Ana Sayfa
02 Aralık 2018 ( 10 görüntülenme )

'Türkiye İLK KEZ Nasıl Borçlandı'

Yıl 1945…
Şubat ayında Kırım’da toplandılar. Masada üç büyük vardı: İngiltere, Amerika ve Sovyet Rusya yan yana yani Churchill, Roosevelt ve Stalin…
Konu: Uluslararası sorunların yeniden bir dünya harbine neden olmaması için ne yapılmalıydı?

TÜRKİYE SAVAŞ İLAN EDİYOR

Yalta Konferansı adıyla tarihe yazılan bu toplantıda Birleşmiş Milletlerin kurulması kararlaştırıldı. Türkiye’nin adı geçmedi. Çünkü Türkiye savaşta yoktu. Roosevelt, Türkiye’nin 1 Mart’a kadar ortak düşmana savaş ilan etmesi şartıyla bu yeni organizasyona davet edileceğini açıkladı. Türkiye, 23 Şubat 1945 tarihinde Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etti. 


Ardından… San Francisco Konferansı’na davet edildi. Ve Türkiye, tarihler 24 Ekim 1945’i gösterdiğinde resmen Birleşmiş Milletlerin bir üyesi oldu(1).
İkinci Dünya Harbi sona ermişti.

STALİN TEHDİDİ ABD HİMAYESİ

7 Ocak 1946.
Adnan Menderes, Celal Bayar, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü bir araya gelerek Demokrat Parti’yi kurdular. İşte tam da böylesi bir süreçte nasıl olduysa oldu, Sovyet Devlet Başkanı Stalin Türkiye’den toprak istemeye başladı. Boğazlar’da üs istiyor, üstüne de Kars-Ardahan’ın verilmesini talep ediyordu. Haliyle Stalin’in bu akla şok talepleri reddedildi.

MİSSOURİ ZIRHLISI TÜRKİYE'DE

Kendini tehdit altında hisseden Türkiye, o günün koşullarında ABD’yi sığınacak bir liman gibi gördü. Bu öylesi hem duygusal hem de siyasi yönelişti ki, eline geçen kozun farkındaki ABD o sıralar akla gelmeyecek bir jest yaptı ve ABD’de vefat eden Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Münir Ertegün’ün cenazesi, ABD Donanması’nın en büyük savaş gemilerinden birisi olan Missouri ile Türkiye’ye gönderildi.

 Düşünsenize bir, uzun yılların savaş yorgunu, yoksul ve fakir Türkiye birden bire dönemin yükselen gücü ABD’yi karşısında görüyor ve donanmasının hiç sahip olmadığı muhteşem bir savaş gemisi bir Türk’ün cenazesini taşıyordu.

Ülke coştu.
Bu coşku öyle bir ABD sevdasına yolaçtı ki Missouri’nin karşılanması için büyük hazırlıklar yapıldı, posta pulları çıkartıldı, caddelere bayraklar asıldı hatta özel ‘Missouri Sigaraları’ bile üretildi. Bu tıpkı 2004’te Ankara Büyükşehir Belediyesinin, Türkiye’nin AB’ye tam üye olduğu algısı verebilmek için sokakları AB bayraklarıyla donatmasıyla ortaya çıkan coşkuya benziyordu ama bu olmadı hala da olmuyor(2).

MARŞAL VE TRUMAN YARDIMLARI

24 Eylül 1946.
Son Sovyet notasından sonra, ABD Başkanı Truman Kongre’de yaptığı konuşmada Türkiye’den yana tavrını dünyaya ilan etti ve Kongre’den Sovyet tehdidi altındaki Yunanistan ve Türkiye’ye toplam 400 milyon dolarlık yardım yapılabilmesi için yetki istedi. Yetkiyi aldı ve tarihe Truman Doktrini olarak geçti.

4 Temmuz 1948.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın başlattığı ekonomik yardım planına Türkiye dahil edildi. Bu da Marshall Planı olarak tarihe yazıldı. Marshall yardımı için Türkiye ve 16 Avrupa ülkesi sıraya girdiler. Her ülke kendine göre bir ‘Ekonomik Kalkınma Programı’ hazırlayıp ABD’ye sundu. Yunanistan başta olmak üzere Türkiye dahil, Avrupa ülkelerinin sunduğu teklifleri inceleyen ABD altı milyar dolarlık yardım paketini ilgililere gönderdi. Türkiye de payına düşeni aldı(3).

İşte böylece ABD’ye yönelen Türkiye, ilk önce 1947’de ‘Truman Doktrini’ çerçevesinde 100 milyon dolarlık askeri yardım almakla, ardından gelen Marshall yardımına avuç açmakla Cumhuriyet kuruluş felsefesinde yer alan ‘öz kaynakların işletilmesi’ siyasetini terk etti ve ABD’ye borçlanarak kendine bugün hala sürüklenmekte olduğu yolu açtı.

CUMHURİYETİ KURANLAR BORÇ ALMADI

Oysaki cumhuriyet kurulduktan bir gün sonra İsmet İnönü ne demişti, hatırlayınız:

“Beyler!.. Lord Curzon’dan kredi, destek, yardım istersek, bizden ayrıcalık, öncelik, hak isteyecekler, bize yine küçümseyerek bakacak, onurumuzu kıracaklar. Bunun ne demek olduğunu bilen insanlarız. Yine sağmal ineğe döner, milletimizin hakkını yabancılara yedirmiş oluruz. Öyleyse dışarıdan yardım beklemeyeceğiz, tek kuruş istemeyeceğiz. Kendi bir kaşık yağımızla kavrulacağız. Hiçbir alanda israfa, gösterişe, lükse kaçmayacağız, hesapsızlık yapmayacağız. Tek kuruşu bile düşünerek harcayacağız. İşimiz imkânsızı başarmak. Hem de hızla.”

İşte bu siyaset 1950’lere girerken terk edildi, Türkiye hep borçlandı, hep borçlandı hala da borçlanıyor.

Erdal Sarızeybek

Yararlanılan kaynaklar:

Ertem, ‘Türkiye Üzerindeki Sovyet Talepleri ve Türk-Sovyet İlişkiler (1939-1947)’, s. 265.
Ertem, ‘Türkiye Üzerindeki Sovyet Talepleri ve Türk-Sovyet İlişkiler (1939-1947)’, s. 268.
Armaoğlu, ’20. Yüzyıl Siyasi Tarihi’, s. 443.
Başvuru kitabı: MENORA/ Işığın Gölgesindeki Darbe- Destek yayınları

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haberwww.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırmawww.bilgeturksam.com
Video Haberwww.sarizeybek.tv
Özel Haberwww.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAPwww.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ