştı. Romen Diyojen, ordularıyla birlikte Sivas’a ulaşınca tabiyeti kabul etmedikleri için Ermeni Prenslerini ve tebaasını kılıçtan geçirerek öldürdü, Ermeni yerleşim yerlerini de Askerlerine yağma ettirdi. Böylelikle tabiyeti kabul etmeyen Ermenilerden intikamını almış, benzeri aykırılıklara karşı göz dağı vermiş oldu.

Türk Soyundan gelen Uzlar, Peçenekler ve Kıpçaklar; Afşin Bey, Artuk Bey, Kutalmışoğlu Süleyman Şah gibi Selçuklu komutanları tarafından verilen Türkçe emirlerden etkilenen bu süvari birlikleri de soydaşlarının yanına katılınca Bizans ordusu süvari gücünün önemli bir kısmını kaybetti. Sivas'ta soydaşlarına yaptıklarının acısını çıkartmak isteyen Ermeni askerleri her şeylerini bırakıp savaş alanından kaçınca Bizans ordusu için durumun vahameti arttı.

Ordusunu komuta etme olanağının kalmadığını gören Romen Diyojen yakın birlikleriyle kaçmaya kalktıysa da artık bunun imkânsız olduğunu gördü. Sonuçta tam bir bozgun havasına giren Bizans ordusunun büyük bölümü akşam hava kararıncaya kadar yok edildi. Kaçamayıp sağ kalanlar teslim oldular. İmparator omzundan yaralı olarak ele geçirildi.

Tüm dünya tarihi için büyük bir dönüm noktası niteliğinde olan bu savaş zafer kazanan komutan Alp Arslan'ın yenik İmparator IV. Romen Diyojen'le antlaşma yapmasıyla son buldu. İmparatoru bağışlayan ve ona iyi davranan Sultan antlaşmaya göre İmparatoru serbest bıraktı.

Bu zaferden itibaren Anadolu’ya Türklerin akınları artmış, Haçlı seferlerinden Osmanlı’nın kurulmasına kadar devam edecek bir süreç başlamıştır.
 
Kaynakça
Servet Somuncuoğlu, Sibirya'dan Anadolu'ya Taştaki Türkler, İstanbul 2010,
TRT, Damgaların Göçü Belgeseli,

Reklamlar

Önerilen Haberler

Bunlar da İlginizi Çekebilir

PYD, ANTİ-TANK FÜZE DEPOSUNU ELE GEÇİRDİ! Atatürk'ün Ekonomi Politikası TÜRK TARİHİNDE GİZEMLİ AİLE: SADATE NEHRİ OĞULLARI... Konut Fiyatlarında Bakınız Durum Nasıl... FLAŞ! ABD Başkan Adayı Trump AKP'den İlham Almış... Şerif Hüseyin’ İhaneti… İkinci Kanal Harekatında Neden Çekildik? Erdoğan'dan ŞOK İTİRAF! FLAŞ GELİŞME! TÜRKİYE İKNA OLDU

Bakmadan Geçme!

KAPAT
Ve ABD Savcısı Erdoğan'a Uzandı!